Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/10375 E. 2022/18793 K. 15.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10375
KARAR NO : 2022/18793
KARAR TARİHİ : 15.12.2022

Firar suçundan sanık …’un, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 66/1-a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24/12/2007 tarihli ve 2007/373 esas, 2007/1184 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca hükümlünün hukukî durumunun yeniden değerlendirilerek uyarlama yapılması üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 23/05/2008 tarihli ve 2007/373 esas, 2008/709 sayılı kararının 31/08/2008 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 01/06/2009 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda, hükmün açıklanması ile adı geçen sanığın 1632 sayılı Kanun’un 66/1-a ve 5237 sayılı Kanun’un 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 06/12/2018 tarihli ve 2017/161 esas, 2018/286 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulacak kanun yolunun itiraz kanun yolu olduğundan bahisle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine ilişkin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 29/01/2021 tarihli ve 2019/3994 esas, 2021/539 sayılı kararını takiben, Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 06/12/2018 tarihli kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ERCİŞ Ağır Ceza Mahkemesinin 01/06/2021 tarihli ve 2021/238 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03.08.2022 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2022 tarihli ve KYB. 2022-112325 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 06/12/2018 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 29/01/2021 tarihli ve 2019/3994 esas, 2021/539 sayılı kararı ile ” Çaldıran Asliye Mahkemesi’nin 06.12.2018 tarih, 2017/161 esas 2018/286 karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilmekle yetinilip ayrıca 5237 sayılı TCK’ya göre herhangi bir uyarlama yargılamasının yapılmadığı anlaşılmış olup, ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2011 tarih, 66-96 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 01.06.2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkelerin 5252 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98 ilâ 101. maddelerine göre belirlenmesi gerektiği, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun ise 5275 sayılı Kanun’un 101/3. maddesi uyarınca itiraz yasa yolu olduğu ve bu tür kararların istinafının mümkün olmadığı dikkate alınarak, CMK’nın 264. maddesine göre de kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, hükümlünün dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE” karar verilmiş ise de, anılan Ceza Genel Kurulu kararının 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca yapılan uyarlama yargılaması sonucu verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itiraz yoluna tabi olduğuna ilişkin olup, somut olayda sanık hakkında uyarlama kararı sonrası verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı müteakip sanığın denetim
süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle önceki hükmün açıklandığının anlaşılması karşısında, yeni kararın uyarlama yargılaması sonucu verilmiş bir karar olmayıp yeni verilmiş bir karar olduğu ve kararın da istinaf yoluna tabi olduğu gözetilmeden merci tarafından itiraz yolu ile incelenmesinde,
Kabule göre de;
Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 66/1-a maddesi kapsamında işlenen firar suçunun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine, anılan Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince ise 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu nazara alındığında; sanığın üzerine atılı bulunan firar suçunu 09/02/2006 ile 25/02/2006 tarihleri arasında işlediği; suçun temadisinin 25/02/2006 tarihinde gerçekleştiği, 04/12/2007 tarihinde mahkemesince ilk savunmasının alındığı, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 31/08/2008 tarihinde kesinleştiği, sanığın 01/06/2009 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 31/08/2008 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 01/06/2009 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı sanığın sorgusunun yapıldığı 04/12/2007 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 06/12/2018 tarihine kadar geçen sürede 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I)Kanun yararına bozma ihbarnamesinin (1) numaralı bendi yönünden yapılan değerlendirmede;
Hükümlü hakkında firar suçundan dolayı (Kapatılan) Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince 24.12.2007 tarih, 2007/373 Esas, 2007/1184 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet kararı verildiği ve anılan kararın yasal süresi içerisinde taraflarca temyiz edilmemek suretiyle 05.02.2008 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinden sonra yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılaması yapılarak 23.05.2008 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinin ardından denetim süresinde hükümlünün 01.06.2009 tarihinde kasıtlı suç işlediği ihbarı üzerine hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2022 tarihli, 2020/8-12 Esas, 2022/425 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, 05.02.2008 tarihinde kesinleşen firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün yeniden ele alınması sırasında CMK’nın 231. maddesinde 5728 sayılı Kanun’la değişiklik yapılması nedeniyle uyarlama yapılmış ve hükümde 5237 sayılı TCK hükümleri de değerlendirilerek uygulanmış ise de bu hükmün 01.06.2005 tarihinden sonra kesinleşmiş olması ve 5728 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında açıkça 5275 sayılı Kanun’a atıfta bulunulması hususları birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu uyarlama yargılaması sonucunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına ilişkin kararın 5275 sayılı Kanun’un 98 ilâ 101. maddelerinde belirlenen ilkelere tâbi bulunduğu ve söz konusu karara karşı başvurulacak kanun yolunun da aynı Kanun’un 101/3. fıkrası uyarınca itiraz yasa yolu olduğu ve yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu, bu itibarla karara karşı yapılan itiraz üzerine verilen merci kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, CMK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına kararın bozulmasına dair talebinin REDDİNE,
II) Kanun yararına bozma ihbarnamesinin kabule göre (1) numaralı bendi uyarınca yapılan değerlendirmede;
Hükümlü hakkında 05.02.2008 tarihli kesinleşmiş hüküm bulunmakta olup, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/4. maddesinde yer alan, “Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin
hükümler uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca hükümlü hakkında uyarlama yargılaması esnasında dava zamanaşımına ilişkin hükümlerin uygulanmasına yasal imkan bulunmadığı anlaşılmakla;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, CMK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına kararın bozulmasına dair talebinin REDDİNE, 15.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.