YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23851
KARAR NO : 2023/3030
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/44 E., 2016/252 K.
KATILANLAR : …, Prada S.A., Versace S.P.A
SUÇ :556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 05.11.2012 tarihli ve 2012/167 Esas, 2012/540 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 23.11.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2.İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2016/44 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararı ile sanığın, tâbi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; suç işleme kastı olmadığına, hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, mahkûmiyetini gerektirir kesin delil bulunmadığına, re’sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
…, Prada S.A. ve …firmaları vekilinin şikâyeti üzerine, sanığa ait işyerinde yapılan aramada; katılan firmalar adına tescilli markaları taşıyan taklit ürünlerin satışa arz edilmiş halde ele geçirildiği iddiası ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen marka hakkına tecavüz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tâbidir. Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir. Başka bir ifade ile, şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir.
Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. Hak sahibi kişiler şikâyet tarihinde, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşulu ile avukatları vasıtasıyla da şikâyette bulunabilir. Davaya vekâlet konusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 71-83 üncü maddelerinde düzenlenmiş olup, hem 6100 sayılı Kanun’da hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Şikâyet hakkını kullanma konusunda asıl olanın vekâlet verenin iradesi olduğu yönündeki ilke ışığında somut olaya gelince;
Dosya içerisinde mevcut olan ve …, Prada S.A. ve …yetkilileri tarafından … irtibat bürosu yetkilisi …’e verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da diğer davaları takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamaların bulunması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2021 tarihli ve 19-2016/343114 sayılı eksikliği giderme talep yazısına rağmen, katılan firmalar vekilinin sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firmaların yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz
edemediği anlaşıldığından, marka sahibi firmaların sanık hakkında şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir şikâyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2016/44 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.