YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16099
KARAR NO : 2023/3046
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/101 E., 2016/161 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 18.06.2014-04.01.2015 ve 05.01.2015-11.05.2015
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Havza Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2015/101 Esas, 2016/161 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1.18.06.2014-04.01.2015 tarihleri arasında bakaya suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile
cezalandırılmasına,
2.05.01.2015-11.05.2015 tarihleri arasında bakaya suçundan 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin dördüncü cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükümleri temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Ladik Kaymakamlığı İdare Kurulu Bürosunun 21.08.2014 tarihli kararı ile hakkında bakaya kabahatinden kesinleşmiş idarî para cezası bulunan sanığın 18.06.2014-04.01.2015 ve 05.01.2015-11.05.2015 tarihleri arasında iki ayrı bakaya kalma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davaları açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek hakkında iki ayrı mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın 18.06.2014-04.01.2015 tarihli bakaya suçuna ilişkin savunmasında; askere gitmesi gerektiğini ancak gidemediğini beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanık hakkında bakaya kalma kabahati nedeniyle verilen Ladik Kaymakamlığı İdare Kurulu Bürosunun 21.08.2014 tarihli ve 5949 Esas, 83 Karar sayılı idari yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.
4.İdarî yaptırım kararının 09.12.2014 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.
5.Sanığın 04.01.2015 ve 11.05.2015 tarihinde yakalanmasına dair yakalama tutanakları dosya arasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
1.Başka suçtan farklı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığın duruşmalardan bağışık tutulma talebinde bulunmaması karşısında, hükümlerin verildiği 23.02.2016 tarihli son oturumda SEGBİS yoluyla veya bizzat duruşmada hazır bulunması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü ve 196 ncı maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Sanık hakkında bakaya suçundan dolayı Palu Asliye Ceza Mahkemesinde 2015/101 Esas numaralı dosyada yargılama devam ederken, aynı sanık hakkında aynı Mahkemede yine bakaya suçu nedeniyle 2015/222 Esas sayılı dosya üzerinden yargılama başlatıldığı, müteakiben hukuki ve fiili irtibat dolayısıyla yargılama dosyalarının 2015/101 Esas numaralı eski dosyada birleştirildiği, sanığın ise yalnızca 2015/101 Esas sayılı dosyadaki iddianamenin okunması suretiyle savunmasının alındığı, birleşen diğer dosyadaki iddia ile ilgili birleşmeden önce ya da birleştirme kararından sonra savunmasının tespit edilmediği anlaşılmış olup, 05.01.2015-11.05.2015 tarihleri arasındaki bakaya suçu ile ilgili olarak sanığa iddianamenin okunup, bu olayla ilgili yöntemine göre savunması alınmadan yazılı
şekilde hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
3.1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan bakaya suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezası bulunması gerekmektedir.
Somut olayda sanık hakkında Ladik Kaymakamlığı İdare Kurulu Bürosunun 21.08.2014 tarihli ve 5949 Esas, 83 Karar sayılı kararı ile verilen idarî yaptırım kararının sanığın mernis adresinde doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre 09.12.2014 tarihinde muhtara teslim edildiği anlaşılmış olup;
11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun’la değişik Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebligatın muhatabın bilinen en son adresine yapılması, bilinen en son adresinin tebligata elverişli olmaması veya tebligat yapılamaması halinde adres kayıt sistemindeki adresine aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi gerektiği, buna karşılık muhatabın beyan adresi ile mernis adresinin aynı olması durumunda ise öncelikle şerhsiz tebligatın 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğe çıkarılıp, bilâ tebliğ iade edilmesi halinde aynı adrese 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına istinaden şerhli karar tebliği yapılmasının zorunlu olduğu nazara alındığında, idarî yaptırım kararının, sanığın mernis adresinde usulsüz olarak doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında usule uygun şekilde kesinleşmiş bir idarî yaptırım kararının bulunmaması sebebiyle unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçlardan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Havza Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2015/101 Esas, 2016/161 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.