YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11290
KARAR NO : 2022/18200
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’un, anılan Kanun’un 81/9 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ve 2 yıl süreyle denetime tâbi tutulmasına dair İSTANBUL 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 21/05/2007 tarihli ve 2006/436 esas, 2007/831 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 10.08.2022 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2022 tarihli ve KYB. 2022/113325 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Sanığın 15/10/2008 tarihinde yeniden suç işlenmesi üzerine erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 27/02/2014 tarihli ve 2013/547 esas, 2014/149 sayılı kararının asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı,
İncelemeye konu dosya ile zincirleme suç hükümleri yönünden değerlendirilen sanığın mahkumiyetine ilişkin inceleme dışı İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 03/12/2015 tarihli ve 2015/396 esas, 2015/497 sayılı kararının ise gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğundan bahisle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 07/03/2022 tarihli ve 2022/2605 esas, 2022/4166 karar sayılı ilamı ile kanun yararına bozulduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 21/05/2007 tarihli ve 2006/436 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 18/02/2006, iddianame düzenleme tarihinin ise 06/04/2006 olduğu, İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 03/12/2015 tarihli ve 2015/396 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 01/02/2006, iddianame düzenleme tarihinin ise 06/04/2006 olduğu ve her iki suç hakkında iddianamelerin aynı tarihte düzenlendikleri anlaşılmış ise de, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihleri arasındaki süre de dikkate alındığında, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği cihetle, dosyaların birleştirilmesi ile 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği heyetimizce incelenmiş olmakla;
5271 sayılı Yasanın 309. maddesi gereğince bozulması talep edilen kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Her iki eylemin 5275 sayılı Yasanın 43. maddesi kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin değerlendirme yapılması gerektiği belirtilen İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 03.12.2015 tarih ve 2015/396 Esas, 2015/497 sayılı kararının, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan bahisle Dairemizin 07.03.2022 tarih ve 2022/2605 Esas, 2022/4166 sayılı ilamı ile kanun yararına bozulduğu anlaşılmakla,
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 03.12.2015 tarih ve 2015/396 Esas, 2015/497 sayılı kararına yönelik dosya üzerinden şartları oluştuğu taktirde 5237 sayılı Yasanın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının irdelenip, sonucuna göre kanun yararına bozma kararına konu edilen kesinleşmiş mahkumiyetin verilen hüküm ile mahsup değerlendirmesi yapılabileceği gerekçesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, CMUK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına kararın bozulmasına dair talebinin REDDİNE, 01.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.