Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/7009 E. 2023/1970 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7009
KARAR NO : 2023/1970
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/777 E., 2021/998 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 24.07.2012 tarihli ve 2012/545 Esas, 2012/232 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üstünün bir şeyini çalmak suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 132 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 24.07.2012 tarihli ve 2012/545 Esas, 2012/232 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 22.01.2014 tarihli ve 2014/0084 Esas, 2014/0077 Karar sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2013/486 Esas ve 2013/479 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“…kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması
karşısında, uygulamaya yönelik bu konularda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine (Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2014/128 Esas, 2014/608 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında üstünün bir şeyini çalmak suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca üç ay yirmi iki gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 04.03.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 04.03.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 30.10.2018 tarihinde göçmen kaçakçılığı yapma suçunu işlediğinin İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/770 Esas, 2019/134 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/777 Esas, 2021/998 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin açıklanması geri bırakılan 20.11.2014 tarihli ve 2014/128 Esas, 2014/608 Karar sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın üstünün bir şeyini çalmak suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca üç ay yirmi iki gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğine ve basit yargılama usulü ile yeniden yargılama yapılması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, 20.02.2012 tarihinde şoförü olduğu aracın yakıt ikmalini yapmak üzere kışla benzinliğine gittiği, benzin ikmalini yaptıktan sonra benzinlik kayıt defterini imzalamak üzere benzinliğin ofisine girdiği, içeride bulunanların arkalarının dönük olduğunu gördüğü, defteri imzaladıktan sonra dosya dolabının üzerinde şarj edilen ve benzinlik sorumlusu Bkm.Uzm.Çvş. Hüseyin …’e ait olan cep telefonunu alarak gizlice cebine koyup, aracıyla benzinlikten ayrıldığı, Bkm.Uzm.Çvş. Hüseyin
…’in cep telefonunun çalındığını anlayarak telefonla aradığı ulaştırma kısım komutanı Bkm.Bçvş. Yakup …’a durumu bildirdiği, onun da sanığın aldığını düşünerek sanık ile görüşmeye gittiği, araçtan inen sanığın üzerinde bulunan cep telefonunu teslim ettiği maddi vakıa olarak anlaşılmıştır.

2.Sanık savunmalarında; olay tarihinde benzin ikmali için Zırhlı Birlikler Okulu’na gittiklerini, benzinlik kayıt defterini imzalamak üzere benzinliğin ofisine girdiğinde Mustafa Uzman Çavuş, Sabahattin Uzman Çavuş ve Hüseyin … Uzman Çavuşun olduklarını, kendi aralarında konuştuklarını, benzinlik kayıt defterini imzaladıktan sonra çıkarken gözünün masanın üzerindeki cep telefonuna iliştiğini, neden bilmediğini, cep telefonunu şarjdan çıkarıp cebine koyduğunu ve aracına binip birliğe döndüklerini, dönerken yolda Sabahattin Uzman Çavuşa telefon geldikten sonra huzursuz olduğunu hissettiğini, huzursuzluğunun sebebinin cep telefonunu neden aldığını bilememesi olduğunu, aslında kendine ait cep telefonu bulunduğunu, babasının maddi durumunun iyi olduğunu, aldığı cep telefonunun da 20-30 TL tutarında bir cep telefonu olduğunu, birliğe döndükten sonra garaja gittiklerini, garajdan Sabahattin Uzman Çavuş, Yakup Başçavuşu arayarak telefonla konuştuğunu, kendisinin araçta kalmasını istediğini, daha sonra Yakup Başçavuşun geldiğini, onun geldiğini görünce araçtan indiğini, bir şeyler söylemesine fırsat vermeden cep telefonunu cebinden çıkarıp kendisine teslim ettiğini beyan etmiştir.

3.Sanık aşamalardaki diğer savunmalarında; hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmasını, beraatini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını, mümkün olmadığı takdirde ertelenmesini ve diğer seçenek yaptırımların uygulanmasını talep etmiştir.

4.Tanık Yakup …’un mahkeme huzurunda usulüne uygun olarak alınmış yeminli beyanları da maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

5.Sanığın psikolojik durumuyla ilgili olarak suça konu eylemi gerçekleştirmiş olma ihtimaline binaen, psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından; sanıkta geçirilmiş anksiyete bozukluğu olduğu, sanığın dürtüsel olarak bir kez yaptığı ve hayat süreci içinde tekrarlamadığı anlaşılan hırsızlık eyleminin psikiyatrik bir hastalıkla ilişkili bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci maddelerinden faydalanamayacağı ve adlî gözlem altına alınmasına gerek olmadığı şeklinde yazılı ve sözlü mütalaa sunulmuştur.

6.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/770 Esas, 2019/134 Karar sayılı kararı dava dosyasında mevcuttur.

7.Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanığın aldığı cep telefonunu cebine koyması ile kendi hakimiyet alanına geçirip suç tamamlanmış olduğundan, dava konusu olayda teşebbüs hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

1.Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; asker kişilerin askeri suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı gerekçeleriyle sanığın basit yargılama usulü ile yeniden yargılama yapılması şeklindeki temyiz sebebine itibar edilmemiştir.

2.1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinde “çalma” suçunun bir tanımının yapılmaması ve üstünün, astının veya
arkadaşının bir şeyini çalma suçunun unsurlarının gösterilmemesi nedeniyle suçun unsurlarının genel
hükümlere göre saptanması gerekmektedir.1632 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinde düzenlenen suç tipinin 5237 sayılı Kanun’un 141 inci
maddesinde düzenlenen “hırsızlık” suçunun asker kişiler tarafından işlenen bir benzeri olduğu ve
“çalmak” teriminin “hırsızlık” terimi ile eş anlamlı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, üstünün, astının veya arkadaşının
bir şeyini çalmak suçunun oluşabilmesi için;
(A) Failin, kendisinin üstü, astı veya arkadaşı statüsünde olan bir asker kişinin menkul malını
rıza olmaksızın alması,
(B) Failin üstünün, astının veya arkadaşının menkul malını alma eylemini bu malın başkasına ait
olduğunu bilerek kendisine veya başkasına bir yarar sağlama amacıyla gerçekleştirmesi, zorunludur.

Olay tarihinde sanığın, Uzman Çavuş statüsünde ve üstü konumunda olan mağdurun rızası dışında cep telefonunu bulunduğu yerden aldığı ve durumun farkedilmesi üzerine suçunu itiraf ettiği ve tanık beyanıyla da ortaya konarak mahkemece üstünün bir şeyini çalmak suçuna konu eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/777 Esas, 2021/998 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2023 tarihinde karar verildi.