Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/13059 E. 2021/12032 K. 07.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13059
KARAR NO : 2021/12032
KARAR TARİHİ : 07.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nun 44. maddesinde “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmesi, bir fiilden kastedilenin sanığın hareket veya hareketlerinin bir sonucu elde etmeye (bir suçu işlemeye) yönelik olması, bu nedenle de fiilde birden fazla hareketin bulunabilmesi karşısında; sanığa ait iş yerinde yapılan denetimde sahte bandrollü ve bandrolsüz kitap ele geçirildiği nazara alındığında, tespit edilen sanığın eyleminin TCK’nın 44. maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanunun 81/9. maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 71/1, 81/13 maddeleri uyarınca hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- 5237 sayılı Kanunun 43. maddesindeki kişi tabiriyle kastedilenin suçun mağduru olması, haklara tecavüzün önlenmesi başlıklı 5846 sayılı Kanunun 81. maddesinde düzenlenen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda Dairemizin de benimsediği Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması, bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde de bu durumun değişmeyeceği, zira 5237 sayılı TCK’nun hazırlanmasında esas alınan suç genel teorisine göre tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacak olup bu nedenle tüzel kişiliğe haiz meslek birliklerinin ve yayın evlerinin şikayeti nedeniyle sanık hakkında TCK’nun 43. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma olanağı bulunmadığı halde anılan fıkra uygulanarak fazla ceza tayini,
2-Suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK’nun 231/8. fıkrasına eklenen cümle gereği her ne kadar denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmesi hâlinde bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez ise de, CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün maddi hukuka yönelik sonuçları olacağı gözetilip 5237 sayılı TCK’nun 7/2. maddesi uyarınca suç tarihinde sanığın lehine olan hükmün uygulanacağı cihetle, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmayan, suç tarihi itibarıyla CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel adli sicil kaydı bulunmayan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanık hakkında, CMK’nun 231/6-b hükmü uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği
hususunda oluşan kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile değişik ve suç tarihi itibariyle uygulanması mümkün olmayan CMK’nun 231/8. maddesindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nun 326/son madde ve fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 07.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.