YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20116
KARAR NO : 2023/3667
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/725 E, 2016/417 K.
KATILANLAR : Prada S.A., …, Sas Jean Cassegrain
SUÇ :556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadere
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2014 tarihli ve 2014/116 Esas, 2014/367 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2.Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2016 tarihli ve 2015/725 Esas, 2016/417 Karar sayılı kararı ile sanığın, tâbi tutulduğu denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz sebebi; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
2. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uygulanmak suretiyle ceza tayin edilmesi gerekirken, eksik ceza tayininin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Prada S.A., … ve Sas Jean Cassegrain firmaları vekilinin şikâyeti üzerine, sanığın işlettiği işyerinde yapılan aramada; katılan firmalar adına tescilli markaları taşıyan taklit ürünlerin satışa arz edilmiş halde ele geçirildiği iddiası ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen marka hakkına tecavüz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tâbidir. Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir. Başka bir ifade ile, şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir.
Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. Hak sahibi kişiler şikâyet tarihinde, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşulu ile avukatları vasıtasıyla da şikâyette bulunabilir. Davaya vekâlet konusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 71-83 üncü maddelerinde düzenlenmiş olup, hem 6100 sayılı Kanun’da hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Şikâyet hakkını kullanma konusunda asıl olanın vekâlet verenin iradesi olduğu yönündeki ilke ışığında somut olaya gelince;
Dosya içerisinde mevcut olan ve Prada S.A., … ve Sas Jean Cassegrain firmalarının yetkilileri tarafından … irtibat bürosu yetkilisi …’e verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da başka bir davayı takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamaların bulunması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2021 tarihli, 19-2016-307665 sayılı eksikliği giderme talep yazısına rağmen katılan firmalar vekilinin sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firmaların yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya
ibraz edemediği, şikâyet tarihinden sonra düzenlenen düzenlenen vekâletnamelerin de sonuca etki etmeyeceği anlaşıldığından, marka sahibi firmaların sanık hakkında şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir şikâyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2016 tarihli ve 2015/725 Esas, 2016/417 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.