Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/11930 E. 2023/1784 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11930
KARAR NO : 2023/1784
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/402 E., 2022/46 K.
ŞİKÂYETÇİ : …
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2014 tarihli ve 2013/1102 Esas, 2014/280 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği 2 yıl 6 ay hapis ve 20.000,00 TL adlî para cezasına, hak yoksunluklarına, nakil aracının iadesine ve eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.

2.Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2014 tarihli ve 2013/1102 Esas, 2014/280 Karar sayılı kararının sanık … katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2019/7188 Esas, 2021/2450 Karar sayılı ilâmıyla;
“…I) Nakil aracının iadesi kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Nakilde kullanılan aracın iadesine ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden TEMYİZ İTİRAZLARININ REDDİYLE İADE KARARININ ONANMASINA,
II) Mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak,
1-Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasa’nın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nin 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasa’nın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası mucibince ilgili hükümlerin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yerel mahkemece yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
2-Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK’nin 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
3-Suç tarihi itibarıyla suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,…” nedenleriyle suçta kullanılan nakil aracının iadesi yönünden onanmasına ve sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü yönünden ise bozulmasına karar verilmiştir.

3.Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/402 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un onsekizinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği 2 yıl 6 ay hapis ve 15.000,00 TL adlî para cezasına ve eşya müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; hakkında verilen mahkûmiyet kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, lehe hükümlerin ve şahsi durumunun değerlendirilmeden cezanın verilmiş olduğuna ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın sevk ve idaresindeki aracın güvenlik güçlerince yol uygulamasında durdurulması sonucu yapılan önleme aramasında, aracın içerisinden 650 karton kaçak sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır.

2.Sanık savunmasında, ele geçirilen sigaraları para karşılığında taşıdığını, sigaraların kaçak olduğunu bildiğini, ancak bunları taşımanın suç olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

3.Tütün teknoloji mühendisi tarafından düzenlenen 15.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda suça konu sigaraların bandrolsüz ve kaçak olduğu belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Sanığın sevk ve idaresindeki nakil aracında ticari miktar ve mahiyette 650 karton kaçak sigara ele geçirilmiş olup savunmasında sigaraların kaçak olduğunu bilerek aracına aldığını beyan etmekle suç konusu eşyayı ticari amaçla naklettiği ve 5237 sayılı Kanun’un “Kanunun bağlayıcılığı” kenar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” şeklindeki düzenleme gereği eylemin suç olduğunu bilmediğine dair savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı
anlaşıldığından sanığın eyleminin sübuta erdiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Sanık hakkında takdiri indirim nedenleri uygulanmış olup sanığın lehe hükümlerin uygulanması, şahsi durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğine dair temyiz sebepleri ile yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3.Bozma kararı sanık lehine olsa dahi bozmadan sonra yapılan yargılamada; mahkemece; sanık, katılan … varsa müdafii ve vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip duruşmadan haberdar olmalarının sağlanması gerekmekte olup somut olayda; bozma sonrasında, talimat mahkemesince, sanığa çıkartılan duruşma davetiyesinin bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine ilk derece mahkemesince farklı bir şehirde bulunan sanığa duruşma davetiyesinin tebliğ edildiği anlaşılmakla; sanığın ikamet adresinin bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılmak, duruşma davetiyesinin her şartta talimat mahkemesince tebliği sağlanmak yerine sanığın bulunduğu farklı bir şehre tebligat çıkarılıp sanığın yokluğunda karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür.

4.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz” hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında “Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır” düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanık hakkında, dosyanın bozulması üzerine, Mahkemece sanığa yapılan etkin pişmanlık ihtarında suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar paranın Devlet Hâzinesine ödendiği takdirde cezada yapılacak indirim oranının 1/2 olacağının bildirilmesi gerekirken, sanığa 1/3 oranında indirim yapılacağı bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması ve bu itibarla ödeme yapmadığından bahisle hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

5.Suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları ile 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının ilgili tüm hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle, lehe kanunun denetime imkân sağlayacak şekilde belirlenerek hüküm kurulması gerektiği

gözetilmeden, suç tarihinde yürürlükte olan ve sonradan yürürlüğe giren kanun maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanmadan lehe kanun belirlenmek suretiyle 6455 sayılı Kanunla değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası gereği sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/402 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.