Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/10658 E. 2022/18984 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10658
KARAR NO : 2022/18984
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

Bölge Adliyesi mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Her ne kadar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından, sanıklar hakkında daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğu ve denetim süresi içerisinde yeniden suç işledikleri gerekçesiyle 5271 sayılı Yasanın 231/5. maddesinin uygulanmamasına karar verilmiş ise de 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 231/8. maddesinde yapılan değişiklikten önce işlenen suçlarla ilgili olarak, CMK’nun 231. maddesi uyarınca verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların sanıklar hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmeyeceği,
Ayrıca sanık …’in adli sicil kaydında görülen mahkumiyetin 5237 sayılı Yasanın 106/1-1.cümle’de düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olduğu, bu suçun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı gözetilerek, Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.11.2010 tarih, 2010/26 Esas – 2010/35 Karar sayılı dosyasında uzlaşma yapılıp yapılmadığı araştırılarak, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması halinde, sanığın denetim süresinde başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı da tespit edilerek sonucuna göre açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği,
Bu itibarla, savunmalarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini isteyen sanıklar hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin diğer koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılarak hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2) Gerekçeli karar başlığında, suç tarihinin “14.06.2012” yerine, “06.02.2015” olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5271 sayılı CMK’nun 302/2 ve 302/3. maddeleri gereğince BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 304. maddesi uyarınca dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
4708 sayılı Yasaya muhalefet ettiği iddiası ile sanıklar hakkında açılan kamu davasının Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılaması neticesinde verilen düşme kararının katılan vekilince istinaf edilmesi sonrasında, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13.Ceza Dairesinin verdiği “düşme kararlarının kaldırılmasına, sanıkların eylemlerin sübutu ile cezalandırılmasına ve diğer sanıklar lehine CMK 231. maddesinin uygulanmasına karşın, sanık … Arındırıcı ve …’in mahkumiyet hükümlerinin adli sicil kayıtlarına göre CMK 231.maddesinin lehlerine uygulanmasına yer olmadığına ilişkin hükmü sonrasında,
Sanıklar Harun Arındırıcı, Hüseyin Başer ve katılan vekilinin temyiz itirazları üzerine, dosya dairemize gelmiş olmakla birlikte heyetimizce yapılan değerlendirme esnasında, sanıkların eylemlerinin sübutuna yönelik olarak heyetimizde herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş uyuşmazlığı, temyizin kapsamına ilişkindir.
ŞÖYLE Kİ;
Temyiz kapsamının geniş yorumlanması gerektiğine ilişkin heyetimizin sayın çoğunluk görüşünün aksine kanaatimce, öncelikle CMK 289 maddede sayılan kesin hukuka aykırılık halleri re’sen incelenmeli, bilahare CMK 294 maddesi uyarınca ve taraflarca temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar ile sınırlı olarak temyiz incelemesinin yapılmalı, ileri sürülen hususlara ilişkin bozma nedenlerinin varlığı halinde CMK 302/2 uyarınca bozma kararı verilmesi halinde de bu kere de CMK 302/3. maddesi uyarınca ve heyetçe tespit edilen ve usule aykırı diğer bozma nedenlerinin de re’sen bozmaya konu edinilmesi gerektiğini düşünmekteyim.
Sanıkların temyiz itirazlarının ise dilekçeleri kapsamına bakıldığında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına vesaireye, katılan vekilinin ise eksik ceza tayin edildiğine ilişkin olduğu, dolayısı ile, CMK 294 maddesince “temyiz nedeninin, suçun sübutuna” yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda CMK 301.maddesi kapsamında heyetimizce öncelikle “yalnız temyiz başvurusunda ileri sürülen” sübuta ilişkin deliller değerlendirilmiş olup, heyetimizde bu
yöndeki oy birliği de göz önünde tutulmak suretiyle sanıkların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün Esastan Reddine karar verilmesi gerekli iken, temyiz talebi dışına çıkarılarak sanıklar lehine tek başına ve re’sen değerlendirme konusu yapılamayacak şekilde, CMK 231.maddesinin uygulanmamasının gerekçe gösterilmek suretiyle hükmün bozulması gerektiğine ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.