YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13416
KARAR NO : 2023/732
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/710 E., 2022/106 K.
SUÇ : 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyaların müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2015 tarihli ve 2014/552 Esas, 2015/13 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na Aykırılık (5846 sayılı Kanun) suçundan aynı Kanun’un 71 inci maddesinin birinci fıkrası, 81 inci maddesinin onüçüncü fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, suça konu eşyanın 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmiştir.
2.Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2015 tarihli ve 2014/552 Esas, 2015/13 Karar sayılı kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 08.06.2021 tarihli ve 2017/2123 Esas, 2021/6262 Karar sayılı ilâmıyla;
“…5846 sayılı Kanun’un “haklara tecavüzün önlenmesi” başlıklı 81’inci maddesinde düzenlenen bandrol yükümlülüğüne aykırılık eyleminin aynı eserle ilgili olarak şikayet üzerine soruşturulan/kovuşturulan ve aynı Kanun’un “manevi, mali ve bağlantılı haklara tecavüz” suçunu da oluşturduğu somut olayda; şikayetçinin 6 aylık kanuni şikayet süresi içerisinde dava konusu edilen materyaller yönünden hak sahibi olduğunu kanıtlayan hukuken geçerli belgeleri ibraz etmesi nedeniyle sanık/sanıklar hakkında 5846 sayılı Kanun’un 71/1 ve 81/13 maddelerine göre hüküm kurulmuş ise de;
Hükümden sonra 17/07/2020 tarih ve 31188 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 12.06.2020 tarih ve 2019/74 E., 2020/29 K. sayılı kararı ile, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 23/01/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 143. maddesiyle değiştirilen 81’inci maddesinin on üçüncü fıkrasında düzenlenen “Bandrol yükümlüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71’inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde, fail hakkında sadece 71’inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak; verilen ceza üçte biri oranında artırılır.” hükmünün iptal edilmesi ve 5237 sayılı TCK’nin 44’üncü maddesinde ise “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmiş olması karşısında;
Somut olayda, sanığın eylemine uyan bandrol yükümlülüğüne aykırılık eylemi ile ilgili hak sahibi kişilerin hukuken geçerli belgeleri süresi içerisinde sunarak şikayetçi olması nedeniyle hem manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz başlıklı 5846 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun hem de aynı Kanun’un 81’inci maddesindeki sanığın eylemine uyan ve re’sen takibi gerektirmesi nedeniyle CMK’nin 253 ile devamı maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmayan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun oluşacağı ve TCK’nin 44. maddesi gereğince sanık hakkında en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan hüküm kurulup, kazanılmış hakları da gözetilerek sanığın hukuki durumunun yerel mahkemece yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Kabule göre ise;
1- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan … lehine yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre maktu vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmolunması;
2- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2022 tarihli ve 2021/710 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5846 Sayılı Kanun’a aykırılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi delaletiyle 5846 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, suça konu eşyanın 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1.Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine,
2.Dava zamanaşımı süresinin dolduğuna,
3.Re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.26.05.2014 tarihinde İl Denetim Komisyonları tarafından yapılan denetimlerde, sanığın seyyar tezgah üzerinde bandrolsüz kitap satışı yaptığının görülmesi üzerine, seyyar tezgah üzerinde 240 adet bandrolsüz ve korsan kitap ele geçirilmiştir.
2. Şikayetçiler vekilinin dava konusu materyaller ile ilgili olarak 6 aylık kanuni şikâyet süresi içerisinde hak sahipliğine ilişkin hukuken geçerli belgeleri ibraz ettiği görülmüştür.
3. 30.06.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda, suça konu kitapların tamamının korsan baskı olduğu, yasal olmayan yollarla orijinal kitaplardan birebir taklit edilerek çoğaltıldığı ve üzerilerinde herhangi bir bandrol bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
4. Sanık aşamalardaki savunmalarında, suçlamaların doğru olduğunu, ele geçen ürünlere ilişkin herhangi bir faturasının olmadığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği saptanmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Suç tarihi itibarıyla sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunması, zamanaşımını kesen 20.01.2015 tarihli mahkûmiyet hükmünden sonra, 8 yıllık olağan süre içerisinde 23.02.2022 tarihinde tekrar mahkûmiyet hükmü kurulduğu, suç tarihi olan 26.05.2014 tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin ise henüz dolmamış olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık
bulunmamıştır.
2.Adli sicil sabıka kaydına göre, tekerrüre esas sabıkası bulunan ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilen sanık hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 231 nci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia
ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2022 tarihli ve 2021/710 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.