Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/31353 E. 2023/1393 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/31353
KARAR NO : 2023/1393
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/403 E., 2021/316 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 22.11.2011 tarihli ve 2011/710 Esas, 2011/407 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında arkadaşının bir şeyini çalmak suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 132 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 22.11.2011 tarihli ve 2011/710 Esas, 2011/407 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 2. Dairesinin 13.02.2013 tarihli ve 2013/1573 Esas, 2013/1555 Karar sayılı kararıyla; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2013/486 Esas ve 2013/479 Karar sayılı kararı ile 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“…kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması
karşısında, uygulamaya yönelik bu konularda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine (Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 06.12.2013 tarihli ve 2013/940 Esas, 2013/579 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında arkadaşının bir şeyini çalmak suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 23.10.2014 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 23.10.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 05.11.2018 tarihinde dolandırıcılık suçunu işlediğinin Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2019 tarihli ve 2019/237 Esas, 2019/475 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2021 tarihli ve 2021/403 Esas, 2021/316 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin açıklanması geri bırakılan 06.12.2013 tarihli ve 2013/940 Esas, 2013/579 Karar sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın arkadaşının bir şeyini çalmak suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Daha önceki bir tarihte nöbet kulübesinin camını kırdığından, cam bedelini ödemek için paraya ihtiyacı bulunan sanığın, 06.06.2011 tarihinde mağdur J.Er Mehmet Akif …’ın dolabında bulunan pantolonundan 50,00 TL parasını çaldığı, mağdurun kendisinden şüphelenip, sorması üzerine parayı çaldığını ikrar ederek, geri verdiği maddi vakıa olarak anlaşılmıştır.

2.Sanık 19.09.2011 tarihinde alınan savunmasında özetle; olaydan bir gün önce nöbet kulübesinin

camını kırdığını, kırılan camı yaptırmak için paraya ihtiyacı olduğunu, parası olmadığından arkadaşının ceplerini karıştırarak para almaya karar verdiğini, ilk cebini karıştırdığı elbiseden 50,00 TL çıktığını, para aldığı kıyafetin Mehmet Akif …’a ait olduğunu öğrendiğini, akşam Mehmet Akif …’ın

parasının çalındığını söylemesi üzerine kendisinin aldığını, iade ederek özür dilediğini, pişman olduğunu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rızasının olduğunu beyan etmiştir.

3.Bozma sonrası alınan 03.10.2013 tarihli beyanında; Yargıtay Bozma ilâmına uyulmasını, lehe olan hükümlerin uygulanmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını veya cezasının ertelenmesini talep etmiştir.

4.Sanık 22.06.2021 tarihli savunmasında özetle; askerdeyken psikolojik sorunlarının olduğunu, kesinlikle o arkadaşın hiç bir şeyini çalmadığını, Komutanının doğulu olduğu için kendisine “ben seni sürüm sürüm süründüreceğim” dediğini, arkadaşına durumu anlattığını ve kendisinden özür dilediğini, onun da ben senden zaten şikayetçi değilim dediğini daha sonra kendisini psikiyatriye sevk ettiklerini, 6-7 ay nöbet tutmadığını, nöbet kulübesinin camını kırdığı için silahını aldıklarını, komutanının iftira atması nedeni ile böyle bir ceza aldığını, beraatimi talep ettiğini, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini ve kamuya yararlı bir işte çalışmayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

5.Olay tarihinde nöbetçi astsubay olarak görev yapan tanık Şevket Tanrıverdi mahkeme huzurunda usulüne uygun olarak alınan yeminli beyanında sanığın kendisine arkadaşının parasını çaldığını ve daha sonra kendisine iade ettiğini söylediğini ifade etmiştir.

5.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinde “çalma” suçunun bir tanımının yapılmaması ve üstünün, astının veya
arkadaşının bir şeyini çalma suçunun unsurlarının gösterilmemesi nedeniyle suçun unsurlarının genel
hükümlere göre saptanması gerekmektedir.1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinde düzenlenen suç tipinin 5237 sayılı Kanun’un 141 inci
maddesinde düzenlenen “hırsızlık” suçunun asker kişiler tarafından işlenen bir benzeri olduğu ve
“çalmak” teriminin “hırsızlık” terimi ile eş anlamlı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, üstünün, astının veya arkadaşının
bir şeyini çalmak suçunun oluşabilmesi için;
(A) Failin, kendisinin üstü, astı veya arkadaşı statüsünde olan bir asker kişinin menkul malını
rıza olmaksızın alması,
(B) Failin üstünün, astının veya arkadaşının menkul malını alma eylemini bu malın başkasına ait
olduğunu bilerek kendisine veya başkasına bir yarar sağlama amacıyla gerçekleştirmesi, zorunludur.

Olay tarihinde sanığın, J.Er statüsünde olan mağdurun cebinden rızası dışında bir miktar parayı aldığı ve durumun farkedilmesi üzerine suçunu itiraf ettiği, sanığın aşamalardaki beyanları ve tanık beyanıyla ortaya konarak mahkemece arkadaşının bir şeyini çalmak suçuna konu eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde

belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz talebi reddedilmiştir.

3.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

4.İş bu temyize konu mahkûmiyet hükmünde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası yerine yalnızca 62 nci maddesinin yazılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2021 tarihli ve 2021/403 Esas, 2021/316 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan takdiri indirim uygulanmasına ilişkin paragrafa; “TCK’nın 62” ifadesinin çıkartılarak yerine “TCK’nın 62 nci maddesinin birinci fıkrası” ifadesinin eklenerek diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.