Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/22668 E. 2023/5984 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22668
KARAR NO : 2023/5984
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/635 E., 2017/300 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 22.05.2012 tarihli ve 2012/428 Esas, 2012/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 2 … 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 22.05.2012 tarihli ve 2012/428 Esas, 2012/142 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 24.09.2013 tarihli ve 2013/1104 Esas, 2013/1113 Karar sayılı ilamıyla; 20.3.2012 tarihinde yapılan duruşmada hazır bulunan sanığın, zorunlu müdafiin yokluğunda sorgu ve savunmasının tespiti yoluna gidilmesi ve beyanları mahkûmiyet hükmüne esas alınan tanıkların yeminli anlatımlarına karşı diyeceklerinin sorulmamış olması nedenleriyle mahkumiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2013/2649 Esas, 2015/1250 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.(Kapatılan) 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2013/2649 Esas, 2015/1250 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 21.06.2016 tarihli ve 2016/387 Esas, 2016/406 Karar sayılı ilamıyla; savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran hukuka aykırılıklar nedeniyle mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

5.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) 9 uncu Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli ve 2016/1209 Esas, 2017/542 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrili 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın suç işleme kastıyla hareket etmediğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, 30-31 Ekim 2011 tarihli nöbet çizelgesiyle 30.10.2011 tarihinde 19.30-07.30 saatleri arasında AMM’de görevlendirilmesine rağmen bu nöbetine gitmediği, bunun üzerine Nöbetçi Amir tarafından çağrılarak görev yerine gitmesi gerektiğinin tekrar söylendiği, sanığın gece görevine gitmeme konusunda Takım Komutanı ile konuştuğunu ifade ettiği ve nöbet yerine gitmediği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; tanık olarak ismi geçen şahıslarla arasında husumet olduğu için aleyhe beyanda bulunmuş olabileceklerini, tanık beyanlarını asla kabul etmediğini, olayı tam olarak hatırlayamadığını, Acil Müdahale Timi’nde gündüz ve gececilerin olduğunu, gündüz bu timde görev
yaptığını, gece istirahat etmesi gerektiğini, ancak yanlışlıkla kendisini gece de nöbet yazılmış olduğunu, istirahat etmesi gereken gün olduğu için yatıp uyuduğunu, Askeri Yargıtay bozma ilamına bir diyeceğinin olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanmasını kabul ettiğini beyan etmiştir.

3.Sanık müdafii savunmalarında; sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediğini beyan ederek, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde sanık hakkında lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.

4.Usulüne uygun olarak tespit edilen beyanları hükme esas alınan tanıklar Hüseyin Erdoğan, Nazif Soğukbulak ve Mustafa Göktan’ın ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

5.Yargılama aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi 20.03.2012 tarihli mütalaasında; sanığın TSK SYY A/17 F:1 maddesi kapsamında askerliğe elverişli olduğu ve adli müşahadesine gerek olmadığını belirtmiştir.

6.KATÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Başhekimliğinin 10.12.2014 tarihli sağlık kurulu raporuyla; sanığın mevcut haliyle antisosyal kişilik bozukluğu ve çoklu madde kullanım bozukluğu düşünülmüş olup, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından istifade edemeyeceği, adli müşahade altına alınmasına gerek olmadığı, askerliğe elverişli olup olmadığı kararının askeri hastane tarafından değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

7.Sanığın askerliğe elverişlilik durumuna ilişkin dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi; sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğuna dair 10.07.2015 tarihinde yazılı ve sözlü mütalaada bulunmuştur.

8.Sanığın, tanıklar ile aralarında husumet olduğu yönündeki savunmalarına ilişkin yapılan incelemede; dosya kapsamına yansıyan bir duruma rastlanmadığı gibi sanığın aşamalarda ileri sürdüğü hususlara dair herhangi bir delil de sunmadığı görülmüştür.

9.Ağrı … Hastanesi Baştabipliğinin 04.05.2012 tarihli ve “belge istemi hakkında” konulu yazısı ve eklerinde; 29-30 Ekim 2011 tarihli nöbet çizelgesinin onaylı suretinin gönderilerek, gece AMM (Ani Müdahale Mangası) görevi olan personele mümkün olduğu kadar gündüz nöbet yazılmadığı ancak birliğin erbaş/er mevcudunun bu durumu kısmen etkilediği, çok zorunlu hallerde dahi gece görev yapan personelin uzun süreli istirahatini engelleyecek şekilde nöbet ya da herhangi bir görev verilmediği hususlarına ilişkin bilgilendirme yapılmıştır.

10.Olay tespit tutanağı, vaka kanaat raporu, sanığın sivil yaşantısında işlemiş olduğu suçlara ilişkin mahkumiyet kararları ve kesinleşme şerleri ile dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.

11.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyetinde şüphe bulunmayan sanığın 30.11.2011 tarihinde AMM nöbetçisi olarak görevlendirildiği, ardından nöbetçi amiri tarafından çağrılarak görev yerine gitmesi gerektiğinin söylendiği, buna rağmen sanığın geçerli ve gerçeği yansıtan bir mazeretinin olmadığı tanık ifadeleri ve dosya kapsamına yansıyan diğer delillerle ortaya konarak amir tarafından hizmete ilişkin verilen emri tekrar edildiği halde fiili ile reddederek yerine getirmemek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçuna konu eyleminin sabit görülerek Mahkemece, sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edilip ardından takdiri indirim uygulanması suretiyle mahkumiyet hükmü kurulmasında, adli sicil kaydının bulunması ve olumlu kanaat oluşmaması sebebiyle erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde, adli para cezası seçenek yaptırımının tercih edilmiş olmasında ve bir gün karşılığı olarak adli para cezasının suç tarihinde geçerli olan alt sınırdan belirlenmesi ve adli para cezasının taksitlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

3.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Ağrı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2017 tarihli ve 2017/635 Esas, 2017/300 Karar sayılı kararına yönelik ((Kapatılan) 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli ve 2016/1209 Esas, 2017/542 Karar sayılı kararı) sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragrafta yer alan “ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine” ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.06.2023 tarihinde karar verildi.