YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2803
KARAR NO : 2023/6325
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/24 E., 2016/198 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyaların müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma
1.Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin temyizi yönünden; sanığın eyleminin, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de Gümrük İdaresi olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
2.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyizi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan Gümrük İdaresi vekilinin hükümden önce dosyaya sunduğu katılma talepli dilekçesi gözetilip katılmasına karar verilerek temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
A. Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın eyleminin, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 5607 sayılı Kanun’a muhalefet kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de Gümrük İdaresi olduğu cihetle, suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğü’nün hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’a muhalefet iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 29.12.2012 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Ancak anılan karar Gümrük İdaresi’ne tebliğ edilmeden 30.01.2012 tarihinde kesinleştirilmiştir. Akabinde sanığın 08.10.2015 tarihinde işlediği hakaret suçu nedeniyle sanık hakkında verilen önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği ve temyize konu hükmün kurulduğu, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği nazara alındığında, sanığın yurt içinde kaçak cinsel uyarıcı hap bulundurmaktan ibaret eyleminin 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçunu oluşturduğu, bu suçtan doğrudan zarar görenin ise Gümrük İdaresi olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 29.12.2012 tarihli karara yönelik Gümrük İdaresi’nin itiraz hakkının bulunduğu anlaşılmakla; söz konusu kararın anılan kuruma tebliğ edilmediği için henüz kesinleşmediği ve sanık hakkındaki denetim süresi başlamadığı hâlde, denetim süresinde suç işlendiğinden bahisle yeni esasa kaydedilen dosyada sanık hakkında verilen önceki hükmün açıklanmasına karar verilerek hüküm tesisi Kanuna aykırıdır.
2.Yukarıda açıklanan duruma istinaden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmadığı tespit edilmiştir.
3.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
4.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın 29.12.2011 tarihli zamanaşımı süresini kesen son işlem olan savunmasından itibaren, temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
5. Dava dosyası içeriğinden suça konu cinsel uyarıcı hapların kaçak olduğu saptanmıştır.
II. KARAR
A. Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2016/24 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararına yönelik şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesinin,
12.07.2016 tarihli ve 2016/24 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, kaçak eşyaların 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği MÜSADERESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle 20.06.2023 tarihinde karar verildi.