Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/10208 E. 2023/425 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10208
KARAR NO : 2023/425
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : İlk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında hükümlülük, erteleme

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
5271 sayılı CMK’nun 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp aynı Kanun’un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ile katılan vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine dair kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nun 302/1. madde ve fıkrası gereğince ESASTAN REDDİNE, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 304. maddesi uyarınca dosyanın Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(KKD)

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun mahkumiyetine karar verilen sanığın beraati gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmemesi yerinde değildir. Şöyle ki;
İlk derece mahkemesi sanık …’ın beraatine karar vermiş, katılan … İdaresi vekilinin temyizi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararı kaldırarak mahkumiyete hükmetmiştir.

Sanık … aşamalardaki savunmalarında özetle, haklarında karar kesinleşen sanıklar Orhan ve Yusuf …’in aynı yerde bakkal işlettiklerini ve suça konu sigaraların yakalandığı kileri kullandıklarını, uzaklaştırma kararı olduğu için arama sırasında evde olmadığını, işten izin alıp eve gittiğinde okuma fırsatı bulamadan arama tutanağını imzaladığını, apartmanda her dairenin bir kileri olduğunu, sigaraların yakalandığı kilerin kendilerine ait olmasına karşın kullanmadıklarını söylemiştir.
Zabıt mümzisi tanıklar mahkemedeki beyanlarında özetle, olay tarihinde ihbar üzerine olay yerine gittiklerini, sanık …’ı telefonla arayarak çağırdıklarını, işyeri aracıyla geldiğini, Hakan’ın kilerin kullanımını …’lere bıraktığını ve anahtarının …’lerde olduğunu söylediğini, Orhan ve Yusuf …’e sorduklarında anahtarın olmadığını söyleyince çilingir yardımıyla kilerin açıldığını ve suça konu sigaraların ele geçirildiğini söylemişlerdir.
Dosyada bulunan 25.06.2016 tarihli Ev Arama Tutanağına göre, sanık …’ın suça konu kilerin anahtarının …’lerde olduğunu söylediği, sorduklarında olmadığını belirtince çilingir marifetiyle kilerin kapısının açıldığı, kilerde sigara ve tütün ele geçirildiğinin belirtildiği, başkaca da kilerde eşya bulunduğuna ilişkin bir tespitin olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/04/2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere “… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.”
Tüm bu anlatılanlar, dosya kapsamı, sanık …’ın aşamalardaki savunmalarında, sanıklar Orhan ve Yusuf …’in aynı yerde bakkal işlettiklerini ve suça konu sigaraların yakalandığı kileri kullandıklarını, uzaklaştırma kararı olduğu için arama sırasında evde olmadığını, suçu işlemediğini söylemesi, zabıt mümzisi tanıkların olay tarihinde ihbar üzerine olay yerine gittiklerini, sanık …’ı telefonla arayarak çağırdıklarını, işyeri aracıyla geldiğini, Hakan’ın kilerin kullanımını …’lere bıraktığını ve anahtarının …’lerde olduğunu söylediğini, Orhan ve Yusuf …’e sorduklarında anahtarın olmadığını söyleyince çilingir yardımıyla kilerin açıldığını ve suça konu sigaraların ele geçirildiğini anlatmaları, arama tutanağına göre kilerde suça konu sigara ve tütün dışında başkaca ev eşyalarının bulunduğuna ilişkin tespitin olmaması birlikte değerlendirildiğinde, müsnet suçtan cezalandırılması için savunmalarının aksine somut, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi nedeniyle sanık …’ın beraatine karar verilmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmemesine dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.12.01.2023