Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/5744 E. 2023/1197 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5744
KARAR NO : 2023/1197
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2001/496 E., 2017/354 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2017 tarihli ve 2001/496 Esas, 2017/354 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca bir yıl üç ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın kendisine yüklenemeyecek bir suç nedeniyle cezalandırıldığına,

yanlış yönlendirmeler nedeniyle ruh sağlığını kaybettiğine, savunmasının usulüne uygun alınmadığına ve savunma hakkının engellendiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık …’ın 01.07.2011 tarihinde 9 uncu P. Tüm. Des. Kt. K.lığı 3 üncü Sınıf Askeri Cezaevi Müdürlüğünden tahliye olmasına müteakip birliğine sevk edilmek üzere 9 uncu P.Tüm. Mrk. K.lığına teslim edildiği, ancak sanığın birliğine katılmadığı, bir süre firarda kaldıktan sonra 18.08.2015 tarihinde kendiliğinden başvuru yaparak birliğine sevkini talep ettiği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık 12.08.2016 tarihinde istinabe yoluyla alınan ifadesinde; 2001 yılında askeri bir suçtan Sarıkamış Askeri Cezaevinden tahliye edildiğini, kendisine yol süresi verilerek birliğine katılması gerektiğinin bildirildiğini, ancak birliğine gitmeyerek firar ettiğini, firar etme sebebinin başka bir dosyasının daha bulunması ve bu nedenle tekrar cezaevine gönderilme korkusu olduğunu, askeri cezaevinde şartların çok kötü olması nedeniyle firar ettiğini, uzun bir süre firarda kaldıktan sonra önce Pendik Askerlik Şubesine başvurduğunu, daha sonra kendisini polis nezaretinde inzibata teslim ettiklerini, o dönemlerde psikolojik sorunları olduğunu, ancak sivilde ve askerlik hizmetini yaparken bir tedavi görmediğini ifade ederek öncelikle beraatini mahkeme aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasını geri bırakılması kararının verilmesini kabul ettiğini, bu mümkün olmadığı halde cezasının ertelenmesini ve seçenek yaptırımlara çevrilmesini kabul ettiğini, kamuya yararlı bir işte çalıştırılmayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

3.Dosya kapsamında bulunan sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı, olay tespit tutanağı, sevk belgesi, katılış için başvuru yaptığına ilişkin evrak, GATA Sağlık Kurulu Raporu, Ek Rapor ile mevcut bilgi ve belgeler okunup, incelenerek değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Firar suçu, askerliğe elverişli kişiler tarafından işlenebilen sırf askeri suç niteliğindeki suçlardan olduğundan, sanığın suç tarihlerini kapsayacak şekilde askerliğe elverişsizlik durumunun belirlenmesi halinde yargılama konusu eylemin işlenemez suç niteliğine bürüneceği kuşkusuzdur.

2.Sanık hakkında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı’nın 18.11.2015 tarihli raporuyla; uyum bozukluğu tanısı konarak “Askerliğe Elverişli Değildir” kararı verilmiştir.

3.Sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsayıp kapsamadığına dair Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 17.10.2016 tarihinde düzenlenen Ek Rapor’da sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığına ve 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından yararlanamayacağına dair tespitler yer almaktadır.

4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

5.Yargılama konusu suç tarihlerinde askerliğe elverişli ve cezai ehliyeti tam olan sanığın, niteliği gereği mazaret kabul etmeyen suçlardan olan firar suçuna ilişkin savunmalarına itibar edilmeyerek mahkûmiyet hükmü kurulmasında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası yerine yalnızca 62 nci maddesinin yazılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde 5 numaralı bentte açıklanan nedenle Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2017 tarihli ve 2001/496 Esas, 2017/354 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan takdiri indirim uygulanmasına ilişkin paragrafa; “TCK’nın 62” ifadesinin çıkartılarak yerine “TCK’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası” ifadesinin eklenerek diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2023 tarihinde karar verildi.