YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12827
KARAR NO : 2023/4162
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/340 E., 2016/404 K.
SUÇ : 5188 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yürütülen soruşturma neticesinde, sanığın 5188 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2014/340 Esas, 2016/404 Karar sayılı kararı ile sanığın 5188 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan netice 2 … 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın suç kastının olmadığına, cezalandırılmasına yeter somut delil de bulunmadığına, dolayısıyla suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Kolluk görevlileri tarafından yürütülen denetimler sırasında, özel güvenlik hizmetini sanığın sahibi olduğu … Koruma ve Güv. Hiz. Ltd. Şti.’nin sunduğu İstanbul İkitelli’de bulunan Tümsan Sanayii Sitesi 1. Kısım’da yapılan çalışmalar sırasında, sitede bulunan şirket logolu güvenlik noktasında, Zafer … isimli şahsın özel güvenlik çalışma izni olmadığı halde özel güvenlik üniforması ile silahsız olarak görev yaptığı belirlenmiştir. Zafer …ı, tutanak tanzimi sırasında, 20.09.2013 tarihinden itibaren çalıştığını beyan etmiş, bir örneği dosya arasında mevcut nöbet listesine göre de 20.09.2013 tarihinden itibaren güvenlik noktasında çeşitli günlerde nöbetçi olarak görevlendirildiği anlaşılmıştır.
2.Sanık soruşturma aşamasında kollukta alınan beyanında, Zafer …ı isimli şahsın şirketle bir ilgisinin olmadığını, arkadaşını ziyaret geldiğini, üşüdüğü için özel güvenlik üniformasını giydiğini beyan etmiş, Mahkemece yapılan sorgusunda ise şirketinin adı geçen şahsı özel güvenlik görevlisi olarak istihdam etmediğini, şahsın kendi insiyatifi ile bu görevi yapmış olabileceğini savunmuştur.
3.Mahkemece tanık olarak dinlenen Zafer Sıvakçı, 20.09.2013 tarihinden itibaren özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını belirtmiş, tutanak mümzi tanıklar ise denetim için gittiklerinde, Zafer Sıvakçı’yı sanığın şirketinin özel güvenlik üniforması ile gördüklerini, sorduklarında ise özel güvenlik kimlik belgesinin olmadığını tespit ettiklerini beyan etmişlerdir.
IV. GEREKÇE
5188 sayılı Kanun’un, sanığın üzerine atılı suçu düzenleyen 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki düzenlemenin “… istihdam eden kişi, kurum, kuruluş veya şirketlerin yetkilileri,…” şeklinde olduğu görülmektedir. Dosya kapsamına göre, Mahkemece sorulması üzerine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 30.04.2015 tarihli yazısıyla şirket yetkilisinin Hatice Şahin olduğunun bildirildiği ve Mahkemece de adı geçen şahıs ile sanık dışındaki şirketin diğer ortakları hakkında da suç duyurusunda bulunulduğu gözetildiğinde, bu kişiler hakkında dava açılıp açılmadığı araştırılıp, dava açılmış ise dosyalar birleştirilerek suç tarihinde atılı fiil yönünden şirket yetkilisinin kim olduğu belirlenip sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun’un Geçici 5 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama
usulünün uygulanmamasının Anayasa’nın 38 … maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen Geçici 5 … maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2014/340 Esas, 2016/404 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.