YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8154
KARAR NO : 2023/3829
KARAR TARİHİ : 18.04.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/198 E., 2021/618 K.
SUÇ :556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2011 tarihli ve 2011/494 Esas, 2011/710 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 14.09.2015 tarihli ve 2015/8074 Esas, 2015/4221 Karar sayılı ilâmıyla;
” Suç tarihi itibariyle 28.01.2009 tarih ve 27124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5833 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin yürürlükte bulunması karşısında, sanıklara isnat edilen suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar deliller değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli görevsizlik kararı sonrası, Ordu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2017 tarihli ve 2015/579 Esas, 2017/338 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi ve 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 16.05.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
4. Ordu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2021 tarihli ve 2021/198 Esas, 2021/618 Karar sayılı kararı ile sanığın, tâbi tutulduğu denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan vekili 21.07.2011 havale tarihli şikâyet dilekçesi ile Uğurlu Çarşı Ticaret isimli iş yerinde hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur.
2.Ordu 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 22.07.2011 tarihli ve 2011/310 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda, ilgili iş yerinde aynı gün sanık da hazır bulunduğu halde yapılan aramada 214 adet forma, 32 adet atkı ve 2 adet şapkaya el konulmuştur. Sanığın arama tutanağını iş yeri sahibi sıfatı ile imzaladığı anlaşılmıştır.
3.Dosyada mevcut 01.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda; orijinal ürünler ile suça konu ürünler karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve suça konu ürünlerin tamamının sahte olarak üretildiği, üzerlerinde katılan adına tescilli 2007 32999 numaralı markanın iktibas yolu ile taklit edilerek kullanıldığı ve ele geçen ürünlerin aldatıcı özelliklere sahip, kullanılmamış marka taklidi eşyalar oldukları yönünde görüş bildirilmiştir.
4.Sanık savunmalarında; bu ürünleri satmanın suç olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61 inci maddesinin yedinci fıkrasının; aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ordu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2021 tarihli ve 2021/198 Esas, 2021/618 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2023 tarihinde karar verildi.