YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19170
KARAR NO : 2023/2766
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/305 E., 2016/1057 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/1057 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.03.2021 tarihli ve 2016/250919
sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığa, son yoklama işlemi yapılması için tebligat yapıldığı halde, son yoklama işlemini süresi içerisinde yaptırmadığı için birliğine geç iltihak ederek bakaya kaldığı, böylece üzerine atılı suçu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, Mahkemece de sanığın bakaya kalma suçunu işlediği kabul edilerek hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın savunmasında, askerlik işlemlerinde yoklama kaçağı durumuna düştüğünden haberi olmadığını, eşinin hamile olduğunu, bu nedenle gitmediğini, pişman olduğunu beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanık hakkında bakaya kabahati nedeniyle verilen Altındağ Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 24.02.2015 tarihli ve 4374 Esas, 35 Karar sayılı idari yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.
4.İdari yaptırım kararının 09.03.2015 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın aşağıda belirtilen hususların dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
2.Ancak;
1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan bakaya kalma suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idari para cezası bulunması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık hakkında bakaya kabahatinden verilen Altındağ Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 24.02.2015 tarihli ve 4374 Esas, 35 Karar sayılı idari yaptırım kararının, doğrudan sanığın MERNİS adresi olan adrese tebliğe çıkarıldığı ve bu adreste “ziyarette olduğu yengesi Ebru Ökten imzasına” şerhi düşülerek 09.03.2015 tarihinde yengesi Ebru Ökten imzasına tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (8) inci bendi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, idari yaptırım kararının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılması, yine tebliğe ilişkin tebligat parçasında her ne kadar yengesinin ismi ve imzası bulunuyor olsa da tebligatı teslim alan şahsın sanıkla aynı konutta birlikte oturup oturmadığı ve tebellüğe ehil olup olmadığı hususlarında açıklama bulunmadığından yapılan tebligat işleminin geçersiz olması karşısında sanık hakkında usule uygun şekilde kesinleşmiş bir idari yaptırım kararının bulunmaması sebebiyle unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/1057 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.