YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3106
KARAR NO : 2023/1386
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/381 E., 2021/522 K.
KATILANLAR : …, …, …
SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit
edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 01.10.2015 tarihli ve 2015/871 Esas, 2015/886 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üste hakaret suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza
Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca bir ay yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, üstü tehdit suçundan 1632 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mukavemet suçundan 1632 sayılı Kanun’un 90 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 62 nci maddesi uyarınca üç ay on dokuz gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 62 nci maddesi uyarınca iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın 18.06.2015-14.08.2015 tarihleri arasında tutuklulukta kaldığı sürelerin mahkûmiyet müddetinden mahsubuna karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 01.10.2015 tarihli ve 2015/871 Esas, 2015/886 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarihli ve 2019/27486 Esas, 2020/2787 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mukavemet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulurken hem fail hem de fiil değerlendirilerek ağırlaştırıcı bir neden görülmediğinin belirtildiği dikkate alındığında; maddenin az vahim hâl fıkrasının uygulanmama gerekçesinin gösterilmemiş olması, ayrıca katılanlardan birinin başçavuş rütbesinde sanığın üstü, mağdurlardan birinin yüzbaşı rütbesinde, ikisinin onbaşı rütbesinde sanığın üstü, yine katılanlardan üçünün sanıkla aynı rütbede er konumunda olması ve de üstü tehdit ile üste hakaret suçunun 5237 sayılı Kanun’da düzenlenen tehdit ve hakaret suçuna göre daha nitelikli ve özel bir suç olması ve öncelikli olarak uygulanması gereği dikkate alınmak suretiyle, sanığın katılan/mağdurların kişilik özellikleri gözetilmeden ve aralarında hiçbir ayrım yapılmadan topluca hepsine yönelik tek bir fiille işlediği hakaret ve tehdit eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme üstü tehdit ve zincirleme üste hakaret suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, üste hakaret ve üstü tehdit suçlarından cezalandırılması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek cezalandırılmasına karar verilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2020/381 Esas, 2021/522 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mukavemet suçundan 1632 sayılı Kanun’un 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasının az vahim hâl cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme üstü tehdit suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir yıl on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, üste hakaret suçundan 5327 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasına binaen 1632 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç ay üç gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; dosyada yer alan müştekilerin yargılama aşamasında şikayetlerinden vazgeçtiği dolayısıyla sanık hakkında zincirleme üste hakaret suçundan hüküm kurulmasının ve sanık
aleyhine verilen cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık …’nin olay tarihinde, yanında bir grup asker ile taburun önüne geldiği ve çorabının içine gizlediği bıçağı çıkararak o Tarık’ı bana getirin, onun anasını sinkaf edeceğim, onu geberteceğim dediği, devamında tabura girmek istediği fakat taburun önünde bulunan katılan …’in, sanığı engellediği, bunun üzerine sanığın elinde bıçak ile tabur içtima bölgesine doğru gittiği, olayı gören katılan …’nin, nöbetçi heyetinde bulunan mağdur Nöb.Sb.P.Yzb…. ile mağdur Nöb.Ast. P.Asb.Bçvş. …’a haber verdiği, bunun üzerine mağdurlar … ile Bülent’in olay yerine geldiği ve defaten sanıktan bıçağı istemelerine rağmen sanığın elinde bulunan bıçağı vermediği, sonrasında sanığın elinde bulunan bıçağı havaya doğru kaldırarak olay yerinde bulunan mağdurlar …, Bülent, Okan, Mehmet ve katılanlar Ali, Sinan ve Servet’e hitaben hepinizi kesip öldüreceğim, hepinizin anasını sinkaf edeceğim dediği, devamında yaşananların kameraya alındığını fark etmesi üzerine olay yerinden uzaklaşmaya başladığı, bir süre sonra sanığın tekrardan olay yerine geldiği, bu sefer mağdur … ile katılan …’ın, sanığın elinden bıçağı almaya çalıştıkları sanığın elinde bulunan bıçağı katılan …’a doğru salladığı fakat kendini geriye doğru çeken katılan …’a bıçak darbesinin gelmediği, devamında sanığın bir anlık boşluğundan yararlanan mağdur … ile katılan …’ın, sanığın elindeki bıçağı aldığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanık … bozma öncesi alınan ifadesinde özetle; tabur önüne gelmekteki tek amacının P.Onb…. ile kavga etmek olduğunu, çorabının içindeki bıçağı çıkararak “Tarık’ı bana getirin, onun anasını sinkaf edeceğim, onu geberteceğim” dediğini, tabura gitmek istediği sırada Servet’in önüne çıkarak kendisini engellediğini, buna rağmen elindeki bıçak ile tabur içtima bölgesine doğru gittiğini, bu sırada Gürsel Yüzbaşı ile Bülent Başçavuşun taburun önüne geldiklerini ve kendisinden defalarca elindeki bıçağı istediklerini, kendisine saldıracaklarını düşündüğü için bıçağı vermek istemediğini, bıçağı havaya kaldırarak …, Ali, Okan, Mehmet, Sinan ve Servet’e hitaben “hepinizi kesip öldüreceğim, hepinizin anasını sinkaf edeceğim” yönündeki eylemlerinin vukuu bulmadığını, bu suçlamayı kabul etmediğini, sadece Tarık ile yaşamış olduğu hususların doğruluğunu kabul ettiğini, P.Er …’nın elinde bir kamera ile yaşanan olayları kayda aldığını, kamera kaydı alındığını görünce kantin yönüne doğru gittiğini, tekrar olay yerine geldiğinde Sinan’ın yaklaşarak kendisine kafa attığını, elinde bıçak olduğunu ancak Sinan’a sallamadığını, tam olarak hatırlamadığı birinin bıçağı gelerek elinden aldığını, çabuk sinirlenme gibi bir rahatsızlığının olduğunu, 2 yıl uyuşturucu kullandığını, birliğinde psikiyatrik tedavi gördüğünü, pişman olduğunu, öncelikle beraatine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istediğini, mümkün olmadığı takdirde erteleme ve paraya çevirme seçenek yaptırımlarının uygulanmasına rızasının olduğunu, ancak kamuya yararlı bir işte çalıştırılma tedbirini kabul etmediğini beyan etmiştir.
