Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/17674 E. 2022/14665 K. 24.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17674
KARAR NO : 2022/14665
KARAR TARİHİ : 24.10.2022

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/167 (E) ve 2016/521 (K)
SUÇ : 1163 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Gerekçeli karar başlığında suç tarihi “01/07/2015” yerine “2015 yılı ocak ve haziran ayları” olarak yazılmışsa da, bu husus mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.

Sanıkların yasal süresi içerisinde genel kurulu toplantıya çağırdıkları ve 22.06.2014 tarihli toplantıda yeniden yönetim kurulunda görev almak istemediklerinin zapta geçmiş olması karşısında, CMK’nun 223/2-c maddesi uyarınca, suç işlemeye yönelik kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin farklı gerekçeyle verdiği beraat kararının netice itibarıyla usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla;

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme aykırı olarak ONANMASINA, 24.10.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(M)

MUHALEFET ŞERHİ

Daire çoğunluğu kararında her ne kadar “sanıkların yasal süresi içinde genel kurulu toplantıya çağırdıklarını” ifade etmiş ise de açılan davanın konusunun kooperatifin 2014 yılı faaliyetlerine ait 2015 yılında 1 Temmuz tarihine kadar yapılması zorunlu olan olağan genel kurul toplantısı ile ilgili olduğu, 2015 yılında olağan genel kurul toplantı çağrısının son yönetim kurulu üyeleri olan sanıklar tarafından yapılmadığı, dalayısıyla 2015 yılında olağan genel kurul toplantısının gerçekleşmediği hem dosyada mevcut Kastamonu İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün yazısı ve eklerinden hem de her üç sanığın 2015 yılında olağan genel kurul toplantısının gerçekleşmediği yönündeki beyanlarından anlaşılmaktadır.

Daire çoğunluğu ile şahsım arasında çıkan hukuki uyuşmazlık; bir kooperatifte yönetim kurulunun görev süresinin sona ermesine rağmen yeni yönetim kurulunun seçilememesi ve yenisi seçilene kadar son yönetim kurulunun görevine devam edeceğine dair ana sözleşmede hüküm bulunması durumunda; görev süresi dolan son yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu süresinde olağan toplantıya çağırmamasından dolayı olağan genel kurul toplantısının yapılamaması nedeniyle, görev süresi dolan son yönetim kurulu üyeleri için 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun ek 2/2. maddesinde yer alan “genel kurulu süresinde olağan toplantıya çağırmama suçu”nun oluşup oluşmayacağına ilişkindir.

Daire çoğunluğu kararında, bu durumda sanıkların yani son yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ceza hukuku açısından sorumlu olmadığına, sanıklar açısından suçun manevi unsurunun oluşmadığına karar vermiş iken, sanıkların ceza hukuku sorumluluğu bulunduğu görüşünde olduğum için bu muhalefet şerhini kaleme almış bulunmaktayım.

Yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin dolduğu ancak yeni yönetim kurulunun seçilemediği durumlarda, yenisi seçilene kadar son yönetim kurulunun görevine devam edeceğine dair kooperatif ana sözleşmesinde bir hüküm bulunması kaydıyla, görev süresi dolmuş son yönetim kurulu başkan ve üyelerinin Kooperatife karşı olan sorumluluk ve yükümlülükleri devam etmektedir. Zira hem konuyla ilgili olan mevzuat (1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m.43, m. 45, m.55,/1, m.98, m.ek 2/2; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 410) hem de kooperatif anasözleşmesi (somut olayımızda anasözleşme m. 74/2) gereği, görev süreleri sona eren son yönetim kurulu üyelerinin, kooperatif genel kurulunu zamanında toplantıya çağırmama suçundan dolayı ceza hukuku sorumluluğunun bulunduğu kanaatini taşımaktayım. Zira bu durumda yönetim kurulu üyeleri, Kanun ve anasözleşme ile kendilerine verilen görev ve sorumluluğu ihmal etmiş olup, bu ihmali hareket cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Muhalefet şerhimde hem konuyla ilgili mevzuat hükümleri olan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m.43, m. 45, m.55/1, m.98. m.ek2/2 ila 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 410’da yer alan düzenlemeleri hem de söz konusu kooperatif anasözleşmesinin ilgili hükmü olan m.74/2’yi irdeleyeceğim.

