YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18765
KARAR NO : 2023/9492
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/607 E., 2016/467 K.
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar …, … ve … müdafiileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama, bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yürütülen soruşturmalar neticesinde, sanıkların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye (556 sayılı KHK) muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle iki ayrı kamu davası açılmış, aralarında hukukî ve fiili irtibat bulunan davalar birleştirilerek birlikte görülmüştür.
2.Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2012/607 Esas, 2016/467 Karar sayılı kararı ile sanıklardan …’in 556 sayılı KHK’ya muhalefet suçundan netice 2 yıl 1 … hapis ve 8.200,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar …, …, … ve …’in ise 556 sayılı KHK’ya muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanıklar …, …, … ve …’in sanık …’in eylemine iştirak ettikleri anlaşıldığı halde beraatlerine karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
2.Sanık … müdafiin temyiz istemi, sanığın ürünlerin sahte olduğunu bilebilecek durumda olmadığının açık olduğuna ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
3.Sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz istemi, beraatlerine karar verilen ve kendilerini vekille temsil ettiren sanıklar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Kolluk görevlileri tarafından sanıklardan …’in sürücüsü olduğu kamyondan içerisinde parfüm şişeleri bulunan kolilerin indirilerek sanık …’e ait depoya taşındığının görülmesi Cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle verdiği yazılı emri ile kamyon ve depoda yapılan aramada, depoda 4101 adet, kamyonda ise 49.562 adet parfüm ele geçirilmiştir. Sanıklarda ele geçirilen parfümlerle ilgili marka hakkı sahibi katılanlar tarafından yasal süresi içerisinde şikâyette bulunulduğu anlaşılmıştır.
2.Sanıklardan;
a) …, ıtriyat iş yeri olduğunu, parfüm işi ile uğraştığını, ele geçirilen parfümlerin kendisine ait olduğunu, İstanbul’da çeşitli iş yerlerinden aldığını, Antalya iline nakliyesi için halden bir kamyon ayarladığını, ağabeyi …, amcası … ve yevmiye ile tuttuğu … yardımı ile kamyonu depoya boşaltırken yakalandığını, parfümlerin yasal olup olmadığını bilmediğini savunmuştur.
b) …, iş yeri ve parfümlerin kardeşi …’e ait olduğunu, kendisinin iş yeri ile ilgisinin olmadığını, olay günü kardeşi Mümin’in mal geldiğini söyleyerek yardım istediğini, kendisinin de amcaları …’la birlikte yardıma gittiklerini, parfümlerin yasal olup olmadığını bilmediğini savunmuştur.
c) …, kollukta alınan beyanında, sanıklar Mümin ve Mustafa’nın yeğenleri olduğunu, iş
yeri ile ilgisinin olmadığını, olay günü kendisinden yardım istedikleri için yardıma gittiğini belirtmiş, Mahkemece alınan ifadesinde ise sanık …’in yanında yevmiyeli olarak yük taşıma işinde çalıştığını savunmuştur.
ç) …, olay tarihinde öğrenci olduğunu, bir gün evvelden tanıdığı sanık …’in mal geleceğini söyleyerek yardım istediğini, kendisinin de harçlığını çıkarmak için yevmiye karşılığı yardıma gittiğini, parfümlerle ilgisinin olmadığını savunmuştur.
d) …, başkasına ait kamyonda şoför olarak çalıştığını ve Antalya-İstanbul arası meyve-sebze taşıdığını, İstanbul’a hale yük indirdikten sonra iş ararken tanımadığı bir kişinni Antalya’ya koli yükü olduğunu söylediğini ve 2.000,00 TL’ye taşımak üzere anlaştıklarını, kolileri yükledikten sonra Antalya’da karşılayacak kişinin telefonunu verdiğini, kendisinin fatura ve irsaliye sorduğunda ancak Mümin’e faksla göndereceğini söylediğini, Antalya’da Mümin’le haberleştiğini ve istediği yere gittiğini, yük boşaltılırken polislerin geldiğini, kolilerde sahte parfüm olduğunu bilmediğini savunmuştur.
