Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/17150 E. 2023/3049 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17150
KARAR NO : 2023/3049
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/115 E., 2016/933 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 23.07.2015-06.11.2015
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2016 tarihli ve 2016/325 Esas, 2016/302 İddianame No’lu iddianamesiyle sanık hakkında yoklama kaçağı suçunu işlediğinden bahisle 1112 sayılı Askerlik Kanunu’nun 89, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 58 nci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2016/115 Esas, 2016/933 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun (1111 sayılı Kanun) 189 uncu maddesinin son fıkrası delaletiyle 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.03.2021 tarihli ve 2016/376006 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suçlamayı ve mahkûmiyet kararını kabul etmediğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Giresun Valiliği İl İdare Kurulunun 07.04.2015 tarihli kararı ile hakkında kesinleşmiş idarî para cezası bulunan sanığın yoklama kaçağı olarak aranmakta iken 06 Kasım 2015 tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından yakalandığı, böylece yoklama kaçağı suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.

2.Sanığın savunmasında; “Askere gitmedim, doğrudur” şeklinde beyanda bulunduğu ve suçunu ikrar ettiği belirlenmiştir.

3.Sanık hakkında yoklama kaçağı kabahati nedeniyle verilen Giresun Valiliği İl İdare Kurulunun 07.04.2015 tarihli ve 12502 Esas, 90 Karar sayılı idarî yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.

4.İdari yaptırım kararının 07.07.2015 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.

5.Sanığın 06.11.2015 tarihinde yakalandığına dair yakalama tutanağı dosya arasında bulunmaktadır.

6.Sanığın ayrıntılı askerlik sahafatını içerir belge dosya arasında bulunmaktadır. Askerlik safahatını gösterir belgede sanığın 06.11.2015 tarihinde tekrar yakalandığı, kesinleşmiş idarî para cezası bulunduğundan hakkında suç dosyası düzenlendiği hususunun belirtildiği görülmüştür.

7.Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı ile nüfus aile kayıt örneği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hüküm;
1.UYAP sisteminden yapılan sorgulamada sanığın muhtelif tarihlerde yoklama kaçağı suçunu işlediği iddiasıyla Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/721 Esas sayılı dava dosyası ile 2018/370 Esas sayılı dava dosyasında yargılandığının ve hakkında beraat kararı verildiğinin anlaşılması karşısında;

anılan dava dosyalarının aslı ya da onaylı suretleri getirtilip incelendikten sonra bu dosya içine konulması, sanığın 23.07.2015-06.11.2015 tarihleri arasındaki yoklama kaçağı eylemi yönünden mükerrer dava olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu,

2.Mükerrer dava bulunmadığının tespit edilmesi halinde; sanık hakkında 1112 sayılı Askerlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı halde, 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi,

3.Hükümden sonra 03.08.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7146 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu’na (1111 sayılı Kanun) eklenen geçici 55 inci maddenin birinci fıkrasında, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış ve 1 Ocak 1994 tarihinden (bu tarih dahil) önce doğan 1076 sayılı Kanun ile bu Kanuna tabi yükümlüler; istekleri halinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde askerlik şubelerine veya yurt dışı temsilciliklerine başvurmaları, 15.000 Türk lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödemeleri ve 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirmeleri şartıyla askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar.” hükmünün; aynı maddenin altıncı fıkrasında ise “Bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında saklı, yoklama kaçağı ve bakayadan dolayı idarî ve adlî soruşturma ve kovuşturma yapılmaz, başlatılmış olanlar sona erdirilir ve bu suçlara ilişkin kesinleşmiş idarî para cezaları tahsil edilmez” hükmünün düzenlendiği dikkate alındığında;

Bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından, sanığın, 7146 sayılı Kanun kapsamında bedelli askerlik için müracaatta bulunup bulunmadığı, müracaata bulunmuş ise 15.000 Türk Lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödeyip ödemediği, ayrıca üç ay içinde başvurması ve bedelini yatırmış olması halinde 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılması ve elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

4.7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda “basit yargılama usulü”nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun’la 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş…” dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de,

Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

5.Sanığın yoklama kaçağı suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi sırasında uygulama maddesi olarak 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesi sırasında (a) bendinin gösterilmemiş olması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,

6.Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/592 Esas, 2015/198 Karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetin, 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçuna ilişkin olduğu ve hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle bu suçun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olup tekerrüre esas alınan ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

7.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin sanığın yoklama kaçağı kaldığı tarihleri kapsayacak şekilde 23.07.2015-06.11.2015 biçiminde gösterilmesi yerine 06.11.2015 olarak gösterilmesi,

8.Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında sanığın ismi … olarak doğru gösterildiği halde, hükmün esasını teşkil eden kısa kararda sanığın soy isminin Beyar olarak gösterilmesi,

Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2016/115 Esas, 2016/933 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.03.2023 tarihinde karar verildi.