Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/12194 E. 2023/7663 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12194
KARAR NO : 2023/7663
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği, Burdur Sulh Ceza Hâkimliği
KABAHAT : 2918 sayılı Kanun’a muhalefet

Kabahatli hakkında, 2918 sayılı Kanun’a muhalefet kabahatinden, aynı Kanun’un 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca 1.002,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

Kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Bucak Sulh Ceza Hâkimliği’nin 06.10.2020 tarihli ve 2020/294 Değişik İş sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiği, kabahatlinin bu karara itirazı üzerine de Burdur Sulh Ceza Hâkimliğinin 03.11.2020 tarihli ve 2020/2609 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.06.2023 tarihli ve KYB – 2023/52440 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2023 tarihli ve KYB – 2023/52440 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/10/2020 tarihli ve 2020/294 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
a- 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli

olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda; itiraza tabi olan idari para cezası karar tutanağının itiraz edenin mernis adresine 13/12/2019 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince tebliğ işleminin yapıldığı, bu şekilde yapılan tebliğin geçerli sayılamayacağı, yine İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün 28/04/2021 tarihli yazısında meydana gelen sel taşkını sonucu zarar görmesi nedeniyle sözkonusu tebliğ mazbatasının temin edilemediği bildirilmekle, aslına ulaşılamayan tebliğ mazbatasının denetime elverişli olmaması sebebiyle de usulsüz olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve bu nedenlerle itiraz edenin 14/01/2020 tarihli dilekçesinin öğrenme tarihi olarak kabul edilip esasa ilişkin inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/10/2020 tarihli kararının gerekçesinde, kanuni süre geçtikten sonra başvuruda bulunulduğundan bahsedilerek süre yönünden talebin reddine karar verildiği anlaşılacak şekilde hüküm kurulmasında,
b- Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/10/2020 tarihli kararının gerekçesinde, 26/11/2019 tarihli idari yaptırım kararının muterize 13/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve 15 gün olan yasal itiraz süresi geçtikten sonra başvuruda bulunulduğu açıklandığı halde, hüküm kısmında itiraza konu idari yaptırım kararının hukuka uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle hüküm esastan incelenmiş gibi karar verilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmasında,
2- Burdur Sulh Ceza Hâkimliğinin 03/11/2020 tarihli ve 2020/2609 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
a- 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda; itiraza tabi olan idari para cezası karar tutanağının itiraz edenin mernis adresine 13/12/2019 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince tebliğ işleminin yapıldığı, bu şekilde yapılan tebliğin geçerli sayılamayacağı, yine İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün 28/04/2021 tarihli yazısında meydana gelen sel taşkını sonucu zarar görmesi nedeniyle sözkonusu tebliğ

mazbatasının temin edilemediği bildirilmekle, aslına ulaşılamayan tebliğ mazbatasının denetime elverişli olmaması sebebiyle de usulsüz olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve bu nedenlerle itiraz edenin 14/01/2020 tarihli dilekçesinin öğrenme tarihi olarak kabul edilip esasa ilişkin inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/10/2020 tarihli kararının gerekçesinde, kanuni süre geçtikten sonra başvuruda bulunulduğundan bahsedilerek süre yönünden talebin reddine karar verildiği anlaşılacak şekilde hüküm kurulduğu gözetilmeden itirazın reddine karar verilmesinde,
b- Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/10/2020 tarihli kararının gerekçesinde, 26/11/2019 tarihli idari yaptırım kararının muterize 13/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve 15 gün olan yasal itiraz süresi geçtikten sonra başvuruda bulunulduğu açıklandığı halde, hüküm kısmında itiraza konu idari yaptırım kararının hukuka uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle hüküm esastan incelenmiş gibi karar verilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, açıklanan nedenlerle, itirazın esasen süreden reddedildiği ve verilen hükme karşı itiraz yolunun açık olduğu gözetilerek, merci tarafından itirazın kabulü yerine, verilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığından bahisle itirazın reddine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”

şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinde, başvuruya konu idari para cezası karar tutanağının kabahatliye tebliğinin usulsüz olduğu, başvurunun öğrenme üzerine süresinde yapıldığı, bu itibarla başvurunun esastan incelenmesi gerekirken süre yönünden reddedilmesinin, ayrıca Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.10.2020 tarihli kararında gerekçe ve hüküm arasında çelişkiye düşülerek hüküm esastan incelenmiş gibi karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hem başvuru üzerine Bucak Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın, hem de bu kararın kesin olması nedeniyle itirazın reddine dair mercii Burdur Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın kanun yararına bozulması istenmiş ise de; dosyanın tetkikinde, başvuruyu inceleyen Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.10.2020 tarihli kararının gerekçe kısmında başvurunun süresinde yapılmadığına yönelik bir takım açıklamalara yer verilmekle birlikte, kararın hem gerekçe hem de hüküm kısmında idari para cezası karar tutanağında bir hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiği ve başvurunun 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddedildiğinin görüldüğü, bu itibarla Bucak Sulh Ceza Hâkimliğince başvurunun esastan incelenerek reddedildiği, öte yandan 5326 sayılı Kanun’un 28 inci maddesinin onuncu fıkrası uyarınca üçbin Türk Lirası dahil idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararların kesin olduğu cihetle, kabahatlinin başvurusunu inceleyen Bucak Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.10.2020 tarih, 2020/294 Değişik İş sayılı kararının itirazı kabil olmadığı, nitekim bu karara yapılan itirazın da kanun yararına bozma istemine konu Burdur Sulh Ceza Hâkimliğinin 03.11.2020 tarih, 2020/2609 Değişik İş sayılı kararı ile itiraza konu kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle reddedildiği, Bucak Sulh Ceza Hâkimliği’nin 06.10.2020 tarihli kararının gerekçesinde başvurunun süresinde yapılmadığına dair açıklamalara yer verilmekle birlikte bu durumun sonuca müessir görülmediği, bu haliyle kanun yararına bozulması istenen kararlarda, istem gerekçesinde değinilen hususlar yönünden bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.10.2023 tarihinde karar verildi.