Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/3536 E. 2023/6582 K. 05.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3536
KARAR NO : 2023/6582
KARAR TARİHİ : 05.07.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/82 E., 2021/554 K.
SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.04.2007 tarihli, 2007/288 Esas numaralı iddianamesi ile temyiz dışı bankacı sanık Ümit …’e zincirleme biçimde basit dolandırıcılık ve zincirleme biçimde özel belgede sahtecilik suçlarından, sanık …’a Ümit …’i zincirleme biçimde basit dolandırıcılık ve zincirleme biçimde özel belgede sahtecilik suçlarına azmettirmekten, temyiz dışı sanık … …’a ise Ümit …’in bir kısım zincirleme biçimde basit dolandırıcılık ve zincirleme biçimde özel belgede

sahtecilik eylemlerine yardım eden olarak iştirak etmekten cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

2.Basit dolandırıcılık ve zincirleme biçimde özel belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davasına bakan … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20.02.2008 tarih ve 2007/211 Esas, 2008/137 Karar sayılı ilâmı ile dolandırıcılık eyleminin nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilecek olması nedeniyle Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

3.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2011 tarihli, 2009/37 Esas, 2011/105 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanıklar … … ve …’ın; dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,

b)Sanık Ümit …’in;
i)Nitelikli dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereği 1 yıl 7 … 7 gün hapis ve 435.400 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

ii) Özel belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereği 1 yıl 8 … 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

4.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2011 tarihli, 2009/37 Esas, 2011/105 Karar sayılı kararının katılan banka vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 16.05.2009 tarihli ve 2015/14789 Esas, 2019/31793 Karar sayılı ilâmıyla; sanık Ümit … hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz yasa yoluna tabi olduğu ve itiraz merciince itirazın reddine karar verilmiş olduğundan incelenmeksizin iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine, sanık … … hakkındaki beraat kararının onanmasına, sanık … hakkındaki beraat kararının ise “… Hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verilen sanık Ümit … ile hakkında temyiz incelemesi yapılan sanık …’ın aşamalardaki savunmaları, 3 kişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ilk bilirkişi raporu, tediye fişlerindeki imzaların …’in eli ürünü olduğuna dair bilirkişi raporu ile dosya kapsamına göre tarımsal destekleme ödemelerinden sorumlu banka görevlisi sanık Ümit …’in eyleminin bankacılık zimmeti suçunu oluşturduğu, sanık …’ın da sanık Ümit’in eylemine iştirak ettiği, bu itibarla sanık …’ın bankacılık zimmeti suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

5.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 14.09.2020 tarihli, 2019/359 Esas, 2020/269 Karar sayılı kararı ile sanık …’ın banka zimmeti suçundan; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (5411 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü

maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi gereği 7 yıl 12 … 7 gün hapis ve 1120,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

6.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 14.09.2020 tarihli, 2019/359 Esas, 2020/269 Karar sayılı kararının sanık … ve sanık … müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/5453 Esas, 2021/454 Karar sayılı ilâmıyla ”… banka zararının hangi tarihte tamamen ödendiği tespit edilerek sanık hakkında 5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken hesap hatası sonucu eksik ceza tayini” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

