YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14791
KARAR NO : 2023/10396
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2022/5683 Değişik İş
SUÇ : 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’na muhalefet
İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
YOLUNA BAŞVURAN Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli … hakkında yapılan soruşturma sonunda Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.11.2022 tarihli ve 2020/6532 soruşturma, 2022/7370 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın mercii Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.12.2022 tarihli ve 2022/5683 değişik iş sayılı kararıyla reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanunun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60084 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60084 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “…Dosya kapsamına göre Silivri İlçe Sağlık Müdürlüğünce yapılan denetim sırasında şüpheli tarafından işletilen Dilek Eczanesinde müşteki şirkete ait 11 adet Cialis marka faturasız ilaç ele
geçirildiği, anılan ürünlerin taklit ve sahte olduğunun anlaşılması üzerine Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesinde 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 19/1. maddesi uyarınca dava açıldığı, 2019/362 esas numarasıyla yürütülen davada yargılama sonucunda hakkında ruhsatsız olarak imal edilen müstahzarları bilerek satışa arz etme eylemi nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulduğu, yargılama sırasında durumdan haberdar olan müşteki ilaç şirketinin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına marka hakkına tecavüz suçundan şikâyette bulunduğu, her ne kadar Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 15/11/2022 tarihli kararı ile ilgili başvurunun mükerrer olduğu ve taklit olduğu anlaşılan ürünlerin yurda kaçak olarak sokulduğuna dair somut delil bulunmadığı bu yönden kaçakçılık ve marka hakkına tecavüz suçlarının oluşmayacağı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 19/1. maddesinin ruhsatsız olarak müstahzar imal etme veya bu şekilde imal edilen müstahzarları bilerek satma, satışa arz etme suçu olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun’da öngörülen cezanın ise marka hakkına tecavüz niteliğindeki ürünlerin kanunda belirtildiği şekilde satma ya da bu amaçla bulundurma niteliğinde olduğu, her iki suçun unsurları açısından farklı olduğu, nitekim 1262 sayılı Kanunla öngörülen cezanın halk sağlığını koruma amacına ilişkin olduğu, 6769 sayılı Kanunda ise marka haklarının korunması ve buna ilişkin ihlallerin önlenmesinin amaçlandığı, belirtilen suçların unsurları itibariyle farklı eylemleri tanımladığı ve farklı cezalar öngördüğü değerlendirildiğinde somut olayda her iki suçun ayrı ayrı oluşacağı, dosya kapsamındaki Adli Tıp raporlarına göre ele geçirilen tabletlerin ve ürünlerde kullanılan ambalaj malzemelerinin sahte olduğuna yönelik tespitler bulunduğu da göz önüne alındığında, toplanan delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu ve delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir…” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suç ile 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun (1262 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçların mağdurları, konuları, fiil ve neticeleri, korunan hukuki değerlerinin birbirinden ayrı ve her ikisinin de bağımsız suçlar olması sebebiyle iki suçun da ayrı ayrı oluşabileceği gözetilerek; öncelikle, 6769 sayılı Kanun’a muhalefet suçu bakımından yürütülen soruşturma kapsamında, şikâyetin yasal sürede yapılıp yapılmadığı ile sikâyetçilerin şikâyet haklarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, şikâyet haklarının bulunduğu ve şikâyetin yasal sürede yapıldığının anlaşılması durumunda, markalara ait marka tescil belgelerinin Türk Patent ve Marka Kurumundan, Resmî Marka Gazetesi’nde yayınlanma tarihi ile suç tarihinde geçerli bulunup bulunmadıklarının tespiti açısından emtia listesi ile birlikte onaylı ve renkli örnekleri getirtildikten sonra konusunda uzman bir bilirkişi tayin edilerek; ele geçen ilaç kutuları üzerinde kullanılan markaların, şikâyetçi şirket adına tescilli olan markalarla iktibas veya iltibas oluşturacak şekilde taklit olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise şikâyetçinin hangi marka veya markalarına tecavüz edildiği, bu markaların suç tarihi itibarıyla geçerli olup olmadığı ve marka tescil korumasının emtia grubunu kapsayıp kapsamadığı belirlendikten sonra şüpheli hakkında kamu davası açılıp açılmayacağının tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla ve eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44 üncü maddesi uyarınca 1262 sayılı Kanun kapsamında kaldığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı bulunması nedeniyle, kanun yararına bozma istemin farklı gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin farklı gerekçe ile KABULÜNE,
2.Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26.12.2022 tarihli ve 2022/5683 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yapılması için dava dosyasının, hâkimliğine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.