YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5408
KARAR NO : 2023/3227
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/172 E., 2015/164 K.
KATILANLAR : Gümrük İdaresi, Türkiye Vakıflar Bankası Anonim
Ortaklığı, …
SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet,
Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet, eşya müsaderesi
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet Savcısı, katılan Gümrük İdaresi adına
Hazine vekili, sanık … müdafii, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/172 Esas, 2015/164 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanıklar …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik ve kaçakçılık suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
b) Sanıklar … ve … hakkında kaçakçılık suçundan 6455 ve 6545 sayılı Kanunlarla yapılan değişikliklerden önceki 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 16.660,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına, eşya müsaderesine karar verilmiştir.
c) Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına, eşya müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Sanık …’ın suç kastıyla hareket ettiğine dair mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığından adı geçen sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verildiğine ilişkindir.
B. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanıklar …, …, … hakkında şartları bulunmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ile re’sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
C. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Dava konusu eylemin kaçakçılık suçunun yasal unsurlarına vücut vermediğine, teminat mektuplarının özel belge niteliğinde olduklarına, beyannamelerde teminat mektuplarından bahsedilmediğinden beyannamelerin de sahteliğinden bahsedilemeyecek olması nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulamayacağına, aksi kabul edilse dahi sahteciliğin iğfal kabiliyetinin bulunmadığına ilişkindir.
D. Sanık …’ın Temyiz Sebepleri
Sahte teminat mektuplarını teslim edenin kendisi olmadığına, sahteliğin ortaya çıkması sonrası üzerinde ele geçen orijinal belgeleri teslim etmeye gittiği sırada yakalandığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Dosya kapsamına göre; sanıklardan …’ın Özkoçtur Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin sahibi ve yetkili temsilcisi olduğu, sanık … İlhan’ın …’ın çalışanı olduğu, …’nin Çağlar Gümrük Müşavirliği firmasının %99 hissesine sahip ortağı ve imza yetkilisi, sanık …’ın Çağlar Gümrük Müşavirliği firmasının %1 hissesine sahip ortağı olan dava konusu beyannamelerin gümrük müşaviri olduğu, sanık …’ın ise Çağlar Gümrük Müşavirliği firmasının gümrükteki işlerinin takibini yapan şirket çalışanı olduğu, Halkalı Gümrük Müdürlüğü
yetkililerince alıcısı Özkoçtur Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olan dahilde işleme rejimi kapsamındaki ithalatlara ilişkin 19.11.2013 tarihli, IM.261757 numaralı gümrük giriş beyannamesi ile 19.11.2013 tarihli, IM.261738 numaralı gümrük giriş beyannamesi kapsamında ibraz edilen 20.11.2013 tarihli ve 186.500,00 TL tutarındaki teminat mektubu ile 20.11.2013 tarihli ve 78.500,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının yapılan kontrolünde 2 ayrı beyanname için ibraz edilmelerine karşın, her iki teminat mektubu içeriğinde de 19.11.2013 tarihli, IM.261757 numaralı gümrük beyannamesinden bahsedildiğinin fark edilmesi üzerine yapılan detaylı incelemede teminat mektupları üzerindeki imzaların renkli fotokopi olduğundan şüphe edilerek, teminat mektuplarının düzenleyicisi olan Vakıflar Bankası Çukurambar Şubesi personeli ile yapılan telefon görüşmesinde, banka tarafından Özkoçtur Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi için teminat mektupları tanzim edilmekle birlikte ayrı beyannameler için tanzim edildiği bilgisi alınması sonrası Halkalı Gümrük Müdürlüğü yetkililerince İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğüne haber verildiği, ilgili müdürlük personelinin olay yerine intikal ederek teminat mektuplarını ibraz eden şahıslar olarak sanıklar … ve Fatik Pekacar’ı yakaladıkları, …’ın üst aramasında tablet bilgisayarın kılıfının altına gizlenmiş vaziyette 19.11.2013 tarihli, IM.261757 numaralı gümrük beyannamesi ile 19.11.2013 tarihli, IM.261738 numaralı gümrük beyannameleri için …’nın III. şahıs mevduat rehni ile kredi tutarının %30’u seviyesinde nakit bloke alınarak Özkoçtur Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine kullandırılan 2 ayrı teminat mektubu orijinallerinin ele geçirildiği, ilgili banka şubesi ile yapılan yazışmalar sonucu bahsi geçen beyannameler için banka tarafından teminat mektubu düzenlenmekle birlikte Gümrük İdaresi’ne ibraz edilen teminat mektuplarının banka tarafından tanzim edilen orijinal teminat mektupları olmadığı, sahteleri olduğunun belirlendiği, bu kapsamda beyanname konusu eşyalara ve sahte teminat mektuplarına el konulduğu anlaşılmıştır.