3.Mahkemece ele geçen ürünler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, orjinal ürünlerle karşılaştırmalı olarak yapılan incelemede, suça konu ürünlerin kullanılan karton ve şişelerin cam kaliteleri, fon renkleri ve yazı puntoları, içlerindeki parfümlerin koku, kalıcılık, çözünme gibi özellikleri yönünden taklit ve düşük kalite oldukları, katılan firmalar adına tescilli markaların iktibas edilmek suretiyle aynen kullanılarak marka haklarına tecavüz edildiği yönünde görüş bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteminin Değerlendirilmesi;
1. Sanıklar … ve … Hakkındaki Beraat Hükümlerine Yönelik olarak,
Her ne kadar o yer Cumhuriyet savcısı tarafından sanıklar … ve …’in sanık …’in eylemine iştirak ettikleri ve mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği yönünden temyiz isteminde bulunulmuş ise de, dosya kapsamına göre sanık …’in nakliyeci olduğu, Deniz’in ise yevmiye ile taşıma işine yardım ettiği, sanıkların kapalı kolilerin içerisindeki eşyanın mahiyetini bilerek iştirak iradesiyle hareket ettiklerini gösterir cezalandırılmalarına yeter her türlü şüpheden uzak ve kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından, o yer Cumhuriyet savcısının bu sanıklar hakkındaki beraat hükümlerine yönelik temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
2. Sanıklar … ve … Hakkındaki Beraat Hükümlerine Yönelik Olarak,
Mahkemece sanıklar Mustafa ve Hüseyin’in atılı suçtan beraatlerine karar verilmiş ise de, adı geçen sanıkların, …’in ağabeyi ve amcası oldukları, kendi beyanlarına göre sanığın ne işle uğraştığını bildikleri ve olay günü de bu durumu bilerek sanığa yardım ettikleri anlaşıldığından, sanık …’in eylemine iştirak ettikleri sabit olan adı geçen sanıkların atılı suçtan mahkûmiyetleri yerine, yazılı şekilde, yerinde görülmeyen gerekçeyle, beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz İsteminin Değerlendirilmesi;
Kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık hakkında kurulan hükümde, sanık lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre vekâlet ücretine
hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmuş, ancak bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
C. Sanık …’in Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin Değerlendirilmesi;
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin değerlendirilmesinde, aşağıdaki hususlar dışındaki temyiz sebepleri reddedilmiştir.
1.02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61 inci maddesinin yedinci fıkrasının; aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddelerinin uygulanmasında zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
2.Dosya içerisinde mevcut olan Bvlgari S.P.A., … ve …. firmalarının yetkilileri tarafından … irtibat bürosu yetkilisi …’e verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da başka bir davayı takip etme anlaşması vaka bazında mektup, faks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamaların bulunması karşısında, adı geçen firmaların vekilinden; iş bu dava dosyasında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla marka hakkı sahibi firmaların yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, faks veya elektronik posta iletisinin tercüme edilmiş aslının veya onaylı örneklerinin bulunup bulunmadığı, şikâyetçi … tarafından verilen vekaletnamenin süreli olduğu ve süresinin de 29.07.2011 tarihinde sona erdiği gözetilerek, şikâyette bulunan vekile, şikâyet tarihi olan 10.04.2012 tarihinden önce verilen ve şikâyet tarihini de kapsayan vekâletname veya yetki belgesi bulunup bulunmadığı, olay yerinin Antalya ilinde olduğu ancak Zino Davidoff S.A. adına düzenlenen vekâletnamede “… ancak tüm bunlar, Kapalıçarşı esnafından doğabilecek olan davalarla sınırlıdır.” şeklindeki kısıtlamanın bulunduğu dikkate alınarak şikâyette bulunan vekile, şikâyet tarihi olan 10.04.2012 tarihinden önce verilen ve olay yerini de kapsayan vekâletname veya yetki belgesi bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre Bvlgari S.P.A., …, …., … ve Zino Davidoff S.A. firmalarının sanıklar hakkında hukuken geçerli bir şikâyetlerinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A.1) madde başlığı altında açıklanan nedenlerle Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2012/607 Esas, 2016/467 Karar sayılı kararında, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) madde başlığı altında açıklanan nedenle Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2012/607 Esas, 2016/467 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hüküm fıkrasında yer alan katılanlar vekiline vekâlet ücreti verilmesine ilişkin paragraftan sonra gelmek üzere yeni bir paragraf olarak “Sanık … kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 2.600,00 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C. Sanıklar … Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü ile Sanıklar … ve … Hakkındaki Beraat Hükümleri Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A.2) ve (C) madde başlıkları altında açıklanan nedenlerle Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2012/607 Esas, 2016/467 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.10.2023 tarihinde karar verildi.