Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/7573 E. 2023/1194 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7573
KARAR NO : 2023/1194
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/959 E., 2022/60 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 12.06.2013 tarihli ve 2013/409 Esas, 2013/195 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci

maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 12.06.2013 tarihli ve 2013/409 Esas, 2013/195 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 2014/428 Esas, 2014/424 Karar sayılı kararı ile; sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde, Elazığ 3. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş iki adet hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunduğu, 5271 sayılı CMK’nın 231 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” hükmü ve aynı maddenin on üçüncü fıkrasındaki “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.” hükmü birlikte dikkate alındığında; adli sicildeki, söz konusu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ilişkin kaydın, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunduğu şeklinde kabulünün mümkün olmadığı, ayrıca sanığın, 23.9.2011-26.2.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, on ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; Askerî Mahkemenin 20.4.2012 tarihli ve 2012/342 Esas, 2012/103 Karar sayılı hükmünün, Anayasa Mahkemesinin 17.1.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı doğrultusunda uyarlama yargılaması yapılmak üzere, yeniden esasa kaydedilerek duruşma açılmış olması ve sanığın yukarıda açıklanan adli safahatı dikkate alındığında; uyarlama yargılaması sonucunda, Askerî Mahkemenin 20.4.2012 tarihli mahkûmiyet hükmü kapsamında, sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin ihtimal dâhilinde olduğu anlaşıldığı, Askerî Mahkemenin, takdiren 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verebilmesi mümkün olmakla birlikte; aynı Mahkemenin 20.4.2012 tarihli mahkûmiyet hükmüne yönelik, uyarlama yargılaması sonuçlanmadan; Askerî Mahkemenin, 5271 sayılı CMK’nın 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendi bağlamında, sanığın daha önce kasıtlı suçtan kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunduğu gerekçesiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verebilmesinin, mümkün olmadığı kabul edilmekle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

3.(Kapatılan) Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 08.07.2015 tarihli ve 2014/519 Esas, 2015/361 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 30.07.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 30.07.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 22.07.2016 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğinin Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarihli ve 2017/606 Esas, 2020/411 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2022 tarihli ve 2021/959 Esas, 2022/60 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan, (Kapatılan)

Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 08.07.2015 tarihli ve 2014/519 Esas, 2015/361 Karar sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hakkında lehine olan hükümleri uygulanmasını talep etmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.17.4.2012 tarihinde rahatsızlığı sebebiyle sevk edildiği İzmir Asker Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde yapılan muayenesi sonucunda, sanığa “Uyum Bozuklukları” tanısıyla (10) gün istirahat verildiği; Kıt’ası Komutanlığınca, istirahatini ikametinin bulunduğu Elazığ’da geçirmesine izin verilip, 19.4.2012-27.4.2012 tarihleri arasını içeren (8) günlük sıhhî izin belgesi düzenlenerek, 19.4.2012 tarihinde Elazığ’a sıhhî izne gönderildiği; istirahat ve dönüş için tanınması gereken 2 gün yol süresi sonunda, en geç, 28.4.2012 günü, saat 24.00’a kadar, birliğine dönmesi gerekirken dönmediği; 30.11.2012 tarihinde, saat 10.55 sıralarında, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından yakalandığı; tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.

2.Sanığın 13.03.2013 tarihli savunmasında özetle; memleketine gittiğinde iznini kullanırken babasının kalp krizi geçirdiğini, Elazığ’da bir hastanede anjiyo olduğunu ve bu nedenle çalışamayınca evin yükünün kendi sırtına bindiğini, annesinin de aynı zamanda astım hastası olduğunu, o sırada ağabeyinin yeni askerden geldiğini, ağabeyi ile birlikte çalışarak ailesine yardımcı olmaya çalıştıklarını, 30.11.2012 tarihinde polislerin eve geldiğini, kendisinin de o anki panikle balkondan atladığını, ancak sonra pişman olarak tekrar eve gelerek polislere teslim olduğunu, öncelikle beraatine karar verilmesini, aksi kanaatte olunur ise hükmün açıklanmasını geriye bırakılmasını talep etmiştir.

4.Dosya kapsamında bulunan sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı, sevk belgesi, yargılama konusu suça ilişkin izin belgesi, sair tutanaklar, vak’a kanaat raporu, yargılama konusu suça ilişkin denetim süresi içerisinde işlediği suça ilişkin ihbar yazısı ile mevcut bilgi ve belge okunup, incelenerek değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Birliğinden izinli olarak ayrılan sanığın, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın, izin bitiminden itibaren altı tam gün içerisinde birliğine katılmaması eylemi, izin tecavüzü suçunu oluşturmaktadır.

2. 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş olan izin tecavüzü suçunun oluşabilmesi için sanığın birliğine zamanında özürsüz olarak dönmemesi koşulu aranmakta ise de Kanun’da özürün ne olduğu ve kapsamı belirtilmemiştir. (Kapatılan) Askerî Yargıtayın yerleşik kararlarında, izin tecavüzü suçunda yer verilen bu özrün kapsamı, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin (b) bendi ve 58’inci maddelerinde öngörülen kıstaslar esas alınarak, beklenmeyen aniden ortaya çıkan ve sanığın zamanında Birliğine dönmesini zorlaştıran, engelleyen durumlar olarak kabul edildiği görülmekte ve ayrıca sanığın, kanuna aykırı eylemini bir an evvel sona erdirmeye veya

mazeretini ortadan kaldırmaya yönelik hareketlerinin, kısaca, suç ve dehalet kasıtlarının dikkate alınması gerekmektedir.

3. Sanık tarafından ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte olmadığı, sanığın ailesinin geçimini sağlamak nedeniyle çalışmak zorunda kaldığı şeklindeki mazeretinin kendisinden başka ailesine bakabilecek ağabeyinin de bulunması dikkate alındığında; suça konu eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

5. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2022 tarihli ve 2021/959 Esas, 2022/60 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2023 tarihinde karar verildi.