Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/23 E. 2023/921 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/23
KARAR NO : 2023/921
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/63 E., 2019/79 K.
SUÇ : 1632 sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 26.09.2011 tarihli ve 2011/659 Esas, 2011/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar
verilmiştir.

2.(Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 26.09.2011 tarihli ve 2011/659 Esas, 2011/272 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin 30.01.2013 tarihli ve 2013/373 Esas, 2013/354 Karar sayılı kararı ile;
A)Askerî Mahkemece, 26.09.2011 tarihinde yapılan ve sanığın da hazır bulunduğu hüküm
duruşmasında; sanığın sorgusu başlamadan önce, sağlık muayene kayıtları ve disiplin
cezalarına ilişkin gelen belgelerin okunmasından sonra, taraflara diyeceklerinin sorulmadığı,
ayrıca aynı belgelerle ilgili olarak, tarafların talepleri olmaksızın bu delillerin iradından
vazgeçildiği, sanığın sorgusundan sonra dosyadaki belgelerin okunduğu ve sanığın duruşmalardan
bağışık tutulmasına karar verildiği görülmüş ise de; hazır bulunan taraflara okunan belgelere karşı
diyecekleri sorulmadığı gibi, soruşturmanın genişletilmesine yönelik talebi olup olmadığı
Askeri Savcıya sorulmasına rağmen, sanığa sorulmamış olmasının savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması,
B)Anayasa Mahkemesinin
05.07.2012 tarihli, 2012/9 Esas, 2012/103 Karar sayılı kararı ile 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“…kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, izin tecavüzü suçu yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi
karşısında, uygulamaya yönelik bu konularda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedenleriyle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

3.(Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 20.06.2013 tarihli ve 2013/883 Esas, 2013/464 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 07.08.2013 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 07.08.2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 29.09.2011-01.03.2017 tarihleri arasında firar suçunu işlediğinin Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2018 tarihli ve 2017/81 Esas, 2018/18 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan, (Kapatılan) 8. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 20.06.2013 tarihli ve 2013/883 Esas, 2013/464 Karar sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, 17.08.2007 tarihinde on günlük izne gönderildiği, dört
günlük gidiş ve dönüş yol süresi de tanındığında, izni sona ermeden önce, 30.08.2007 tarihinde
gelip Elazığ Kabul ve Toplanma Merkezi Komutanlığına kaydını yaptırdığı, ancak aynı gün
oradan ayrılan sanığın en geç 31.08.2007 tarihine kadar gelip birliğine katılması gerekirken
katılmadığı, emniyet kuvvetleri tarafından 15.08.2011 tarihinde Sungurlu’da polis merkezine
davet edilerek yakalandığı, maddi vakıa olarak anlaşılmıştır.

2.Sanık savunmalarında özetle; eşini rahatsız edenlerin olduğu, eşine yardım edecek ve bakacak başka kimsenin olmadığı, ailesine iaşe sağladığı, 4 yıl boyunca devam eden izin tecavüzünde kredi çekip dükkan açtığı, suç işleme kastının olmadığını ve beraatini talep ettiği şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Adresinden taşınan ancak yeni adres bildirmeyen sanığın Askerî Yargıtay bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespit edilemediği ancak yargılamanın sürüncemede kalmaması ve yeni verilecek kararın sanığın lehine olduğu değerlendirilerek adres tespitinden vazgeçilmiştir.

4.Sanık ihbar yazısına diyeceklerinin tespiti amacıyla talimat ile alınan savunmasında, Tunceli ili Hozat ilçesinde askerlik görevini yaptığı esnada 2007 yılında birliğinden 13 gün kadar izne ayrıldığını, izin bitiminde birliğine teslim olmasının gerektiğini, ancak annesi ve babasının 32 yıldır ayrı yaşadıklarını, evli ve 3 çocuğunun olduğunu, çocuklarından ikisinin ilk okula gittiğini, ailesine ve çocuklarına bakacak başka kimseninde bulunmadığı için birliğine süresinde teslim olamadığını, daha sonra 2011 yılında kendisinin Sungurlu Polis Karakoluna giderek teslim olduğunu, emniyet ekiplerinin kendisini Sungurlu Jandarma Komutanlığına oradan Elazığ Kabul Toplama Merkezine teslim ettiğini, orada 42 gün Elazığ Kapalı Askerî Cezaevinde tutuklu kaldığını, sonrasında Kabul Toplama Merkezinden çarşı iznine çıktığını, çarşı izni sonunda birliğine teslim olmadığını, Sungurlu’ya ailesinin yanına geldiğini, 2017 yılında kendisinin Elazığ Kabul Toplama Merkezine giderek tekrar teslim olduğunu, askerliğini bitirip terhis olduğunu, Hozat Askerî Mahkemesi kararında sadece 10 ay hapis cezasının ertelendiğinin bildirildiğini, 5 yıl denetime tabi olduğunun açıklanmadığını ve gerekçeli kararın tarafına tebliğ edilmediğini, sadece Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/81 Esas sayılı kararının tarafına tebliğ edildiğini, istinaf ettiğini, istinaf talebinin reddedildiğini ve red ilamının tarafına tebliğ edildiğini, o cezayı taksitle ödediğini, 5 yıl denetime tabi olduğundan haberi olmadığı için bu konuya dikkat etmediğini, suçunu bu şekilde kabul ettiğini beyan etmekle lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir.

5.Dosya kapsamında bulunan sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı, sevk belgesi, yargılama konusu suça ilişkin izin belgesi, sair tutanaklar, vak’a kanaat raporu, ihbar yazısı ile mevcut bilgi ve belgeler okunup, incelenerek değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Birliğinden izinli olarak ayrılan sanığın, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın, izin bitiminden itibaren altı tam gün içerisinde birliğine katılmaması eylemi, izin tecavüzü suçunu oluşturmaktadır.

2.1632 sayılı Kanun’un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş olan izin tecavüzü suçunun oluşabilmesi için, sanığın birliğine zamanında özürsüz olarak dönmemesi koşulu aranmakta ise de, Kanunda özürün ne olduğu ve kapsamı belirtilmemiştir. (Kapatılan) Askerî Yargıtayın yerleşik
kararlarında, izin tecavüzü suçunda yer verilen bu özrün kapsamı, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin (b) bendi ve 58 inci maddelerinde öngörülen kıstaslar esas alınarak, beklenmeyen aniden ortaya çıkan ve sanığın zamanında Birliğine dönmesini zorlaştıran, engelleyen durumlar olarak kabul edildiği görülmekte ve ayrıca sanığın, kanuna aykırı eylemini bir an evvel sona erdirmeye veya mazeretini ortadan kaldırmaya yönelik hareketlerinin, kısaca, suç ve dehalet kasıtlarının dikkate alınması gerekmektedir.

3.Sanık tarafından ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte olmadığı, aniden ortaya çıkmadığı, söz konusu mazeretler ile izin tecavüzünde bulunulan süre arasında kabul edilebilir ve makul bir ölçü bulunmadığı da dikkate alındığında; suça konu eylemin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

5.5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; hükümden sonra 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

6.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 31.08.2007-15.08.2011 yerine yalnızca 31.08.2007 olarak yazılması yerinde eklenmesi olanaklı yazım hatası olarak görülmüştür.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hozat Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2023 tarihinde karar verildi.