7.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli, 2021/82 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararı ile sanık …’ın banka zimmeti suçundan; 5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi gereği 3 yıl 7 … 22 gün hapis ve 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına, mahsuba karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebepleri
Dava zamanaşımı sürelerinin tahakkuk ettiğine, bankacı sanığın sahtecilik ve dolandırıcılıktan cezalandırılmasına karar verildiği halde kendisinin banka zimmeti suçundan cezlandırılmasına karar verilmesinin haksızlık oluşturduğuna, banka zimmeti suçunun özgü suçlardan olup kendisinin ancak yardım eden olarak cezalandırılabileceğine, 9 adet fişten 4 ündeki imzanın kendi eli ürünü olmadığı halde katılan banka tarafından yaptırılan özel bilirkişi incelemesi sonucu temin edilen rapora göre tüm fişlerdeki imzalar eli ürünü kabul edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, kendi eli ürünü olan fişlere konu paraları da Ümit …’in kendisine olan borcuna mahsuben aldığını, sanık Ümit …’in çelişkili beyanlarına dayanılarak hakkında hüküm kurulduğuna, zarar soruşturmada giderildiği halde hakkında gereken ceza indiriminin yapılmadığına, temel ceza belirlenirken gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşıldığına, ceza miktarının yanlış hesaplandığına ve re’sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Zamanaşımının tahakkuk etmiş olduğuna, 20.01.2021 tarihli bozma ilâmı sonrası dosyaya ulaşan katılan bankanın zararın ne zaman ödendiği konusundaki cevabi yazısının da çelişki içermekte olduğuna, temyiz dışı bankacı sanık Ümit …’in aşamalardaki beyanlarının çelişkili anlatımları dışında sanığın aleyhine mahkûmiyetini gerektirir mahiyette delil bulunmadığına ve re’sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Dava konusu olay hakkında katılan banka tarafından banka zimmeti suçundan 20.04.2006 tarihinde suç duyurusunda bulunulması ile soruşturmaya başlandığı anlaşılmıştır.

2.Hakkında mahkemenin 03.05.2011 tarihli kararı ile nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik

suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen, suç tarihlerinde katılan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. … Şubesi servis görevlisi olan temyiz dışı sanık Ümit …’in katılan banka tarafından gerçekleştirilen tarımsal destekleme ödemeleri sırasında 09.03.2005-04.04.2006 tarihleri arasında … İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından gönderilen tarımsal destekleme ödeme listeleri, icmalleri, hak ediş belgeleri, faturalar ve müstahsil makbuzları içeriklerine aykırı olarak genel müdürlükten destekleme tutarlarını talep etmek için hazırladığı talep formlarına komşu ve aile dostu olan olan sanık …’ın azmettirmesiyle usulsüz ilaveler yaparak, bir kısım işlemlerde listelere bizzat sanık …’ın hesap numarasını yazarak genel müdürlük tarafından olması gerekenden daha fazla destek ödemesi gönderilmesini sağladığı, akabinde gerçek hak sahiplerine gerekli ödemeleri yaptıktan sonra haksız yere gönderilen kısmi ise sanık …’ın hesabına, 03.05.2011 tarihli karar ile hakkında beraat kararı verilen ve beraati Dairemizce 16.05.2009 tarihinde onanarak kesinleşen sanık … …’un isteğiyle bilgisi dışında … adına olan hesaba ve diğer bir kısım hesaplara aktardığı, böylece 527.427,35 TL banka parasının zimmete konu edildiği anlaşılmıştır.

3.Sanık … aşamalardaki savunmalarında; azmettirme suçlamasını kabul etmediğini, suç kastının olmadığını, Ümit … ile komşu olduklarını ve ailecek görüştüklerini, adı geçenin ev almak için kendisinden 35.000,00 TL borç para aldığını, kendi hesabına gelen bir kısım paranın bu borca ilişkin sanık Ümit …’in yaptığı ödemeler olduğunu, diğer işlemlerin bilgisi dahilinde olmadığını belirtmiştir.

4.09.06.2006 tarihli Kanuni Soruşturma Raporu Dosya arasında bulunmaktadır.

5.Ümit …’e ilişkin görev tanımını içerir banka cevabi yazısı dosyaya eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında 09.03.2005-04.04.2006 tarihleri arası işlendiği iddia olunan zincirleme basit banka zimmeti suçundan hüküm tesis edilmiş olup, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 01.11.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun’un ise 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit zimmet suçunun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 102 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 10 yıllık olağan, 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerine, 01.06.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre 15 yıllık olağan ve 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, 765 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 66 ıncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca zincirleme suçlarda zamanaşımı hesabının son suçun işlendiği güne göre yapılması gerektiği, somut olayda zincirleme suçu oluşturan son suç tarihi 04.04.2006 olup, buna göre 5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre 15 yıllık olağan ve 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu ve bu sürelerin henüz tahakkuk etmediği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Temyiz dışı sanık Ümit …’in müdafii eşliğinde alınan savcılık ifadesinde eylemleri sanık …’ın azmettirmesiyle gerçekleştirdiğini beyan etmesi, hakkında verilen beraat kararı kesinleşen temyiz dışı sanık … …’un mahkemedeki beyanında; kuyumculuk yapıyor olduğunu, Ümit …’i ve