3.Bozma kararı sonrası alınan sanık ifadesinde; üst devrelerin çamaşırlarını bile alt devrelere yıkattıklarını, benden yapmamı istedikleri şeyi yapmadığından onlara zorluk çıkarttığını, kendilerini tehdit etmediğini, hakaret etmediğini, aleyhe olan hususları kabul etmediğini beyan etmiştir.
4.Sanığın savunmaları, müştekiler …, …, mağdurlar …, …, …, katılanlar …, …, …’in usulüne uygun alınmış beyanlarının da
maddi vakıayı destekler mahiyette olduğu anlaşılmıştır.
5. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Savunmalarında iki yıl uyuşturucu kullandığı, psikiyatrik tedavi gördüğü, uyku ilacı ve sakinleştirici kullandığını beyan eden sanığın görülen lüzum üzerine psikiyatri uzmanı bilirkişiye muayene ettirilerek, sanığın müşahadesine gerek olmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından yararlanamayacağı, suç tarihinde ve halen askerliğe elverişli olduğu yönünde görüş içeren rapor tanzim ettirilerek dosyasına eklenmiştir.
2.1632 sayılı Kanun’un 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan mukavemet suçunun oluşması için, failin amir veya üstünün askeri hizmete ilişkin bir emri yerine getirmesine engel olmak kastıyla şiddet veya tehditle karşı koyması gerekmektedir. Burada önemli olan, şiddet veya tehdidin, askerî bir vazifenin yapılması veya hizmete ilişkin bir emrin yerine getirilmesi sırasında ve hizmet emrinin yerine getirilmesine veya vazifenin yapılmasına engel olmak maksadıyla yapılmasıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; olay günü sanığın elindeki bıçak ile tabur içtima alanına geldiği, bunun üzerine durumun mağdurlar nöbetçi amir P.Yzb…. ile nöbetçi astsubay P.Bçvş….’a haber verildiği, askerî disiplinin aşırı derecede ihlal edilmesi üzerine bozulan disiplini tesis etmek ve daha müessif olayları önlemekle görevli üst ve amirlerin, yani nöbetçi amir ile nöbetçi astsubayın sanığa, bıçağını vermesi yönündeki emirlerine rağmen sanığın bıçağını vermediği, küfür ve hakaretlerine devam ederek bıçağını havaya doğru savurduğu ve olaya müdahale edenleri öldürmekle tehdit ettiği, böylece sanığın disiplini tesis etmeye çalışan amirlerine zorla ve tehditle karşı koyarak, görevlerini yerine getirmelerine engel olduğu anlaşıldığından sanığın mukavemet suçunu işlediğinin kabulünde,
3.Mağdurlardan birinin yüzbaşı, birinin başçavuş, diğer ikisinin onbaşı rütbesinde sanığın üstü, yine katılanlardan üçünün sanıkla aynı rütbede er konumunda olması karşısında sanığın katılan/mağdurların kişilik özellikleri gözetilmeden ve aralarında hiçbir ayrım yapılmadan topluca hepsine yönelik tek bir fiille üstü konumunda bulunan mağdurlara ve diğer katılanlara hitaben “hepinizin anasını sinkaf edeceğim” demek suretiyle zincirleme üste hakaret ve elindeki bıçağı gösterip havaya kaldırarak “hepinizi kesip öldüreceğim” demek suretiyle zincirleme üstü silahla tehdit suçunu işlediği kabul edilerek ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinde,
4.Gerek dava dosyasında mevcut olan gerekse UYAP ortamından temin olunan sanığa ait güncel adlî sicil kaydı incelendiğinde; sanığın yine suç tarihinde işlediği diğer üste hakaret ve üstü tehdit suçlarından (Kapatılan) Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11/03/2020 tarihli, 2019/27486 Esas, 2020/2787 Karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşen hapis cezalarının bulunduğu belirlenmekle, Mahkemenin sanığın her bir eylemi açısından ayrı ayrı “Sanığın adli sicil kaydından yola çıkılarak suçlu bir kişiliğe sahip olduğu anlaşıldığından mahkemece yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılmadığından 5271 sayılı CMK’nin 231/6-b maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ve aynı gerekçe ile TCK’nin 51/1-b.maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Suçun işlenmesindeki özellikler ve sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusuna olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle sanık hakkında verilen cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına
karar verilmiştir.” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile hükmolunan netice cezanın 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi kapsamında seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5.Her ne kadar sanık müdafii tarafından dosyada katılan sıfatıyla bulunan şahısların yargılama aşamasında şikayetlerinden vazgeçtiği ve yerel mahkemenin bu hususu göz önüne almayarak sanığı zincirleme üste hakaret suçundan cezalandırma yoluna gittiği belirtilmiş ise de; 1632 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinde de açıkça belirtildiği üzere askerî suçların takibi şikayete bağlı bulunmadığından sanık müdafiinin bu hususta ki temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
6.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2020/381 Esas, 2021/522 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.