YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16186
KARAR NO : 2023/2769
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/67 E., 2015/251 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 29.11.2014-07.01.2015
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Beylikova Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/67 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 1632 sayılı Kanun’a eklenen Ek 10 uncu maddesi gereği yasal imkansızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına, 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin (A) bendi uyarınca da sanığın cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.02.2021 tarihli ve 2016/192429 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; yasal imkansızlık nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hükümleri uygulanmamış ise de; Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas, 2013/16 Karar sayılı kararı ile, Ek 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının iptal edildiği, dolayısıyla 2014 olan suç tarihi yönüyle sanık hakkında HAGB kararı verilmesi gerekirken hakkında aleyhe hüküm kurulmasının usul ve Kanun’a aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mülga 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesine göre yoklama kaçağı fiilinden dolayı idari para cezası verilmesinden sonra sanığın 29.11.2014-07.01.2015 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, Mahkemece de sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın savunmasında özetle, askerliğe elverişli olmadığına dair raporu nedeniyle askerlikle ilgili herhangi bir işlem yaptırmadığını, suç kastının bulunmadığını beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanık hakkında yoklama kaçağı kabahati nedeniyle verilen Alpu Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 30.12.2013 tarihli ve 4782 Esas, 63 Karar sayılı idari yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.
4.İdari yaptırım kararının 06.02.2014 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
1.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre o yer Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Anayasa Mahkemesinin, 23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmî Gazete’de gerekçesi yayımlanmış olan, 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş bulunması, anılan karar ile 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenen yoklama kaçağı suçundan yargılanmakta olan sanık hakkında, kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini engelleyen kanun hükmünün iptal edildiğinin anlaşılması karşısında suç tarihleri itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına engel bir durumun bulunmadığı anlaşılmakta ise de;
1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idari
para cezası bulunması gerekmektedir.
Somut olayda sanık hakkında yoklama kaçağı kabahatinden verilen Alpu Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 30.12.2013 tarihli ve 4782 Esas, 63 Karar sayılı idari yaptırım kararı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10 uncu maddesine göre öncelikle sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartılması, ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekirken doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkartılması ve bu adreste 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre 06.02.2014 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında doğrudan MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan idari yaptırım kararı tebligatının usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında usule uygun şekilde kesinleşmiş bir idari yaptırım kararının bulunmaması sebebiyle unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Beylikova Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/67 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.