Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/16098 E. 2023/2770 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16098
KARAR NO : 2023/2770
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/114 E., 2015/134 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 12.11.2013-11.08.2014
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli ve 2014/114 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya kalma suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin son cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 10 eşit taksitte tahsiline, 1632 sayılı Kanun’un 5739 sayılı Kanun ile değişik Ek 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.02.2021 tarihli ve 2016/189737 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

I. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmama gerekçesi olarak gösterilen 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/9 Esas, 2012/103 Karar sayılı, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas, 2013/16 Karar sayılı kararlarıyla iptal edildiği anlaşılmakla, sanık hakkında uygulanmasına yasal bir engel bulunmayan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunun değerlendirilmemiş olmasının usul ve Kanun’a aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, bakaya kabahati nedeniyle Dicle Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 25.09.2013 tarihli ve 2013/396 Karar sayılı kararıyla 500,00 TL idari para cezasıyla cezalandırıldığı, kararın 27.10.2013 tarihinde sanığa tebliğ edildiği ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 27 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 15 günlük itiraz süresinin 11.11.2013 tarihinde sona ermesi ile kesinleştiği, hakkında kesinleşmiş idari para cezası bulunmasına rağmen bakaya suçunu işlemeye devam eden sanığın, 11.08.2014 tarihinde kendiliğinden Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat ettiği anlaşılmıştır.

2.Sanığın savunmasında, suç kastının olmadığını, celp dönemlerinde KPSS ‘ye hazırlandığını, bu nedenle celp dönemlerinden haberinin olmadığını beyan ettiği belirlenmiştir.

3.Sanık hakkında bakaya kabahati nedeniyle verilen Dicle Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 25.09.2013 tarihli ve 2013/396 Karar sayılı idari yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.

4.İdari yaptırım kararının 27.10.2013 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.

5.Sanığın 11.08.2014 tarihinde kendiliğinden Askerlik Şubesine müracaat ettiğine dair belge dosya arasında bulunmaktadır.

IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında kurulan hüküm;

Hükümden sonra 03.08.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7146 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile 1111 sayılı Kanun’a eklenen geçici 55 inci maddenin birinci fıkrasında, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış ve 1 Ocak 1994 tarihinden (bu tarih dahil) önce doğan 1076 sayılı Kanun ile bu Kanuna tâbi yükümlüler; istekleri halinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde askerlik şubelerine veya yurt dışı temsilciliklerine başvurmaları, 15.000 Türk lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödemeleri ve 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirmeleri şartıyla askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar.”

hükmünün; aynı maddenin altıncı fıkrasında ise “Bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında saklı, yoklama kaçağı ve bakayadan dolayı idari ve adli soruşturma ve kovuşturma yapılmaz, başlatılmış olanlar sona erdirilir ve bu suçlara ilişkin kesinleşmiş idari para cezaları tahsil edilmez” hükmünün düzenlendiği dikkate alındığında;

Bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından, sanığın, 7146 sayılı Kanun kapsamında bedelli askerlik için başvuruda bulunup bulunmadığı, başvuruda bulunmuş ise 15.000 Türk Lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödeyip ödemediği, ayrıca üç ay içinde başvurması ve bedelini yatırmış olması halinde 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılması ve elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2.7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda “basit yargılama usulü”nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanunla 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş…” dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de,

Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

3.Anayasa Mahkemesinin, 23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmî Gazete’de gerekçesi yayımlanmış olan, 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş bulunması, anılan karar ile 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenen bakaya suçundan yargılanmakta olan sanık hakkında, kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini engelleyen kanun hükmünün iptal edildiğinin anlaşılması karşısında; suç tarihleri itibarıyla sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumun bulunmadığı görüldüğünden, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

4.Sanık hakkında tayin olunan hapisten çevrili adlî para cezasının 10 eşit taksitle tahsiline karar verilirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi,

5.Yargılama gideri olarak hesaplanan miktarın, 6352 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 324 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle gereğince, 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olduğunun ve bu nedenle sanığa yargılama gideri olarak yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,

6.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin 12.11.2013-11.08.2014 yerine 2013 şeklinde gösterilmesi,

Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli ve 2014/114 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.03.2023 tarihinde karar verildi.