YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/29505
KARAR NO : 2023/716
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/1119 E., 2020/174 K
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.05.2012 tarihli ve 2012/606 Esas, 2012/145 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.05.2012 tarihli ve 2012/606 Esas, 2012/145 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin 22.05.2013 tarihli ve 2013/855 Esas, 2013/828 Karar sayılı kararı ile sanığın adlî sicil kaydının ve sivil hayatında hakkında uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçlarından
yapılan adlî işlemlerin hakkında devam eden ve kesinleşen mahkeme kararlarının kesinleşme ve infaza ilişkin
işlemlerin ilgili mahkemelerinden temin edilerek, diğer izin tecavüzü suçuna ilişkin dava dosyasından konu ile
ilgili sağlık kayıtlarının bir örneğinin bu dosyasına konularak elde edilecek bilgi ve belgelerin temininden sonra
sanığın tam teşekküllü bir askeri hastanede adlî gözlem altına alınarak suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup
olmadığının ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olup olmadığının madde bağımlılığının süreklilik
kazanıp kazanmadığının adlî rapor ve sağlık kurulu raporu ile saptanması gerekirken, eksik bilgi ve yetersiz
belgelerle, sadece duruşmada yapılan muayene sonucu, psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalaasına dayanılarak
sanık hakkında nihai hüküm tesis edilmesi; yine firar suçunun bitim tarihine yönelik noksanlık
yerine getirilmeksizin sonuca gidilmesi isabetsiz bulunmuş ve müsnet suçtan verilen mahkûmiyet hükmünün
noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2017/1119 Esas, 2020/174 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun zamanaşımına uğradığına, sanığın cezai ehliyetiyle ilgili durumu incelenmeksizin karar verilmesinin usûli eksiklik olduğuna, sanığın suçu işleme kastının bulunmadığına ve askerlik yükümlülüğüne ilişkin yasal değişiklilerin dikkate alınmadan karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yapılan incelemede; olay tarihinde Karaman/Başyayla İlçe Jandarma Komutanlığında askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın,
27.12.2011 tarihinde tedavi amacıyla sevk edildiği Karaman Devlet Hastanesine hiç uğramadan firara gittiği, 01.03.2012 tarihinde Osmangazi ilçesinde emniyet güçlerince yakalandığı, 02.03.2012 tarihinde
Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiği; 07.03.2012 tarihinde hırsızlık suçundan Bursa 6 ncı Sulh Ceza
Mahkemesince tutuklandığı, Bursa 2 nci Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2012 tarihli kararı ile tahliye edildiği, askeri firar durumunda olduğunun öğrenilmesi üzerine Askerlik Şubesine teslim edilerek,
10.03.2012 tarihinde mevcutlu olarak birliğine sevk edildiği, 11.03.2012 tarihinde birliğine teslim edildiği, sevk edildiği Askeri Mahkeme tarafından 13.03.2012 tarihinde tutuklandığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan yakalama ve sair tutanaklar ile sanığın psikolojisinin bozuk olduğu için firar eylemini gerçekleştirdiği şeklindeki beyanları da bu yöndedir.
IV. GEREKÇE
1.Suç tarihi itibarıyla sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, bozma öncesi zamanaşımını kesen en son işlem olan 10.05.2012 tarihli sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının üzerinden 8 yıllık olağan
zamanaşımı süresi geçmeden temyiz incelemesine konu 06.02.2020 tarihli mahkûmiyet kararının verildiği dolayısıyla 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunduğu ve bu sürenin dolmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin zamanaşımı hususundaki temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
2.Dosya kapsamında bulunan Elazığ Asker Hastanesinin 15.12.2015 tarihli, üst makam onaylı sağlık raporunda yer alan “Antisosyal kişilik bozukluğu. Barışta askerliğe elverişli değildir. Seferde görev yapar. Askerliğe elverişsizlik hali suç tarihlerini (25.11.2012-29.01.2013) kapsamaz. 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından yararlanması uygun değildir” şeklindeki değerlendirmenin yargılama konusu suç tarihlerini de kapsadığı dolayısıyla sanığın yargılama konusu suç tarihlerine ilişkin askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyetine ilişkin bir tereddüt bulunmadığı anlaşılmıştır.
3.7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 1 inci maddesinde yer alan “…yükümlülük esasına göre silahaltına alınacakların yoklama, sınıflandırma, celp, sevk, erteleme, muafiyet, muvazzaflık işlemleri ile cezalı yükümlülere yapılacak işlemler, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çeşitli statülerde görev yaparken ayrılan personel dâhil olmak üzere yedeklik dönemleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerine çeşitli statülerde katılan personelin askerlik yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılması ve bunlardan askerlik hizmetini tamamlamamış bulunanların işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” şeklindeki düzenleme karşısında ve sanığın suç tarihlerinde silah altına alınmış askerlik yükümlüsü olduğu gözetildiğinde bu yöndeki temyiz sebepleri de dikkate alınmamıştır.
4.Ancak; gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 29.12.2011-01.03.2012 yerine yalnızca 27.12.2011 olarak hatalı yazılması,
5.Kısa kararda sanığın firar suçundan mahkûmiyetine hükmedilirken gerekçeli karar içeriğinde sanığın izin tecavüzü suçunu işlediğinden bahsedilerek karışıklığa sebep olunması,
6.Sırf askeri suç olan firar suçundan dolayı hükmedilen 10 ay hapis cezasının seçenek yaptırım tedbirine çevrilmesine ve ertelenmesine engel teşkil eden 14.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 23.06.2016 kabul tarihli 6722 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi ile değişik 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin (A) bendi ve 11 inci maddesi ile değişik Ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde yer alan düzenlemelerin suç tarihinde yürürlükte bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında, “Suçun sırf askeri suç olması, cezasının süresi 1632 sayılı kanunun 47/1-A ve ek 8/1-A maddeleri, 353 sayılı kanunun ek 4 maddesi dikkate alınarak cezasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya seçenek yaptırıma çevirilmesine yer olmadığına,” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2017/1119 Esas, 2020/174 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.