YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5891
KARAR NO : 2023/3735
KARAR TARİHİ : 17.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/170 E., 2016/170 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Borçka Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2015/170 Esas, 2016/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya kalmak suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 … maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, askerlik şubesine kendi isteğiyle gittiğine, sevk işlemlerini yaptıracağı esnada bir karışıklık olduğu için askerlik işlemlerini yapmayı birkaç … ertelediğine, vatani görevini yaparak
15.04.2016 tarihinde terhis olduğuna, para cezasını ödeme imkanının bulunmadığına ve mahkemenin usul ve yasaya aykırı olan temyize konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, bu mümkün olmadığı takdirde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Askerlik yükümlüsü sanık hakkında kesinleşmiş olan idarî yaptırım kararına rağmen süresi içerisinde askerlik işlemlerini yaptırmadığı ve yakalanarak ele geçtiği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanık savunmasında özetle; daha önce de bakaya kalmak suçu nedeniyle yargılandığını ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini, o tarihte bakaya kaldığını kabul ettiğini ancak bakaya kaldıktan sonra kendi isteğiyle askere gittiğini, kesinlikle yakalanmadığını, sevk belgesini aldığında gitmesi gerektiğini bildiğini ancak Ağustos ayında ülkenin olağanüstü şekilde karıştığını, bu nedenle hakkında ikinci kez ihlal tutanağı düzenlendiğini, hakkında hüküm kurulacaksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanmasını talep ettiğini beyan etmiştir.
3.Borçka Kaymakamlığı İlçe İdare Bürosunun 10.07.2014 tarihli ve 3410 Esas, 79 Karar sayılı idarî yaptırım kararı, söz konusu idarî yaptırım kararının usulüne uygun tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatası, Borçka Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.01.2015 tarihli ve 2014/46 Değişik İş sayılı itirazın kesin olarak reddine dair kararı, Borçka Askerlik Şubesi Başkanlığının 02.10.2015 tarihli sanığın askerlik safahatini gösterir yazısı, 10.06.2015 tarihli Ağustos 2015 celbinde silah altına alınacak yedek subay aday adaylarına ait TRT duyurusu, Borçka Jandarma Karakol Komutanlığının 17.09.2015 tarihli yakalama tutanağı ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
4. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı UYAP üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Borçka Kaymakamlığı İlçe İdare Bürosunun 10.07.2014 tarihli ve 3410 Esas, 79 Karar sayılı idarî yaptırım kararı ile sanığın ilk eyleminden dolayı hakkında idarî para cezasına hükmedildiği, bu kararın usulüne uygun olarak 25.08.2014 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ edilen karara kanuni süresi içinde itiraz edildiği ve Borçka Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.01.2015 tarihli ve 2014/46 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verildiği ve bu şekilde idarî para cezasının kesinleştiği, sanığın idarî para cezasının kesinleşmesinden sonra askerlik işlemlerini tamamlatmamak şeklinde gerçekleşen eylemine devam ettiği dolayısıyla eyleminin kabahat kapsamında değerlendirilemeyeceği cihetle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2.1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenen suçlar bakımından; daha sonradan askerlik ödevini yerine getirmiş bulunmanın işlenen suçu ortadan kaldırmadığı, bakaya kaldığı sürenin uzunluğu ve ileri sürdüğü mazeretinin geçerli mazeret olmaması ve 17.09.2015 tarihinde Jandarma ekiplerince yapılan kontroller esnasında ele geçtiği hususları bir arada değerlendirildiğinde sanığın bu yöndeki temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
3.Askerlik yükümlülüklerini yerine getirmeyen sanığa atılı suçun temadisinin kendiliğinden askerlik şubesine geldiği 24.04.2015 tarihinin ertesi günü başlayıp, Jandarma ekiplerince ele geçtiği 17.09.2015 tarihinde kesildiği, sanığın eyleminin 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının son
paragrafında yer alan dört aydan sonra bir yıl içinde yakalananlar kapsamında kaldığı ve bu kapsamda kalanların cezalarının alt sınırının dört aydan başlatıldığının hüküm altına alındığı anlaşılmakla; Mahkemece sanık hakkında hükmolunan cezanın alt sınırı 2 aydan başlatılmak suretiyle eksik ceza tayin edilmiş ise de; aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
4.Ancak; 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda “basit yargılama usulü”nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun’la 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş…” dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de,
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 … maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin 25.04.2015-17.09.2015 olarak gösterilmesi gerekirken 17.09.2015 olarak yazılması,
(4) numaralı sebep yönünden bozmayı gerektirmiş ve (5) numaralı sebep yönünden de hukuka aykırı bulunmuşur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Borçka Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2015/170 Esas, 2016/170 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2023 tarihinde karar verildi.