Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/5566 E. 2023/1198 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5566
KARAR NO : 2023/1198
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/37 E., 2021/222 K.
SUÇ : 1632 sayılı Kanun’a Aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.01.2015 tarihli ve 2014/574 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında asta müessir fiil suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 117 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yirmibeş gün hapis cezası ile

cezalandırılmasına 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 28.04.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

2.(Kapatılan) 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 10.01.2015 tarihli ve 2014/574 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararı aleyhine Milli Savunma Bakanlığının kanun yararına bozma talebi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2019/33057 Esas, 2019/14620 Karar sayılı kararı ile sanığın adlî sicil kaydına göre, 2007 yılında işlediği suçu nedeniyle (Kapatılan) Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 22.02.2011 tarihli ve 2011/35 Esas, 2011/50 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu durumda suç tarihlerinden önce kasıtlı bir suçtan herhangi bir mahkûmiyetten söz edilemeyeceği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile, 5271 sayılı Kanun’un 231’inci maddesinin sekizinci fıkrasına eklenen cümlenin 28.06.2014 tarihinden sonra işlenen kasıtlı bir suç nedeniyle uygulanabilecek olduğu ve sanığın müsnet suçu 28.06.2014 tarihinden sonra işlediği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez hükmüne aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilerek bozulmasına karar verilmiştir.

3.Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/37 Esas, 2021/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında asta müessir fiil suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 117 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanığın Temyiz İsteği;
1.Alaçam Asliye Ceza Mahkemesince adil yargılama hakkının gözetilmediğine,

2.Kanun yararına bozmanın aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerçekleşmesi gerektiğine,

3.Ceza zamanaşımı süresi dolan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hakkında ihbarda bulunulmasının haksız ve hukuksuz olduğuna,

4.Döneminde askeri mahkemede hakkında karar veren hakimlerin bazılarının daha sonra haklarında silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından işlem yapıldığı ve bu sebepten vicdani kanaatleri üzerine verilen karara itibar edilmemesi gerektiği, aynı doğrultuda karar veren Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin kararının haksız ve hukuksuz olduğuna,

5.Askeri Mahkemenin vermiş olduğu kararın gerekçesine dayanarak hüküm kurulmasının haksız ve hukuksuz olduğuna,

B.O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği;
Adlî para cezasına ilişkin infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde hüküm kurulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde Samsun Alaçam İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan sanık J.Asb.Kd.Bçvş. …’nin, Kızlan Jandarma Karakol Komutanlığı emrine dağıtımı yapılan ve buraya gitmek istemediğini belirten mağdur J.Er Burak …’e odasında, sen neyin peşindesin diyerek bağırdıktan sonra karnına, yüzüne ve bacağına vurmaya başladığı ve “it oğlu it” dediği, bağırışma seslerini duyan karakol komutanı J.Asb.Kd.Bçvş. Muammer …’ın gelerek mağduru odasına götürdüğü maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık savunmalarında özetle; mağdura vurmadığını, mağdurun kendi kendine zarar verdiğini beyan etmektedir.

3.Mağdur kovuşturma aşamasında sanık tarafından darp edilmediğini, korktuğu için o şekilde beyanda bulunduğunu beyan etmekle birlikte kamu davası açılmadan önce üç kez ifadesi alınan mağdur ilk ve son beyanında darp edildiğini, ikinci beyanında ise darp edilmediğini beyan etmektedir.

4.Karakol Komutanı tanık J.Asb.Kd.Bçvş. Muammer … ifadesinde özetle; olay tarihinde odasında bulunduğu sırada 2. kattan bağrışma sesleri duyduğunu, seslerin geldiği odaya gittiğinde Erkan Uzman ile Gökhan Uzman’ın aynı odada mağdurun başında beklediklerini, mağduru yanına alarak odasına götürdüğünü, kendisine ne olduğunu ve niye bağırdığını sorduğunda dövüldüğünü söylediğini, bunun üzerine mağduru hastaneye sevk ederek ifadesini aldığını, görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını, mağdurun beyanı ve mağdurun boğazında hafif kızarıklık görmesi üzerine adlî işlemlere başladıklarını beyan etmiştir.

5.Dosya içerisinde bulunan ve Alaçam Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 25.07.2014 tarihli darp cebir raporunda mağdurda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde yaralanma olduğu belirtilmiştir.

6.Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Asta Müessir Fiil suçu 1632 sayılı Kanun’un 117 nci madeesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. “Madununu kasten itip kakan, döven veya sair suretlerle cismen eza verecek veya sıhhatini bozacak hallerde bulunan veyahut tazip maksadıyla madunun hizmetini lüzumsuz yere güçleştiren veya onun diğer askerler tarafından tazip edilmesine veya suimuamelede bulunulmasına müsamaha eden amir veya mafevk iki seneye kadar hapsolunur.” denilmektedir.

2.Mağdurun çelişkili beyanları, ayrıca kamu davası açılmadan önceki son beyanında sanığın, ailesini arayarak özür dilediğini ve her ne kadar kendisini darp etmiş ise de sanıktan şikayetçi olmadığını bu sebeple ikinci beyanında darp edilmediğini söylediğini beyan etmesi, dosya kapsamında bulunan adlî muayene raporu ve tanık Muammer …’ın olayı tamamlayan ve doğrulayan beyanlarından
dolayı sanık … ve dosya kapsamında bulunan diğer tanıkların beyanlarına itibar edilemeyerek, asta müessir fiil suçunu işlediği belirlenmekle, sanığın yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle alt sınırdan, hakkında kanuni ve takdiri indirim de uygulanmak suretiyle cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.

3.Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/37 Esas, 2021/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasına ilişkin taksitlerden birinin ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarı ile yetinildiğinden, Cumhuriyet savcısının infazda yetkinin kısıtlandığına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/37 Esas, 2021/222 Karar sayılı kararında sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin son cümlesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutularak sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2023 tarihinde karar verildi.