Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/24967 E. 2023/4089 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24967
KARAR NO : 2023/4089
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3857 E., 2019/5904 K.
SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tekirdağ 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2018 tarihli ve 2016/628 Esas, 2018/58 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Katılan … İdaresi vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2018/3857 Esas, 2019/5904 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanık hakkında 6831 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin
birinci fıkrası, aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrilen 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın imzasını taşımayan suç tutanağının delil olarak değerlendirildiğine, sanığa zararı gidermesi için imkan tanınmadığına, sanık ile olay arasında kusurluluk yönünden gerekli bağ kurulamadığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, olayı gören tanık olmadığına ve suç tutanağının olay tarihinden sonra düzenlendiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.04.08.2016 tarihli suç tutanağına göre, 03.08.2016 tarihinde 287 nolu bölmede, özel ağaçlandırma sahasında çıkan yangına … hareket eden toprak muhafaza şefi Serkan Karali ve müdahale ekibi olay yerine geldiğinde özel ağaçlandırma sahası sahibi sanık …’ın yangını söndürmeye çalıştığı, sanığın yangının semaverde çay yaparken ateşin sıçraması sonucu çıktığını Serkan Karali’ye belirttiği, orman muhafaza memurları tarafından yapılan incelemede yangının semaverden çıktığı ve 1000 m2 lik alanda etkili olduğu tespit edilmiştir.

2.Sanık savunmalarında olay günü araç muayenesi için Tekirdağ’a gittiğini, arkadaşının haber vermesi üzerine olay yerine geldiğini, yangının nasıl ve neden çıktığını bilmediğini beyan etmiştir.

3.Suça konu yere ilişkin saha teslim tutanağı ve ortaklık taahhüt senedi dosyada mevcuttur.

4.Mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda yangın mahallinde çekilen fotoğraflarda semaver ve odun ateşinde yemek yapıldığını gösteren alanın açıkça görüldüğü, semaverin otlardan temizlenmiş alanda olmadığı, yangının çıktığı yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu, sahanın ağaçlandırma yapılmak üzere sanığın da aralarında bulunduğu ortaklığa 2014 yılında teslim edildiği, sahadan içinden geçip gidilen yerlerden olmadığı, saha yakınından çobanların geçmesinin mümkün olmadığı, olay tarihinde çekilmiş fotoğraflara göre yangının semaverden kaynaklandığı ve rüzgarın etkisiyle yayıldığının açıkça görüldüğü, yangından etkilenen fidanların kurumadığı, gerçek zararın hafif nitelikte olduğu tespit edilmiştir.

5.Tutanak tanığı ve tanık Serkan Karali’nin beyanları dosyada mevcuttur.

6.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmaları dışında atılı suçu işlediklerine dair soyut iddiadan başka cezalandırılmalarına yeterli, kesin ve somut bir delil bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Dinlenen tanıklardan Serkan Karali görevi gereği ihbar üzerine gittiğinde sanığın olay yerinde olup yangını söndürmeye çalıştığı, yangın söndükten sonra sanığın kendisine “yangının semaverden çıktığını” beyan ettiği, buna göre tutanak tuttuğunu söylemesi, yine yasa gereği aksi sabit olana kadar geçerli olan
suç tutanağına göre olay yerine gidildiğinde yapılan tespitte yangının çay semaverinden çıktığının ve sanığın semaverinde çay yaparken ateşin sıçraması ile olayın meydana geldiğinin tutanağa dercolunması, olay yerini gösterir CD nin bilirkişi tarafından da yapılan incelemesi neticesi ile odun ateşinde yemek yapıldığını gösterir kap-kacakların, semaverin bulunduğunun belirlenmesi karşısında sanığın aksi yöndeki savunmaları suçtan kurtulmaya yönelik olup … ve inandırıcı görülmediğinden eylemin taksir sonucu sanık tarafından gerçekleştirildiği anlaşılarak mahkemenin sübuta yönelik değerlendirmesi yerinde görülmediğinden sanığın 6831 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yangın sahasında yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile, yangından dolayı zarar gören fidanların kurumadığı, 1568 m2 lik alanın yangından etkilendiği, gerçek zararın hafif miktarda olduğu tespit edilmiş olup, 6831 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen gerçek zararın hesabında yanan sahada hasar gören ağaç ve ağaçcıklarla, bitki örtüsüne göre oluşan zarar, ağaç ve ağaçcıkların hayatiyetini kaybedip etmediği, geride kalan emvalin değerlendirilme miktarı, yok olan canlı varlıktan ve toprağın verim gücündeki azalma gibi hususların nazara alınması gerekip ağaçlandırma gideri ve yangın söndürme masraflarının dikkate alınmaması gerektiğine göre; gerçek zararın tespiti ile bu miktarın ödenmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması imkanı bulunduğu adlî sicil kaydı bulunmayan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep eden sanığa bildirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken “cezayı ödemediği” şeklindeki yerinde olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2018/3857 Esas, 2019/5904 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.