YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17910
KARAR NO : 2023/4574
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/19 E., 2016/226 K.
KATILANLAR
SUÇ :556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 18.06.2014 tarihli ve 2013/618 Esas, 2014/409 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün
hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 17.07.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2.İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 11.04.2016 tarihli ve 2016/19 Esas, 2016/226 Karar sayılı kararı ile sanığın, tâbi tutulduğu denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Anılan kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.09.2022 tarihli, 2021/17030 Esas, 2022/12384 Karar sayılı kararı ile ” Diesel Spa, …, …, Gianni Versace Spa, Parfums Christian Dior, …, … ve … firmalarının yetkilileri tarafından … irtibat bürosu yetkilisi …’e verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da diğer davaları takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” ve “Bir gümrük davasını ve diğer bir davaları takip konusundaki onay, duruma göre yazı, faks veya e-posta ile verilecektir.” şeklindeki kısıtlamaların bulunması karşısında, katılanlar vekilinden; iş bu dava dosyasında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla marka sahibi firmaların yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisinin tercüme edilmiş aslının veya onaylı örneklerinin bulunup bulunmadığı sorulup, varsa denetime imkân verecek şekilde dosyaya eklenmesinden sonra iade edilmek üzere mahalline gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine” karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Diesel Spa, …, …, Gianni Versace Spa, Parfums Christian Dior, …, … ve … firmaları vekilinin 30.07.2013 tarihli dilekçesi ile isimsiz bir iş yerinde hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur.
2.İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinin, 31.07.2013 tarihli ve 2013/329 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda, ilgili iş yerinde sanık hazır bulunduğu halde yapılan aramada satışa arz edilmiş halde, şikâyetçi firmalar adına tescilli markaları taşıyan toplam 195 adet parfüme el konulmuştur. Sanığın arama tutanağını iş yeri sahibi sıfatı ile imzaladığı anlaşılmıştır.
3.Dosyada mevcut 02.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda; orijinal ürünler ile suça konu ürünler karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve suça konu ürünlerin tamamının sahte olarak imal edildiği, üzerlerinde katılan firmalar adına tescilli markaların iktibas yolu ile taklit edilerek kullanıldığı ve marka hakkına tecavüz fiilinin gerçekleştiğine dair görüş bildirilmiştir.
4.Sanık savunmalarında; suç tarihinden bir … önce iş yerini açtığını, suça konu parfümleri Tahtekale’den faturasız olarak satın aldığını, taklit olduklarını bilmediğini beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Diesel Spa, …, …, Gianni Versace Spa, … ve … Firmaları Yönünden
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen marka hakkına tecavüz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tâbidir. Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından … hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir. Başka bir ifade ile, şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir.
Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. Hak sahibi kişiler şikâyet tarihinde, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşulu ile avukatları vasıtasıyla da şikâyette bulunabilir. Davaya vekâlet konusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 71-83 üncü maddelerinde düzenlenmiş olup, hem 6100 sayılı Kanun’da hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Şikâyet hakkını kullanma konusunda asıl olanın vekâlet verenin iradesi olduğu yönündeki ilke ışığında somut olaya gelince;
Dosya içerisinde mevcut olan ve Diesel Spa, …, …, Gianni Versace Spa, Parfums Christian Dior, …, … ve … firmalarının yetkilileri tarafından … irtibat bürosu yetkilisi …’e verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da diğer davaları takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” ve “Bir gümrük davasını ve diğer bir davaları takip konusundaki onay, duruma göre yazı, faks veya e-posta ile verilecektir.” şeklindeki kısıtlamaların bulunması ve Dairemizin 22.09.2022 tarihli ve 2021/17030 Esas, 2022/12384 Karar sayılı tevdi kararına rağmen, katılan firmalar vekilinin sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firmaların yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz edemediği, şikâyetçiler vekili tarafından 26.12.2022 havale tarihli dilekçe ekinde sunulan belgelerin de bu kapsamda geçerli sayılamayacağı anlaşıldığından, marka sahibi firmaların sanık hakkında şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir şikâyetlerinin bulunmadığı gözetilerek bu firmalar yönünden açılan davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur
.
B. Parfums Christian Dior ve … Firmaları Yönünden
Katılan firmalar adına vekilinin 26.12.2022 havale tarihli dilekçe ekinde sunduğu mail yazışmalarından Parfums Christian Dior ve … firmalarının sanık hakkında hukuken geçerli şikâyetlerinin bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamına göre, parfüm ticareti işi ile iştigal eden sanığın, tescilli markaları taşıyan
orijinal ürünleri nereden satın alması gerektiğini ve faturasız olarak veya orijinaline göre uygun fiyatlı satın aldığı ürünlerin taklit ürün olup olmadığını yaptığı iş gereği bilebilecek durumda olduğu gözetilerek; sanığın suçun sübutuna yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61 … maddesinin yedinci fıkrasının; aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddelerinin uygulanmasında zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 11.04.2016 tarihli ve 2016/19 Esas, 2016/226 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.