YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21004
KARAR NO : 2023/3463
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1475 E., 2016/235 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
(Kapatılan) Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2016 tarihli ve 2015/1475 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı olmak suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Askerlik yükümlüsü olan sanığın kanuni bir mazereti olmaksızın süresinde yoklama işlemlerini yaptırmadığı, bu sebeple hakkında birden fazla idarî para cezası düzenlendiği, farklı tarihli polis kontrollerinde yoklama kaçağı olduğu tespit edilerek askerlik işlemlerini tamamlatması hususunda tebligat yapıldığı ve son olarak 08.10.2015 tarihinde yakalanarak ele geçtiği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanık savunmasında özetle; imam nikahı ile evli olduğunu, iki çocuğunun bulunduğunu, kendisinden küçük erkek kardeşinin de cezaevinde olduğunu ve çalışmak zorunda kaldığı için askerlik sevk işlemlerini yaptıramadığını beyan etmiştir.
3.İzmit Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 31.12.2014 tarihli ve 7885 Esas, 281 Karar sayılı idarî yaptırım kararı, İzmit Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 04.02.2015 tarihli ve 397 Esas, 8 Karar sayılı idarî yaptırım kararı, İzmit Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 18.03.2015 tarihli ve 404 Esas, 29 Karar sayılı idarî yaptırım kararı, 04.02.2015 ve 18.03.2015 tarihli idarî yaptırım kararlarına ilişkin tebligat mazbataları, İzmit Askerli Şubesi Başkanlığının 24.11.2015 tarihli “suç bildirimi” konulu yazısı/ekleri ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
4.Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, UYAP üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında İzmit Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliği tarafından verilen 04.02.2015 ve 18.03.2015 tarihli idarî para cezalarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10 uncu maddesi uyarınca öncelikle sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartılması, ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekirken doğrudan sanığın mernis adresine tebliğe çıkartıldığı ve bu adreste 7201 sayılı Kanun’un 21 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 11.06.2015 tarihinde yapılan idarî para cezaları tebliğinin usulüne uygun olmadığı, dolayısıyla geçerli bir tebligattan ve idarî para cezasının kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği; bununla birlikte İzmit Askerlik Şubesi Başkanlığının 24.11.2015 tarihli yazısı ve dosya kapsamından sanık hakkında İzmit Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu’nun 31.12.2014 tarihli ve 7885 Esas, 281 Karar sayılı kararı ile verilen bir idarî para cezasının daha bulunduğu ve bu kararın 03.03.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği anlaşıldığından, söz konusu kararın tebliğine ilişkin belgelerin dava dosyasına getirtilerek, usulüne uygun şekilde kararın tebliğ edilip edilmediği ve idarî para cezasının kesinleşip kesinleşmediği tespit edildikten sonra atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda “basit yargılama usulü”nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun’la 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş…” dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de,
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 … maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle (Kapatılan) Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2016 tarihli ve 2015/1475 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.