1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 43. maddesi genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi olan kooperatif organlarını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, kooperatif yönetim kurulu veya anasözleşme ile bu hususta yetkili kılınan diğer bir organ ve gerektiğinde denetçiler kurulu, ortağı olduğu üst birlik ve tasfiye memurları genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahiptirler. Ancak genel kurul yukarıda belirtildiği şekilde toplanamadığı takdirde ilgili bakanlık da, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahiptir.

1163 sayılı Kanunun 45. maddesi ise şu şekildedir.

“Madde 45 – (Değişik: 4/10/1988 – 3476/11 md.)
Genel kurul olağan ve gerektiğinde olağanüstü olarak toplanır. Olağan toplantının her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması zorunludur. (Ek cümle: 18/6/2017-7033/9 md.) 

Genel kurul, anasözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır.

Genel kurul toplantı tarihi, yeri ve gündemi toplantıdan en az 15 gün önce ilgili bakanlığa ve mülki idare amirliğine yazılı olarak bildirilir”.

Kooperatifler Kanununun “anonim şirket hükümlerine atıf” başlığını taşıyan 98. maddesi gereğince ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.

Türk Ticaret Kanununun 410. maddesi şöyledir:

“Yetkili ve görevli organlar

Madde 410- (1) Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler.”

1163 sayılı Kooperatifler Kanununun yönetim kurulu üyeleri için kooperatifi olağan genel kurul toplantısına çağırma yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğün ihlali halinde cezai müeyyideyi düzenleyen “cezai sorumluluk” başlıklı ek 2/2. maddesi şu düzenlemeyi içermektedir:

“Ek Madde 2 – (Ek: 6/10/1988 – 3476/26 md.; Değişik: 23/1/2008-5728/340 md.)

(2) 45 inci maddenin birinci fıkrası gereği genel kurulu zamanında olağan toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri … dokuz aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adlî  para cezası ile cezalandırılırlar.”

1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun anasözleşmede yer alması mecburi hükümlere ilişkin 4. maddesinin 7. fıkrasında yönetim kurulu üyelerinin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin hükümlerin de anasözleşmede yer alması gerektiği ifade edilmektedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun konuyla ilgili 4. madde hükmü şöyledir:

“D) Anasözleşmeye konacak hükümler:

I – Mecburi hükümler:

Madde 4 – Kooperatif anasözleşmesinde aşağıdaki hususlara ait hükümlerin yer alması gerektir.

7. Kooperatifin yönetici ve denetleyici organlarının görev ve yetki ve sorumlulukları ve seçim tarzları”

1163 sayılı Kanunun “kuruluş, muteberlik şartları,…” başlığını taşıyan 2. maddesine göre bir kooperatif en az 7 ortak tarafından imzalanacak anasözleşme ile kurulur.

1163 sayılı Kanunun 8. maddesine göre ise “… ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvurmak zorundadır”. Bu maddeye göre aynı zamanda kooperatif üyesi olmak durumunda bulunan yönetim kurulu üyeleri de anasözleşmeninin kendisine yüklediği bütün yükümlülükleri kabul etmiş bulunmaktadır.

İlgili Kooperatif ana sözleşmesinin (somut olayımızda Sınırlı Sorumlu Çiçekyayla Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Anasözleşmesinin) 74/2. maddesinde “yeni üyeler seçilip göreve başlayıncıya kadar eskileri göreve devam eder” hükmü ile son yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının yeni yönetim kurulunun seçilip göreve başlayıncaya kadar devam ettiğine dair bir emredici nitelikte bir düzenlemenin anasözleşmede yer aldığı görülmektedir.

