YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9692
KARAR NO : 2022/18015
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 Sayılı Yasaya Muhalefet
HÜKÜM : 03.12.2014 tarihli karar ile hükümlülük, kaçak eşyaların müsaderesine; 27.2.2015 tarihli ek karar ile sanık …’ın temyiz talebinin reddine
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Sanık …’in hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık …’in eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 5607 sayılı Yasanın 3/11. maddesi kapsamında bireysel kaçakçılık suçunu oluşturduğu, sanık hakkında isnat edilen eylem için öngörülen cezanın türü ve miktarı açısından 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesi gereğince eylemin 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığa mahkumiyet kararı verilen 03.12.2014 tarihi itibariyle öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan maddeler ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II-Suç tarihi itibarıyla sanıklar …, … ve …’a atılı 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11 ve 4/2. maddeleri kapsamındaki eylem için öngörülen cezanın türü ve miktarı açısından 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince eylemin 15 yıllık olağan, 22 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu gözetilerek, polis tarafından düzenlenen tutanakta belirtilen adreste sanık …’a yapılan gerekçeli karar tebligatının usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından sanık …’ın eski hale getirme talebi yerinde görülüp 20.02.2015 tarihli temyiz inceleme talebinin yasal süresinde olduğu kabul edilip, 27.02.2015 tarih ve 2013/416 Esas 2014/511 Karar sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak, sanıklar …, … ve …’ın hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK.nun 147 ve 191. maddeleri uyarınca sanık …’ın usulüne uygun şekilde sorgusu yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-Sanık …’a ait olup bagajında akaryakıt aktarmakta kullanılan aparat bulunan nakil aracı ile sanık … ve sanık …’ın 730 litre kaçak mazotu nakletmeleri, sanık …’ın savunmasında muafiyet kapsamında getirdiği fazla akaryakıtları bidonlara aktardığını beyan etmesi karşısında sanık …’ın savunması alındıktan sonra sanıkların birlikte kaçakçılık eylemine fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak edip etmedikleri tartışılıp sonucuna göre 5607 sayılı Yasanın 4/2. maddesi bakımından değerlendirme yapılması gerekirken eksik kovuşturma ile bireysel kaçakçılık suçundan hüküm kurulması,
2-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11, 4/2. maddeleri ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/11-son. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 4/2, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3-5237 sayılı TCK’nun 61 ve 3/1. maddeleri uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kastı ve işlenen suçun ağırlığıyla orantılı ceza tayini gerekirken dosya kapsamına göre sanıkların benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz etmeyen fiili ile ceza arasındaki dengeyi bozacak şekilde teşdidi gerektirmediği halde alt sınırdan ceza tayini yerine, hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayacak biçimde alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
4-Sanıklar hakkında takdiri indirim uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK’nun 62/1. madde ve fıkrası yerine TCK’nun 62/2. maddesinin yazılması suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
5-24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
6-Suça konu kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi delaleti ile TCK’nun 54/4. maddesi yerine 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/12/2022 tarihinde I nolu karar yönünden oy birliği, II nolu karar yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
(Kısmi Karşı Düşünce)
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklar …, …, … ve … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümlerin, sanıkların temyizi üzerine, sayın çoğunluğun mahkumiyetlerine karar verilen … ve …’ın beraati gerektiği ve sanık …’ın eyleminin bireysel kaçakçılık suçunu oluşturması nedeniyle sanıklar …, … ve … hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmemesi yerinde değildir. Şöyle ki;
Sanık … aşamalardaki savunmalarında özetle, diğer sanıklar … ve …’ın çocukları, sanık … ’in ise arkadaşı olduğunu, olay günü çocukları … ve …’i annesine ilaç almaları için kendisine ait araçla çarşıya gönderdiğini, otobüsü ile Gürçistan’a yolcu götürüp getirirken suça konu motorini aldığını ve biriktirdiğini, bazen komşularına verdiğini, bazen da diğer aracında kullandığını, çocukların kullandığı araçta bulunan motorin ile yakalandıklarını, çocuklarla ilgisinin olmadığını söylemiştir.
Sanıklar … ve … aşamalardaki savunmalarında özetle, sanıklardan …’in babaları olduğunu, olay günü çarşı merkezine inerken babalarının arkadaşı olan sanık … ile karşılaşınca durup sohbet ederken polislerin geldiğini, babalarına ait araç içerisindeki motorini görünce işlem yapıldığını, araç içerisindeki motorinden haberlerinin olmadığını, Gürcistan’a otobüs seferi yapan babasına ait olduğunu, yakalanan motorini satmadıklarını söylemişlerdir.
Sanık … savunmalarında özetle, arkadaşı …’in çocukları … ve …’le karşılaşında sohbet etmeye başladıklarını, bu sırada polislerin geldiğini, motorin alışverişi yapmadıklarını söylemiştir.
Dosyada bulunan 05.09.2013 tarihli Yakalama ve Muhafaza Altına Alma Tutanağına göre, TIR ve panelvan araç ile yanında 3 kişinin durduğunun görülmesi üzerine, panelvan araçta bidonlar içerisinde suça konu motorinin ele geçirildiği, TIR’da ise suç unsuruna rastlanılmadığı, 3 kişinin sanıklar …, … ve … olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/04/2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere “… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.”
Tüm bu anlatılanlar, dosya kapsamı, sanıklar … ve … aşamalardaki savunmalarında, sanıklardan …’in babaları olduğunu, olay günü çarşı merkezine inerken babalarının arkadaşı olan sanık … ile karşılaşınca durup sohbet ederken polislerin geldiğini, babalarına ait araç içerisindeki motorini görünce işlem yapıldığını, araç içerisindeki motorinden haberlerinin olmadığını, Gürcistan’a otobüs seferi yapan babasına ait olduğunu, yakalanan motorini satmadıklarını söylemeleri, bu savunmalarının sanıklar … ve … tarafından doğrulanması ile olay tutanağının içeriği birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar … ve …’ın müsnet suçtan cezalandırılmaları için savunmalarının aksine somut, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi nedeniyle beraatlerine karar verilmesi ayrıca sanıklar … ve …’ın beraati gerektiğinden sanık …’in eyleminin bireysel kaçakçılık suçunu oluşturması, zamanaşımını kesen son işlem olan sanıkların mahkumiyetlerine karar verilen 03.12.2014 tarihinden itibaren öngörülen 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle CMK.nun 223/8. madde ve fıkrası uyarınca düşürülmesine karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.08.12.2022