Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/2288 E. 2023/6807 K. 11.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2288
KARAR NO : 2023/6807
KARAR TARİHİ : 11.07.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/223 E., 2022/142 K.
SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.03.2014 tarihli ve 2012/512 Esas, 2014/122 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi gereği 2 yıl 6 … hapis ve 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, mahsuba ve ayrıca 3 yıl 4 … hapis ve 1.000,00

TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, mahsuba karar verilmiştir.

2. Mahkemenin söz konusu kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.05.2020 tarihli ve 2016/18042 Esas, 2020/5929 Karar sayılı ilâmıyla;
“…Dosya kapsamına göre katılan …Ş. … Şubesinde bireysel kitle bankacılığı satış temsilcisi olarak çalışan sanığın, banka müşterisinin bilgisi dışında 27.01.2009 tarihinde 210,00 TL ve 325,00 TL, 29.01.2009 tarihinde 30,00 TL, 30.01.2009 tarihinde 168,00 TL havale işlemi olmak üzere 733,00 TL para transferi, 04.02.2009 tarihinde de sahte imzalı dekont ile 1.000 TL para çektiği ve aynı müşteri hesabına bağlı müşteri bilgisi dışında ATM kartı tanımlayıp, şubeden teslim aldığı bu kart ile değişik tarihlerde toplam 37.990 TL para çektiği ve ayrıca değişik tarihlerde alışveriş işlemlerinde kullanmak suretiyle toplam 15.309,46 TL tutarındaki harcama yaparak toplamda 55.032,00 TL bankayı zarara uğratması şeklinde gerçekleşen olayda; banka cevabi yazısında sanığın çalıştığı dönem içerisinde hesaplardan para çekme-yatırma, zilyetliği kendisine devredilmiş olan banka parası üzerinde koruma ve denetim görevi bulunmadığı bildirildiğinden bahisle, her ne kadar 5237 sayılı TCK’nun 245. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan ötürü mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; sanığın bireysel kitle bankacılığı satış temsilcisi görevinden ötürü banka parasını koruma görevi olduğu gibi müşteri bilgilerine erişebildiği ve bu nedenle müşterinin hesabından para transfer ettiği, sahte imzalı dekontla para çektiği ve aynı hesaba bağlı ATM kartı tanımlayıp, adres değişikliği yapmak suretiyle hesap özetlerinin müşteriye ulaşmasını engelleyerek toplamda 55.032,00 TL haksız kazanç elde ettiği anlaşılmakla, bu yönüyle sanığın eyleminin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen bankacılık zimmeti suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nun 245/2-3. madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2020/223 Esas, 2022/142 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na (5411 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, aynı Kanun’un 160 ncı maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları ile 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 … hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.01.2023 tarihli ve 2022/65924 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.

2. Sanığın temyiz sebepleri; lehine olan hükümlerin uygulandığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan … A. Ş. … Şubesinde bireysel kitle bankacılığı satış temsilcisi olarak çalışan sanığın, banka müşterisi olan eniştesinin bilgisi dışında 27.01.2009 tarihinde 210,00 TL ve 325,00
TL, 29.01.2009 tarihinde 30,00 TL, 30.01.2009 tarihinde 168,00 TL havale işlemi olmak üzere 733,00 TL para transferi, 04.02.2009 tarihinde de sahte imzalı dekont ile 1.000 TL para çektiği ve aynı müşteri hesabına bağlı müşteri bilgisi dışında ATM kartı tanımlayıp, şubeden teslim aldığı bu kart ile değişik tarihlerde toplam 37.990 TL para çektiği ve ayrıca değişik tarihlerde alışveriş işlemlerinde kullanmak suretiyle toplam 15.309,46 TL tutarındaki harcama yaparak toplamda 55.032,00 TL’yi zimmetine geçirdiği, soruşturma öncesi sanığın 55,032,00 TL’yi iade ettiği, böylece atılı suçu işlediği iddiasıyla, eylemine uyan 5411 sayılı Kanunu’nun 160 ncı maddesinin birinci ve altıncı fıkraları gereği cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık bozma öncesinde alınan savunmasında, çalıştığı bankada eniştesinin hesabının bulunduğunu, bilgisi dahilinde bankadaki işlemleri ile kendisi ilgilendiğini, hesaplarında sorun oluşması ve banka personelinin yanlış yönlendirmesi ile hakkında şikâyetçi olduğunu, sonradan görüştüğünde hesaplarında sorun olmadığını söylediğini ve şikâyetinden vazgeçtiğini beyan etmiş, bozma sonrası alınan savunmasında ise önceki beyanlarını tekrar ettiğini 1.000,00 TL tutarlı dekonttaki imzayı kendisinin atıp atmadığın hatırlamadığını, ekstre gitmemesi için mudinin adresinin kendisinin değiştirdiğini belirtmiştir.

3. Mudi …’nın bozma öncesinde kovuşturmadaki beyanında, katılan bankadaki hesaplarında eksiklik olduğundan şikâyetçi olduğunu, bir kaç gün sonra hesabındaki sorunun giderildiğini, sanıktan şikâyetçi olmadığını, bozma sonrasında ise önceki beyanlarını tekrar ettiğini, 02.04.2019 tarihli 1.000,00 TL tutarlı dekonttaki imzanın kendisine ait olmadığını, imza taklit edilmişse sanıktan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.

4. Bozma sonrasında dosyaya eklenen 05.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda, 02.04.2019 tarihli 1.000,00 TL tutarlı dekonttaki imzanın sanığın elinden çıkmadığı kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir.

5. Mahkemenin 14.12.2021 tarihli oturumunda; 1.000,00 TL tutarlı dekonttaki imza ile mudinin mahkemede istiktap edilen imzalarının incelemesinde, dekonttaki imzanın mudi imzalarına çok benzediği, ilk bakışta imzanın mudiye ait olduğu kanaatine varılabileceği, bu yönüyle de iğfal kabiliyetinin bulunduğu gözlemlenmiştir.

6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği saptanmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların … biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddelerinin uygulanması sırasında, anılan Kanun maddelerinin uygulama fıkralarının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,

3. Sanık hakkında tayin edilen gün adlî para cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 52 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği 20,00 TL gün karşılığı adlî para cezası olarak hesaplandığı halde, sonuç ceza olarak 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2 ve 3) numaralı bentte açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2020/223 Esas, 2022/142 Karar sayılı kararına yönelik sanık ile sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında; ikinci bentteki ”…43…” ibaresinin, dördüncü bentteki “…62…” ve “…52…” ibarelerin çıkartılarak sırasıyla yerlerine gelmek üzere ”…43/1…” , “…62/1…” ve “…52/2…” ibarelerinin eklenmesi, altıncı bentteki “…100,00 TL…” ibaresinin çıkarılarak yerine gelmek üzere “…20,00 TL…” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.07.2023 tarihinde karar verildi.