Yönetim kurulunun en temel yükümlülüklerinden birisi de kuşkusuz ki ana sözleşme hükümlerini yerine getirmektir. Zira 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun yönetim kurulunun ödev ve sorumluluklarını düzenleyen 55. maddesine göre, yönetim kurulu görevlerini yerine getirirken hem kanun hem de anasözleşme hükümlerine uygun davranmak zorundadır Son yönetim kurulu, görev süresi dolsa bile yeni yönetim kurulu seçilip göreve başlayıncaya kadar, Kooperatife karşı sorumlu olmaya devam etmektedir. Aksi düşünce kooperatif iş ve işlemlerini yürütmekle yükümlü bir yönetim kurulunun bulunmadığı “fetret dönemi” oluşmasına yol açacak; kooperatifler için organsız ve kaotik bir ara dönemin başlamasına neden olabilecektir. Denetim kurulu ve tasfiye kurulu üyeleri de, bu durumda genel kurulu isterseler toplantıya çağırabilirseler de, bunların genel kurulu toplantıya çağırma mecburiyeti ve cezai sorumluluğu yoktur. Unutulmamalıdır ki, kooperatifi genel kurul toplantısına çağırma mecburiyeti ve cezai sorumluluğu Kanun ile yalnızca yönetim kuruluna yüklenmiştir.

“Kooperatif ve Üst Kuruluşların Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulundurulacak Bakanlık Temsilcisinin Nitelik ve Görevleri Hakkında Yönetmelik”in 5(1)(b) maddesine göre görev süresi sona ermiş olsa bile kooperatifi temsil ve ilzamla yetkili son yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi bulunmaktadır. Haddizatında bu hem yetki hem de görevdir.

Sermaye şirketlerinde toplumsal veya sosyal bir amaç neredeyse bulunmaz iken kooperatiflerde ise sosyal ve toplumsal amaç kooperatifin en önemli unsurlarından biridir. Kooperatifler serbest piyasa ekonomisinin bir parçası olmakla beraber, diğer sermaye şirketlerinden farklı olarak doğrudan kâr amacı gütmemektedirler. Kooperatiflerin birincil kuruluş amacı, ortaklarının belirli ekonomik

menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumaktır.

İlk defa 1969 yılında yürürlüğe giren 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda 1988 yılında 3476 sayılı Kanunla yapılan köklü değişiklikler sonucu, Kooperatifler Kanununa ek 2. madde eklenmiş, Kanun’da yer alan birçok hükme aykırı davranış cezai yaptırıma bağlamış olup, bu bağlamda kooperatif yönetim kurulunun genel kurulu süresinde toplantıya çağırmaması ilk defa suç haline getirilmiştir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 45. maddesinde olağan genel kurul toplantılarının “hesap devresinin veya hesap döneminin sonundan itibaren” yapılacağı belirtilmiş, ancak hesap döneminin ne olduğu Kooperatifler Kanununda gösterilmemiştir. Bununla birlikte, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 174. maddesinde “hesap dönemi”nin ne olduğu açıklanmıştır. Buna göre defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu yani 1 Ocak tarihi itibariyle başladığı, 31 Aralık tarihi itibari ile de sona erdiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu kooperatiflerin olağan genel kurul toplantılarını 31 Aralık tarihinden itibaren 6 ay içinde, bir başka deyişle 30 Haziran gününün bitmesine kadar yapmaları gerekmektedir. Eğer bir kooperatif özel hesap dönemi belirlemişse, bu dönemin sona ermesinden itibaren altıncı ayın sonuna kadar genel kurulun yapılması lazımdır.

Yönetim kurulunun genel kurulu süresinde toplantıya çağırmaması suçunun maddi konusu, kooperatifin olağan genel kurulunun süresinde toplantıya çağrılmamasıdır. Ancak kanun koyucu, olağan genel kurulun hesap dönemi içerisinde yapılmamasını değil, toplantıya çağrılmamasını cezai yaptırıma bağlamıştır. Bu durumda, takvim yılını hesap dönemi olarak kabul eden bir kooperatifin olağan genel kurulu, 1 Temmuza kadar toplantıya çağrılmış ise, toplantı Temmuz ayı veya sonrasında yapılmış olsa dahi yönetim kurulu üyeleri hakkında cezai sorumluluk doğmayacaktır.

Kooperatifler, ortak bir ekonomik çıkar ya da müşterek bir amaç doğrultusunda faaliyet gösterenlerin “güvene dayalı” ve toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren hem ekonomik hem de sosyal birlikteliklerdir. Kooperatif faaliyetlerinde sosyal ve hatta kamusal bir nitelik bulunduğu içindir ki süresinde genel kurulu toplantıya çağırmayan yönetim kurulunun bu eylemi suç olarak kabul edilmiştir.