2.19.11.2013 tarihli, IM.261757 numaralı gümrük giriş beyannamesi ile 19.11.2013 tarihli, IM.261738 numaralı gümrük giriş beyannamelerinin birer örneklerinin dosya arasında bulunduğu ve resmi belge niteliğindeki gümrük beyannamelerinin 52 nci sütununda ”teminat” başlığı altında davaya konu teminat mektuplarından bahsedildiği anlaşılmıştır.
3.20.11.2013 tarihli ve 186.500,00 TL tutarındaki teminat mektubu ile 20.11.2013 tarihli ve 78.500,00 TL tutarındaki teminat mektubunun orijinallerinin suretlerinin dosya arasında bulunduğu, asıllarının Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2014 tarihli, 2014/588 Değişik İş sayılı kararı ile Özkoçtur Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine iadesine karar verildiği, sahteliği iddia olunanların ise dosya arasında suretlerinin bulunmayıp asıllarının adlî emanetin 2014/7971 sırasında kayıtlı bulundukları belirlenmiştir.
4.Sanık …’ın savunmasında; dahilde işleme rejimi kapsamında ithalat işlemlerini gerçekleştirebilmek için arkadaşı …’dan teminat mektubu temin etmesini istediğini, …’nın da teminat mektuplarını bankadan alıp kendisine verdiğini, ancak ithal ettiği malları işleyip ihraç edemez ise teminat paraya çevrilecek olacağından arkadaşının zarar görmesini engellemek maksadıyla teminat mektuplarının orijinallerini ibraz etmek yerine orijinalleri üzerinden sahtelerini yaptırarak gümrük işlemlerinde kullanması için sanık … ve yanındaki şahsa teslim ettiğini, sahtecilikten kendisi dışındaki kimsenin haberi olmadığını, eyleminden pişman olup yanlıştan dönmek için telefonla sanık …’i aradığı sırada olayın ortaya çıkmış olduğunu öğrendiğini, suç kastının olmadığını belirttiği, diğer sanıkların ise savunmalarında; sahtecilikten haberdar olmadıklarını beyan
ederek inkarda bulundukları belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekili ”sanıklar …, … ve … hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına” yönelik itiraz yasa yoluna başvuru dilekçesi ibraz etmiş ise de; sanıklar …, … ve … hakkında verilen kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı değil beraat kararı olduğu ve temyiz yasa yoluna tabi bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince yasa yolu ile merciide yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, Hazine vekilinin talebi sanıklar …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümleri ile sınırlı temyiz talebi olarak değerlendirilmiştir.
A. Sanıklar … ile … Hakkında Kaçakçılık ve Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneklerine göre sanık …’ın hükümden sonra 25.11.2020 tarihinde, sanık …’ın hükümden sonra 05.08.2022 tarihinde vefat ettiklerinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakkında Kaçakçılık ve Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Sanık … hakkında dava konusu beyannamelerin gümrük işlemlerini yürüten Çağlar Gümrük Müşavirliği firmasının ortağı ve imza yetkilisi olması nedeniyle kamu davası açılmış ise de; sanığın aşamalarda teminat mektuplarını ithalatçı şirket sahibinin getirdiğini, sahte olduklarını bilmelerinin mümkün olmadığını, gümrük müşavirliği firması olarak kendilerine tevdii edilen işi yaptıklarını, suçlamaları kabul etmediğini belirttiği, sanık …’ın da kendisi dışında kimsenin sahtecilikten haberi olmadığına dair beyanda bulunmuş olması karşısında; …’nin atılı suçlara iştirak ettiğine ilişkin savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak mahkûmiyetini gerektirir mahiyette delil bulunmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
C. Sanık … Hakkında Kaçakçılık ve Sahtecilik Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Sanık …’ın savunmasında; kendisine teminat mektuplarını getirenin sanık … olduğunu, teminat mektuplarında beyanname numarasının yanlış yazıldığını fark edince durumu ithalatçı şirkete telefonla bildirdiğini, şirketten bir yanlışlık olduğunu, doğru evrakları gönderip öncekileri geri alacaklarını söylediklerini, bunun üzerine …’ın gelerek, kendisinden, önceki evrakları istediğini, bir süre sonra görevlilerin gelerek işlem yaptıklarını belirttiği, …’ın savunmasında; patronu sanık …’ın kendisine zarf içerisinde bir takım evraklar vererek Halkalı Gümrüğündeki sanık …’a vermesini söylediğini, kendisinin de verdiğini, aynı gün öğleden sonra patronunun kendisini arayarak verdiği evrakların yanlış olduğunu, evrakları değiştirmesi gerektiğini söylediğini, doğru evrakları vermeye gittiği sırada henüz evrakları sanık …’e veremeden yakalandığını, teminat mektuplarının sahte olduğunu bilmediğini belirttiği, sanık …’ın mahkeme huzurunda da
doğruladığı kolluk ifadesinde; kendisi dışında kimsenin teminat mektuplarındaki sahtecilikten haberinin olmadığını belirttiği, buna göre …’ın yanında ücret karşılığı çalışan …’ın savunmasının aksine patronunun talimatıyla sanık …’e teslim ettiği teminat mektuplarının sahte olduklarını bildiğine dair delil bulunmadığı, sanığın, belge orijinallerinin üzerinde ele geçirilmesine ilişkin ise mantığa uygun izahatte bulunduğunun anlaşılmasına göre atılı kaçakçılık suçlarına iştirak ettiğine dair mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeksizin atılı sahtecilik ve kaçakçılık suçlarından beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Sanık … Hakkında Kaçakçılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Dahilde işleme rejimine ilişkin ilgili mevzuat hükümlerinin;
