Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/10430 E. 2022/3481 K. 24.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10430
KARAR NO : 2022/3481
KARAR TARİHİ : 24.02.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10 madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2-TCK’nun 53. maddesinin uygulanması açısından 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı gözönünde bulundurularak hüküm oluşturulmasının gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de,
1-Malen sorumlunun alınan beyanında aracı suç tarihinden önce sattığını beyan edip buna ilişkin satış sözleşmesi de ibraz etmesi karşısında , sözleşmede alıcı olarak görünen … isimli şahıs ve sanık dinlenilerek, aracın iyi niyetli üçüncü kişiye ait olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle iadesine yada müsaderesine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Sanık hakkında takdiri indirim maddesi olan TCK.nun 62/1.maddesinin ilgili fıkrası gösterilmemek suretiyle CMK’nun 232/6 madde ve fıkrasına aykırı davranılması,
3-Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesinin ilgili fıkrasının TCK’nun 54/4. fıkrası yerine TCK.nun 54/1.fıkrası olarak gösterilmek suretiyle CMK’nun 232/6 madde ve fıkrasına aykırı davranılması,
4-Yargılama aşamasında hem Gümrük İdaresi’nin hem de davaya katılma hakkı olmayan … davaya katılmasına karar verildiği, karar başlığında da her iki kurumun da katılan olarak belirtildiği cihetle hüküm fıkrasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde hangi kurum lehine olduğu belirtilmeden “katılan vekili için” denilmek suretiyle vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.