YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11301
KARAR NO : 2022/19130
KARAR TARİHİ : 15.12.2022
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’in, anılan Kanun’un 63/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına dair ADANA 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2019 tarihli ve 2017/1144 esas, 2019/219 karar sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 08.08.2022 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2022 tarihli ve KYB. 2022-112693 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede,
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun ”Yoklama kaçağı, bakaya, saklı, firar” başlıklı 63. maddesinde yer alan ”1 – (Değişik: 31/3/2011-6217/4 md.) Barışta, 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra söz konusu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi bulunmaksızın,
a) Yoklama kaçaklarından birlikte yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden,
b) Bakaya kalanlar için, bakaya kaldıkları tarihten,
c) İhtiyat erattan çağrılıp da birlikte işleme tabi olduğu kişiler gönderilmiş bulunanlar için, en son gönderilme tarihinden,
d) Yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olup olmamasına bakılmaksızın askerlik şubesince sevk edildiği kıtasına katılmayan veya geç katılanlar için, kendilerine tanınan kanuni yol süresinin bitiminden,
itibaren dört ay içinde gelenler altı aya kadar, yakalananlar iki aydan altı aya kadar; dört aydan sonra bir yıl içinde gelenler iki aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan bir yıla kadar; bir yıldan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar, yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre;
Sanık hakkında Seyhan Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliği tarafından verilen 10/05/2016 tarihli ve 13799 esas, 47 karar sayılı; 26/07/2016 tarihli ve 19096 esas, 88 karar sayılı ve 21/11/2017 tarihli ve 13968 esas, 1030 karar sayılı idari para cezalarının doğrudan sanığın mernis adresi olan “Gülbahçesi Mah.,13318 Sk, No:9, İç Kapı No:2 Seyhan/Adana” adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre 24/06/2016, 10/08/2016 ve 19/02/2018 tarihlerinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de;
7201 sayılı Kanun’un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun’un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği cihetle, sanığın mernis adresine doğrudan anılan Kanun’un 21/2. maddesine göre yapılan tebligatların usulsüz olduğu, dolayısıyla geçerli tebligatlardan ve idari para cezalarının usulüne uygun kesinleşmesinden bahsedilemeyeceğinden, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 63/1. maddesinde düzenlenen yoklama kaçağı suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden,
1-ADANA 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2019 tarih ve 2017/1144 Esas, 2019/219 Karar sayılı kararının CMK’nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Hükümlünün unsurları oluşmayan 1632 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK’nun 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 15.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.