YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15904
KARAR NO : 2023/689
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/29 E., 2016/122 K.
SUÇ : 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/29 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na (2820 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 ay 20 gün hapis ve 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine, karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.02.2021 tarihli ve 2016/203033 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Yargıtay ( Kapatılan ) 19. Ceza Dairesi’ne tevdi olunmuş, anılan Daire’nin 01.07.2021 tarih, 2021/2114 Esas, 2021/17694 Karar sayılı kararı ile Daire’ye gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
1.Kararın eksik inceleme sonucunda verilmiş olduğuna,
2.Aynı döneme ilişkin olarak hakkında daha önceden de yargılamalar yapılmış olunması nedeni ile eğer ortada suç var ise, bir suç nedeni ile birden fazla ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
3.Yapılan kayıtlardan haberinin olmaması ve imzası bulunmamasının karşısında, sırf ilçe başkanı olarak görev yapmış olması nedeni ile sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğuna,
4.Re’sen belirlenecek nedenlere, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mağdur …, 10.12.2015 tarihli dilekçesi ile bilgisi dışında Adalet ve Kalkınma Partisi Tomarza İlçe Başkanlığı’nda üye olarak kaydının yapıldığını belirtmiştir.
2.Adalet ve Kalkınma Partisi Tomarza İlçe Başkanlığı’nın 19.01.2016 tarihli cevabi yazısında, …’un 04.08.2011 tarihinde, eski İlçe Başkanı olan sanık … tarafından üye yapıldığı belirtilmiştir.
3.Sanığın aşamalarda alınan savunmalarına, 2008 -2014 yılları arasında İlçe Başkanlığı görevinde bulunduğunu, ilçe başkanı olarak bilgisayar kayıt şifresi ile üye kaydı yapılması için bilgisayarının sürekli açık olduğunu, gençlik kollarından ve parti yöneticisi olan kişilerin gelip gittiği dönemlerde kendi şifresi ve bilgisayarı kullanılarak üye kaydı yapılmış olabileceğini, şikayetçinin de sehven bu nedenle üye kaydı yapılmış olabileceğini, hiçbir şeyden haberi olmadığını, üye kayıtlarında referans kısmında ismimin yazmasının nedeninin ise kendi bilgisayarı kullanılarak üye yapılmasından ve kendisinin İlçe Başkanı olarak görev yapmış olmasından dolayı olduğunu, görev nedeniyle isminin yazdığını, suçlamaları kabul etmediğini, aynı suçtan daha önce Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/15 Esas sayılı dosyası ile yargılanmış olduğunu, ilgili davanın mükerrer açıldığını beyan etmiş ve Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/358 Esas, 2015/663 Karar sayılı kararını da emsal olarak ibraz ettiği anlaşılmıştır.
4.Mağdur, talimat mahkemesince alına beyanında, kaydının silinmesini istediğini, daha önce şikayetçi olmuş ise de sanıktan şikayetçi olmadığını, davaya katılmak istemediğini beyan etmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Bürosu’nun 16.02.2016 tarihli yazısında; mağdurun, 2011-Aralık döneminde üye olarak bildirildiği ve üyeliğinin halen devam ettiği belirtilmiştir.
6.Mahkemece, 31.03.2016 tarihli celsede, sanık savunmasında belirtilen dava dosyalarının incelendiği,
yapılan inceleme sonucunda sanık hakkında aynı suç isnadı nedeni ile yargılama yapıldığı belirtilmekle
birlikte, dosyalarda yer alan mağdur ya da şikayetçilerin farklı kişiler olduğundan sanık hakkında açılan davanın mükerrir olmadığı değerlendirilmiştir.
7.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın suçu sabit kabul edilerek suçun işleniş şekli, sanığın öncesinde benzer suçlardan kaydının bulunması ve halen mağdura ait üye kaydının silinmemiş olması, suçun konusunun önem ve değeri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi aşamasında alt sınırdan uzaklaşılmış, sanık hakkında daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kaydının bulunması ve şartların oluşmaması nedeni ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve sekizinci fıkraları uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına, sanık hakkında suçun işleniş şekli, sanığın kişiliği dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi uyarınca hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına, sanığın daha önce 3 aydan fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilmemiş olması, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlığı dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluştuğundan sanığa verilen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl denetim süresi belirlenerek ertelenmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Aynı Suç Nedeni İle Birden Fazla Ceza Verildiğine Yönelik Savunma Ve Temyiz Yönünden
Sanık savunmasında gerçek dışı üye olarak kaydedilen başka bir kişi nedeni ile sanık hakkında dava açıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında açılmış mükerrer davanın bulunmadığına dair Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B.Re’sen Tespit Edilen Hukuka Aykırılıklar Yönünden
Suça konu eylemin ön ödemeye tabi suç kapsamında kaldığı anlaşılmakla, soruşturma aşamasında usûlüne uygun olarak ön ödeme ihtaratı tebliğ edilmeden kamu davası açılan sanık hakkında, mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 75 inci maddesi gereği ön ödeme teklifinde bulunulmasıyla aynı maddede yazılı 10 günlük süre içinde ön ödeme şartının yerine getirilmesi beklenerek, sonucuna göre açılan kamu davasının düşmesine veya devamına karar verilmesiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken usûlüne uygun ön ödeme ihtaratı yapılmadan hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre ise;
1.2820 sayılı Kanun’un 114 nci maddesinde öngörülen hapis cezası üst haddinin 3 ay olduğu gözetilerek;
Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin anılan Kanun’un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kovuşturma evresine geçilmiş ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Yasanın 31
inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan hükme bağlanmı ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca dosyanın basit yargılama usûlü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
2.Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde yer alan düzenlemeler uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda oluşan kanaate göre hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile değişik ve suç tarihi itibariyle uygulanması mümkün olmayan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasındaki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
3.2820 sayılı Kanun’ un 114 üncü maddesinin tek fıkradan oluşmasına karşın, sanık hakkında verilen mahkumiyet kararında uygulama maddesi olarak aynı maddenin ikinci fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
4.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, mağdurun rızası dışında üye olarak kaydedildiği tarih olan 04.08.2011 tarihi yerine, şikayet dilekçesinin verildiği tarih olan 10.12.2015 tarihi olarak kabul edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/29 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.