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Dahilde İşleme Rejimi başlıklı 108 inci maddesinin birinci fıkrasının ”Serbest dolaşımda olmayan eşya, işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edilmesi amacıyla, gümrük vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve vergileri teminata bağlanmak suretiyle, dahilde işleme rejimi kapsamında geçici olarak ithal edilebilir. Eşyanın işlem görmüş ürünler şeklinde ihracı halinde, teminat iade olunur. Eşyanın bu şekilde dahilde işleme rejiminden yararlanmasına şartlı muafiyet sistemi denir.” Aynı maddenin ikinci fıkrasının ”Serbest dolaşımda bulunan eşyanın işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilmesi halinde, bu eşyanın serbest dolaşıma girişi esnasında tahsil edilmiş olan ithalat vergileri, dahilde işleme rejimi kapsamından geri verilir. Eşyanın bu şekilde dahilde işleme rejiminden yararlanmasına geri ödeme sistemi denir.” şeklinde,
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası ”Eşyayı, sahte belge kullanmak suretiyle gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” aynı maddenin dördüncü fıkrası ”Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, sahte belge ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde olduğu, mahkeme tarafından sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm tesisi yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
İlgili mevzuat hükümleri ışığında somut olay irdelendiğinde; dahilde işleme rejimi çerçevesinde işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edileceği taahhüt edilen eşyalara ilişkin gerçekleştirilen ithalat işlemlerinin söz konusu olduğu, bahse konu ithalat işlemlerinin 4458 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında şartlı muafiyet sistemine tabi olduğu, ithalata konu eşyaların gümrük vergileri için dahilde işleme izin belgesine sahip alıcı firmadan ithalat vergilerinin tahsili yerine teminat mektubu istendiği, ibraz edilen teminat mektuplarının sahte olduğunun Gümrük İdaresince fark edildiği ancak yapılan fiziki muayenede beyannamelere konu kumaş cinsi eşyanın sayımında beyannamelerle uyumlu olduğunun belirlendiği olayda, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için sanığın başlangıçtan beri amacının, eşyayı gümrük vergilerini kısmen ya da tamamen ödemeden ülkeye sokarak yurt içinde kaçağa sarf etmek olduğunun ortaya konulması gerektiği, somut olayda sahteciliğin fark edilmesi üzerine beyannamelere konu eşyalar henüz ilgili şirket tarafından Gümrükten çekilmeden önce eşyalara el konulduğu, sanık …’ın savunma içeriği de gözetildiğinde gelinen aşamada kaçakçılık suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı, eylemin ancak sahtecilik suçu kapsamında
değerlendirilebileceği gözetilmeksizin, sanığın atılı kaçakçılık suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
E. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Dava konusu banka teminat mektupları özel belgelerden olmakla birlikte, resmi belge niteliğindeki gümrük beyannamelerinin 52 nci sütununda da söz konusu teminat mektuplarından bahsedilmesinin gümrük beyannamelerini içeriği itibarıyla sahte hale getirdiği, bu nedenle eylemin 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesindeki fikri içtima kuralları gereği resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında bulunduğu, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için sahteciliğin aldatma kabiliyetine haiz olması gerektiği, Gümrük İdaresi’nin ilgili banka şubesine gönderdiği 22.11.2013 tarihli, 15368 ve 15380 sayılı müzekkere içeriklerinde Gümrük İdaresince renkli çıktı oldukları, hologramlarının kolay çıkabilir durumda olduğu, hologramlarında yansıma olmadığı tespitlerine yer verilen, asılları adlî emanette kayıtlı bulunan, dosyada suretleri de bulunmayan teminat mektupları getirilerek aldatma yeteneklerinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, denetime elverişli şekilde dosya arasında bulundurulmalarından sonra sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanıklar … ve … hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/172 Esas, 2015/164 Karar sayılı beraat kararlarına yönelik katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kaçakçılık ve Sahtecilik Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanık … hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/172 Esas, 2015/164 Karar sayılı kararında katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilini temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık … Hakkında Kaçakçılık ve Sahtecilik Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle sanık … hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/172 Esas, 2015/164 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık …’ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
D. Sanık … Hakkında Kaçakçılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenle sanık … hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/172 Esas, 2015/164 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci
maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
E. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (E) bendinde açıklanan nedenle sanık … hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2014/172 Esas, 2015/164 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.