YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13082
KARAR NO : 2023/1178
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/92 E., 2022/184 K.
MALEN SORUMLU :…
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM :Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, suçta kullanılan nakil vasıtasının müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2014 tarihli 2014/149 Esas, 2014/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet
suçundan 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi, aynı Kanun’un 54 üncü maddesi gereği 3 yıl hapis ve
100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, kaçak eşyanın ve suçta
kullanılan nakil vasıtasının müsaderesine karar verilmiştir.
2.Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2014 tarihli 2014/149 Esas, 2014/313 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 15.12.2020 tarihli 2019/12890 Esas, 2020/19723 Karar sayılı ilâmıyla;
”Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nin 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası mucibince ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,” karar verilmiştir.
3.Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli 2021/92 Esas, 2022/184 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği 3 yıl hapis ve 30.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın ve suçta kullanılan nakil vasıtasının müsaderesine karar verilmiş, aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak sanığın neticeten 3 yıl hapis ve 100,00 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; herhangi bir gelirinin olmaması ve bakmakla yükümlü 10 kişinin olması nedeniyle verilen karara itiraz ettiğine, bu suçtan dolayı 51 gün cezaevinde yattığına, bu sebeple hakkında beraat karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tutanağına göre, 30.04.2014 tarihinde … plakalı araçta kaçak sigara olduğuna dair ihbar üzerine, aynı gün sanığın sevk ve idaresindeki aracın durdurularak Tatvan Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/384 Değişik İş sayılı önleme araması kararı doğrultusunda yapılan aramada, aracın üst tavan kısmında, yan pencere altı iç döşeme ile kaportası arasında ve taban kısmının altına haricen sac ile yapılan zula diye tabir edilen bölmede toplamda 1090 karton kaçak sigara ele geçirildiği, sanığın bozma öncesindeki beyanında kaçak sigaraların kendisine ait olduğunu, maddi durumunun kötü olması nedeniyle sigaraları satacağını, aracın sahibinin Abdulhaluk … olduğunu, kendisinden kardeşinin rahatsız olması nedeniyle aracı ödünç aldığını, araçta zula olduğunu bilmediğini beyan ettiği; bozma sonrasındaki beyanında da önceki beyanlarını tekrar ederek, gümrüklenmiş değerin iki katını ve kamu zararını ödeme gücünün olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
2.08.05.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre ele geçirilen sigaraların kaçak olduğu tespit edilmiştir.
3.27.06.2014 tarihli keşif tutanağında motor mekanik ustası bilirkişinin beyanından özetle; aracın piyasa değerinin yaklaşık 14.000,00 TL, galerici dışında satışının ise yaklaşık 16.000,00 TL- 17.000,00 TL olduğunu, şoför koltuğunun üstündeki bölmenin zaten araçta olduğunu, yeni yapılmadığını, ancak bagaj kısmındaki bölmenin yeni yapıldığını, aracın orijinalinde böyle bir tahtanın olmadığını, araç alan birisinin sanayide aracı kontrol ettirerek veya böyle bir kontrol yaptırmasa bile bagaj kapısını açtığında bu yerin normal olmadığını farkedilebileceğini, dolayısıyla orjinal olmayan bu bölmenin sahibi tarafından ilk bakışta fark edilebileceğini tespit etmiştir.
4.Ele geçirilen kaçak sigaranın gümrüklenmiş değerinin 70.175,07 TL, kamu zararının ise 59.275,07 TL olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu kaçak sigaranın gümrüklenmiş değerinin suç tarihinde normal olduğu anlaşılmıştır.
5.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, 6545 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası gereğince cezada arttırım yapılması gerektiği ancak, hüküm fıkrasında cezanın doğrudan 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Dava konusu suçta kullanılan nakil vasıtasının 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken doğrudan 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli 2021/92 Esas, 2022/184 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği; hükmün (1) numaralı fıkrasında yer alan ”5607 sayılı kanunun 3/5. Ve 3/10. Maddesi” ibaresindeki “3/10″ ibaresinin çıkartılmasına ve hükmün (3) numaralı fıkrasında yer alan ”TCK md. 54″ ibaresi çıkarılarak yerine “5607 sayılı Yasanın
13/1. maddesi delaleti ile TCK’nun 54/1. maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Düşünce)
KARŞI DÜŞÜNCE
Kaçakçılık suçundan sanık … hakkında kurulan mahkûmiyete ilişkin hükmün, sanığın temyizi üzerine sayın çoğunluğun düzeltilerek onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamına göre, sanığın gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın kaçak olarak ülkeye sokulan 1090 karton bandrolsüz sigarayı ticari maksatla bulundurmak eyleminden ibaret somut olayda, sanığın 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 10 uncu maddesi uyarınca teşdiden sonuç olarak 3 yıl hapis ve 30.000,00 TL adlî para cezası cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile karşılaştırma yapılırken yine teşdiden belirlenen 3 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adlî para cezasının sanık aleyhine olduğu kabul edilmiştir. 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 10 uncu maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi hapis cezası yönünden sanık lehine ise de 30.000,00 TL adlî para cezasından 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasından belirlenen cezadaki adli para cezasının sanık lehine olduğu, sonuç olarak belirlenen 30.000,00 TL adlî para cezasından 6455 sayılı Kanun ile belirlenen 16.660,00 TL çıkarıldığında 13.340,00 TL adlî para cezası farkı bulunduğu, 13.340,00 TL adlî para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 667 gün hapis cezasına çevrileceği dolayısıyla bu sürenin 4 aydan daha uzun süre olması nedeniyle sanık aleyhine olacağı da dikkate alındığında suç tarihinde yürürlükte bulanan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca belirlenen 3 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adlî para cezasının sanık lehine olduğu gözetilmeden lehe hükümler içermeyen 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 10 uncu maddesinden kurulan hükmün sanık aleyhine olduğu gerekçesiyle bozulması yerine, yerel mahkemenin kararının düzeltilerek onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 13.02.2023