YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1458
KARAR NO : 2023/1637
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2022/1474 d. iş
ŞÜPHELİ : …
SUÇ : 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’na muhalefet
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.02.2022 tarihli ve 2021/96025 soruşturma, 2022/12591 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, Bursa 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15.03.2022 tarihli ve 2022/1474 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.11.2022 tarihli ve 94660652-105-16-18905-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/146601 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/146601 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin vermiş olduğu şikayet dilekçesinde özetle, müvekkili … Eğitim Kurumları A.Ş.’ye ait olan markanın, Bil-Fen Dershanecilik isimli firma tarafından internette ve işyerinde izinsiz kullanıldığını belirterek şüphelinin başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek veya hizmete sunmak suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, alınan bilirkişi raporunda, müştekinin şikayete dayanak gösterdiği markanın tescil tarihlerinin, şüphelinin tescilli markasından sonra olduğu, şüphelinin tescilli markasını oluşturan markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı açıklayıcı unsurlarla kullanılmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9. maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca hukuka uygun kullanım olarak değerlendirildiği ve bu kullanımın müştekinin marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, markalar arasında bir karışıklığa mahal verilmemesi için şüphelinin web sitesinde açıklama yapıldığının belirtildiği, netice olarak; müşteki vekilinin soyut iddiası haricinde müsnet suçun işlendiğine dair kamu davası açmaya haklı kılacak ve yeterli şüphe oluşturacak somut ve inandırıcı başkaca herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Müşteki vekili tarafından ibraz edilen Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine sunulan 16/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda, “…Karşı taraf markasının tescilli olduğu fakat tescilli olduğundan farklı olacak şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Karşı Tarafça yapılan bu kullanımın Tespit İsteyen tarafa ait “…” esas unsurlu markalarına benzerlik ve iltibas sebebi ile bilinirlikten faydalanma, iltibas ve karışıklığa sebep olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır.” şeklindeki tespitler nazara alındığında, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 17.12.2021 tarihli bilirkişi raporu ile 16.09.2021 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu gözetilerek öncelikle bu çelişkinin giderilmesi bakımından dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii edilerek rapor alındıktan sonra sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) “Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler” başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrası” Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde hüküm içermektedir.
2.Marka hakkına tecavüz suçları kasten işlenebilen suçlardandır. Failin, başkasına ait olan marka hakkına bilerek ve isteyerek tecavüzde bulunması halinin cezalandırılması öngörülmüştür.
3.Somut olayda; şüphelinin yetkilisi olduğu Bil-Fen Dershanecilik Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına 2000 21471 tescil numaralı “Bil-Fen Dershanesi + şekil” markasının 12.03.2002 tarihinde 41 inci emtia sınıfında (eğitim ve öğretim hizmetleri) tescil edildiği; şikayetçi … Eğitim Kurumları A.Ş.’nin ise en eski tarihli markası olan 2001 07900 tescil numaralı “Özel … 1988 + şekil” markasının
31.07.2002 tarihinde tescil edildiği anlaşılmış; böylece şüphelinin “Bil-Fen Dershanesi + şekil” markasını şikâyetçi şirketten önce Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiği tespit edilmiştir.
4.Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan araştırmada; şikâyetçi … Eğitim Kurumları A.Ş. tarafından İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/166 Esas, 2013/96 Karar sayılı dosyası kapsamında 2000 21471 tescil numaralı “Bil-Fen Dershanesi + şekil” markasının hükümsüzlüğüne yönelik açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın 16.09.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
5.Dosyada mevcut marka tescil belgeleri ve fotoğraflara göre; suça konu edilen “…” ibaresi hem şikâyetçinin hem de şüphelinin yetkilisi olduğu şirketler adına tescilli markalarda esas unsur olarak yer almaktadır.
6.Şikayetçi … Eğitim Kurumları A.Ş. vekili, şüphelinin kasten ve bilinçli olarak 2000 21471 tescil numaralı “Bil-Fen Dershanesi + şekil” markasını tescil edildiği şekilden farklı olarak “…” markasına ve ticaret ünvanlarına yakınlaştırarak marka haklarına tecavüz edildiği iddiasında ise de; dosyada mevcut marka tescil belgeleri ve fotoğrafların heyetimizce yapılan incelemesinde, şikâyetçi şirketin bu iddiasının yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
7.Dosyada yer alan bilirkişi raporlarından; şüphelinin ve şikâyetçi şirketin tescilli markalarının ve bu markaları kullanımlarının ne şekilde olduğu açıkça anlaşılmakla birlikte; konunun hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün görülmüştür. Açıklanan nedenlerle yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığı belirlenerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.