Günümüzde “Ticaret Bakanlığı”, “…”, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı”nın görev ve sorumluluk alanında faaliyet gösteren 26 ayrı türde 85 000’e yakın sayıda kooperatif bulunmakta olup, bunların ortak sayıları toplamı ise 8 100 000’den fazladır.

Kooperatiflerin ekonomik-sosyal hayattaki bu işlevleri ve geniş toplum kesimlerini etkilemeleri nedeniyle yöneticilerin cezai sorumluluğu diğer şirket türlerine göre daha titiz ele alınmıştır. Kooperatiflerde işlenebilecek suçları caydırmak amacıyla özellikle kooperatifin yönetim faaliyetini yürütenler, aslen kamu görevlisi olmasalar bile kamu görevlisi gibi sorumlu sayılmıştır. Bu bağlamda sadece Kooperatifler Kanununda değil 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda da doğrudan kooperatifleri veya kooperatif yöneticilerini belirterek bazı yaptırımlar öngörülmüştür.

Kooperatifler Kanununda kooperatif yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumlulukları ya “kendilerine

verilen görevlere aykırı hareket etmek” ya da “görevleri yapmakta ihmal veya gecikme göstermek” noktasında ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda ek madde 2/2’deki suç, ihmali bir suçtur. Bu ihmali hareketin en önemli özelliği, kanun ya da anasözleşme ile belirlenmiş görev gereği yükümlü olunan işin yapılmaması ya da geciktirilmesidir.

Ek 2/2. madde ile “genel kurulu olağan toplantıya çağırmama” şeklindeki ihmali hareket nedeniyle, kooperatif yönetim kurulu üyeleri için 6 aya kadar hapis ve 300 güne kadar adli para cezası müeyyide olarak öngörülmüştür. Kooperatif yöneticilerinin genel kurulu zamanında toplantıya çağırmamasının ve genel kurul toplantısının yapılamasının ya da zamanında yapılmamasının ciddi sonuçları ortaya çıkabilmektedir. Ek 2/2. madde ile amaçlanan, öncelikle kooperatiflerin düzenli, etkili ve dürüst biçimde yönetilmesi ile ortakların kooperatife olan güveninin sarsılmamasıdır.

Yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırmayarak genel kurul toplantısının yapılamaması halinde ortaya çıkan başlıca mahzurlar şunlardır:

– Yönetim kurulunun ortakların denetiminden kaçması, kooperatifin yıl sonu bilançosu ile gelir gider farkı hesabının ortakların incelemesine ve tasdikine sunulamaması veya zamanında sunulamaması,

-Geçmiş yılın faaliyetleri hakkında ortaklara zamanında bilgi sunulmaması,

-Genel kurulun yetkisine giren işlerin zamanında çözüme bağlanamaması,

-Gelecek yıl içinde yapılacak işlerin vaktinde kararlaştırılamaması,

– Bu şekilde kooperatif ortaklarının hak ve menfaatlerinin ihlal edilmesidir.

Son olarak şu hususu vurgulamak isterim ki, kooperatif yönetim kurulu üyeleri son yapılan genel kurul toplantısında belli bir süre ile seçilmiş olsalar dahi, bu üyelerin görev ve sorumluluklarının yeni yönetim kurulu üyeleri seçilip göreve başlayana kadar devam edeceğine dair Yargıtay 7. Ceza Dairesinin çeşitli kararları da bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 12.06.2003 tarih ve E.22887, K.4750 sayılı; 01.05.2003 tarih ve E.21921, K.2149 sayılı; 23.0.2002 tarih ve E.238, K.251 sayılı, 25.06.2001 tarih ve E.10590, K.12016 sayılı; 28.10.1999 tarih ve E.10474, K.10722 sayılı; 14.07.1999 tarih ve E.7497, K.8476 sayılı kararları.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında bilhassa 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m.43, m. 45, m.55, m.98, m.ek 2/2; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 410’ndaki hükümler gereği; yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin dolduğu ancak yeni yönetim kurulunun seçilemediği durumlarda, yenisi seçilene kadar son yönetim kurulunun görevine devam edeceğine dair kooperatif ana sözleşmesinde bir hüküm bulunması kaydıyla, görev süresi dolmuş olan son yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, kooperatif genel kurulunu zamanında toplantıya çağırmama suçundan dolayı cezalandırılmalarının gerektiği düşüncesini taşıdığım için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.