Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/24118 E. 2023/835 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24118
KARAR NO : 2023/835
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/416 E., 2018/320 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanununa muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 15.03.2013-26.03.2013
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci
maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Komutan Yardımcılığı ve Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/962 Esas, 2015/301 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 13.03.2013-28.05.2013 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen adlî para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 eşit taksitte tahsil edilmesine, yasal şartlar oluşmadığından ve bir daha suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) Komutan Yardımcılığı ve Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/962 Esas, 2015/301 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 1. Dairesinin 27.04.2016 tarihli ve 2016/289 Esas, 2016/305 Karar sayılı ilâmı ile;
“…Dosya dizi 133, 134, 163’te bulunan belgelerden, sanığın 27.03.2013 tarihinde, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan, İzmir 20. Sulh Ceza Mahkemesince tutuklandığı, İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2013 tarihli kararıyla tahliye edildiği görülmekle; suç temadisinin bitiş tarihinin ve şeklinin tespiti açısından, sanığın, 27.03.2013 tarihinde tutuklanmasından önce yakalama işleminin olup olmadığının araştırılması, olduysa yakalama işleminin hangi tarihte gerçekleştiğini gösterir belgelerin dosyasına getirtilmesi ve maddi olayın buna göre değerlendirilmesi gerektiği,
Kıta veya kurumlarınca hastanelere sevk edilen yükümlülere, Genelge’nin ekinde yayımlanan EK-A “Yol Süresi Tablosu”nda gösterilen yol sürelerinin, sevk tarihleri (Askerlik Şubesinden Birliğine sevk işlemlerinin yapıldığı gün) ile Birliğine katılış tarihleri hariç tutularak tanınması ve firar (kaçaklık) sürelerinin hesabında bu sevk ve katılış tarihlerinin dikkate alınmaması (sayılmaması) gerekmektedir. Buna göre; İzmir Buca Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 11.03.2013 tarihinde iki gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edilen sanığın, 14.03.2013 günü saat 24:00’e kadar Birliğine katılması gerektiğinden, suçun başlangıç tarihinin 15.03.2013 günü saat 00.00 olarak kabul edilmesi gerekmesine rağmen, suçun başlangıç tarihinin kısa karar ve gerekçeli hükümde oluşa aykırı biçimde, 13.03.2013 günü olarak belirtilmesi…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2018 tarihli ve 2017/416 Esas, 2018/320 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında 14.03.2013-26.03.2013 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen adlî para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca birer ay ara ile 24 eşit taksit halinde tahsiline, yasal şartlar oluşmadığından ve bir daha suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2021 tarihli ve 2018/32035 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken İzmir Buca Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 11.03.2013 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, buna göre 14.03.2013 günü saat 24:00’e kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bir süre firar halinde kaldıktan sonra 26.03.2013 tarihinde hırsızlık suçundan yakalandığı, yargılama aşamasında alınan 18.02.2015 tarihli psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaası ile madde kullanımının iptila düzeyinde olmayıp yoksunluk bulgusu saptanmadığının, askerliğe elverişli olduğunun ve cezaî ehliyetinin tam olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.

2.Sanığın savunmalarında atılı suçu işlediğini ikrar ettiği belirlenmiştir.

3.İzmir Buca Askerlik Şubesi Başkanlığınca, sanığın 11.03.2013 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiğine dair sevk belgesi dava dosyasında mevcuttur.

4.Birliği Komutanlığınca düzenlenen 22.03.2013 tarihli tutanakta; sanığın 11.03.2013 tarihinde yakalanmasını müteakip iki gün yol süresi verilerek 14.03.2013 tarihinde birliğine katılmak üzere sevk edildiği, sevkine müteakip birliğine katılmayarak üçüncü kez firar suçunu işlediği belirtilmiştir.

5.26.03.2013 tarihli yakalama, üst arama ve muhafaza altına alma tutanağında; sanığın 26.03.2013 tarihinde hırsızlık suçundan kolluk görevlilerince yakalandığı belirtilmiştir.

6.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

7.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen bir suç olduğu ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmediği, buna göre “Olay ve Olgular” başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere ve tüm dosya kapsamına göre sanığın 15.03.2013-26.03.2013 tarihleri arasında kesintisiz süren ve yakalanmakla son bulan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren “firar” suçunu işlediği belirlenmekle, sanığın tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan yeterli, yerinde ve kanunî gerekçeler ile alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim yapılarak yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında ve hapis cezasının ertelenmemesinde, söz konusu hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.

2.İzmir Buca Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 11.03.2013 tarihinde iki gün yol süresi verilerek 14.03.2013 tarihinde birliğine katılmak üzere sevk edilen sanığın, 14.03.2013 tarihinde saat 24:00’e kadar Birliğine katılabileceği gözetildiğinde, suçun başlangıç tarihinin hükümde ve gerekçeli karar başlığında “15.03.2013” yerine “14.03.2013” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, cezai ehliyet ve askerliğe elverişlilik hususlarında doğan şüphelerin, psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaası ile dosya içeriğine uygun şekilde ortadan kaldırıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2017/416 Esas, 2018/320 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.01.2023 tarihinde karar verildi.