Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/14202 E. 2023/1584 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14202
KARAR NO : 2023/1584
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/298 E., 2021/95 K.
ŞİKÂYETÇİ : Gümrük İdaresi
SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının
Düzenlenmesine Dair Kanun’a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Uludere Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 2013/122 Esas, 2014/371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62

nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanunun 52 nci maddesi, 51 inci maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, eşya müsaderesine karar verilmiştir.

2.Uludere Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 2013/122 Esas, 2014/371 Karar sayılı kararının sanık … katılan … ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu( …) vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.05.2019 tarihli ve 2019/2252 Esas 2019/31429 Karar sayılı ilâmıyla;
“…1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla sanığın eyleminin 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasanın 8/4. madde ve fıkrası kapsamında kaldığı gözetilmeden, uygulama yeri olmayan 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesinden hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
2.5237 sayılı TCK’nun 51. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması koşulu ve (b) bendinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla, sanığın sabıkasında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davayı sona erdiren nihai hüküm niteliğinde bir karar olmadığı cihetle, ertelemeye engel sabıkası olmayan sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşup oluşmamasına göre hapis cezasının ertelenmesine karar verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerektiği gözetilmeden “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkumiyetinin bulunması ve bu mahkumiyet hükmü her ne kadar açıklanması geri bırakılmış ise de mahkememizce yapılan ihbar ile açıklanacağı, ayrıca sanığın kaçakçılık suçundan sabıkalı kişiği dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaaat oluşmamış olduğundan,” biçimindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
3.Sanık hakkında tayin olunan gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olarak TCK’nun 52. maddesinin 2. fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
4.24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi,
5.Dava konusu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanunun 13/1. madde yollamasıyla TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu, Uludere Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2019/298 Esas, 2021/95 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında karar tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiikinci fıkraları, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay

hapis cezası ve 40,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, hapis cezasının ertelenmesine, suça konu kaçak eşyaların 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, aramanın usulsüz olduğuna, suç olduğunu bilmediğinden suçun manevi unsurunun oluşmadığına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.06.04.2013 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından Uludere Habur II Yol Kontrol ve Arama noktasında yapılan aramalar sırasında sanığın kullandığı araçta yolcu bölmesinin altına gizlenmiş vaziyette 150 karton bandrolsüz kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

2.Sanık bozma öncesi ve sonrasında değişmeyen savunmasında, sigaraları satmak için satın aldığını ikrar etmiştir.

3.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında 2 numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek, gereklerinin yerine getirildiği saptanmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla, aynı kanunun 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca denetime imkan verecek şekilde sanığın lehine olan kanunun belirlenmesi gerekirken kanun maddelerinin değerlendirilmesi ile yetinilmesi,

Ancak ;
3.15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde

kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanığa bildirilmesi gerekirken indirim oranının 1/3 olarak bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması,

4.10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’nun 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında ele geçen eşyanın gümrüklenmiş değerinin pek hafif değerde olduğu ve mahkemece de “pek hafif” olarak kabul edildiği halde gerekçe belirtmeksizin cezasında 1/2 oranın da indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde 2, 3 ve 4 numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle Uludere Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2019/298 Esas 2021/95 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.