…’ı tanıdığını, …’in yanına gelerek kendisine para geleceğini, bu para ile kendisine olan borcunu ödeyeceğini söylediğini, bunun üzerine beraber bankaya gittiklerini, Ümit …’in nakit para olmadığını, eft yapacağını, eft için hesap numarası gerektiğini söylemesi üzerine, yanında çalışan …’a ait hesap numarasını verdiğini, bu hesaba bir kaç kez bu şekilde para geldiğini, gelen paraları …’ın borcundan düştüğünü beyan etmesi, sanık …’ın kendisine atfen atılan imzanın bulunduğu 9 adet işten 4 adedindeki imzayı kabul etmesi, 09.03.2005 tarihinde zimmet eylemlerine başlayan ve bu eylemler sayesinde mal varlığını haksız şekilde artıran Ümit …’in 04.04.2006 tarihine kadar devam eden süreç içerisinde 2005 yılı sonunda ev almak amacıyla komşusu …’dan borç alması ve aldığı borca ilişkin ödemeleri de zimmet eylemlerinde kullandığı …’a ait hesaba zimmet paralarını aktararak yapmasının hayatın olağan akışına uymaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mahkemenin Dairemizin 16.05.2009 tarihli bozma ilâmı içeriğine uygun olarak sübuta yönelik kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Soruşturmanın 20.04.2006 tarihinde başladığı, iddianamenin 20.02.2008 tarihinde düzenlendiği, 20.01.2021 tarihli bozma ilâmımız sonrası katılan bankanın gönderdiği 14.06.2021 tarihli cevabi yazı içeriğinden 527.427,25 TL tutarındaki banka zararının tamamının 23.05.2006 tarihi itibarıyla kovuşturmadan önce giderilmiş olduğunun anlaşıldığı, söz konusu cevabi yazının banka kanuni soruşturma raporunun 18 ve 19 uncu sayfalarındaki zimmete konu tutarların tahsiline ilişkin liste ve anlatımla da uyumlu olduğu anlaşıldığından sanık hakkında hükmedilen cezadan 5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4.Temel cezanın belirlenmesi sırasında ”suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın amaç ve saiki ile özellikle zimmete geçirilen miktar” gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşıldığı belirlenmekle, temel ceza tayini sırasında gerekçesiz şekilde alt sınırdan uzaklaşıldığı yönündeki temyiz itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış bu bakımdan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5.Banka zimmeti suçunun özgü suç olup ancak banka görevlilerince işlenebileceği, bu suçların işlenilişine iştirak edenlerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi uyarınca azmettirmeden dava açılmış olup, temyiz dışı sanık Ümit …’in savcılık ifadesi içeriği ve tüm dosya kapsamına göre sanık …’ın azmettiren olarak eylemlere iştirak ettiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrasındaki ”Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme uyarınca hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

6.Hükmün gerekçesinde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın cezasında 3/8 oranında artırım yapıldığı belirtilmesine karşın, hüküm fıkrası ve kısa kararın 3 üncü bendinde 1/2 oranında artırım yapıldığının belirtilmesi, hesaplama sırasında ise 1/4 artırım yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

7.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu

olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık … ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

8.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinde öngörülen zimmet suçunun niteliği gereği, atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığı’nın müdahilliğine karar verilip lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması isabetli bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (8) numaralı bentte açıklanan nedenle Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli, 2021/82 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümden vekalet ücretine ilişkin yirmiikinci bendin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.07.2023 tarihinde karar verildi.