YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/33
KARAR NO : 2023/868
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
K A N U N Y A R A R I N A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2010 tarihli ve 2010/12793 İddianame numaralı iddianamesiyle sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına ve 54 üncü maddesi uyarınca kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık … hakkında İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2011 tarihli ve 2010/885 Esas, 2011/276 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kanunu’na muhalefet suçundan, anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddeleri uyarınca 9 ay hapis ve 2.250,00 TL
adlî para cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesinin
02.04.2014 tarihli ve 2013/14962 Esas, 2014/6131 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesine müteakip, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7242 sayılı Kanun) ilgili maddeleri ile 5607 sayılı Kanun’da hükümlü lehine getirilen düzenlemeler uyarınca İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2020 tarihli ve 2010/885 Esas, 2011/276 Karar sayılı ek kararı ile infazın durdurulduğu, ancak Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan itirazın Mahkemece 28.04.2020 tarihli ek karar ile kabul edilmesi sonucu infazın durdurulmasına ilişkin kararın kaldırıldığı ve sanık müdafii tarafından uyarlama yargılaması yapılması gerektiğinden bahisle itiraz yoluna başvurulması üzerine itiraz mercii olan İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2021 tarihli ve 2021/162 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek 28.04.2020 tarihli ek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.10.2022 tarihli ve 2021/21830 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2021/140541 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/140541 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“…7242 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3/22. maddesine “Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.” cümlesinin eklendiği, anılan Kanun’un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 5/2 maddesinin “(2) Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;
a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,
b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında,
indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” şeklinde değiştirildiği ve “(3) İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz.” şeklinde üçüncü fıkra eklendiği, anılan Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin “(1) Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.” şeklinde olduğu nazara alındığında;
Hükümlü müdafiinin 5607 sayılı Kanun’un geçici 12. maddesinin 1. fıkrası uyarınca suç konusu eşyanın
gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı hükümlünün diğer benzer dosyalarındaki değerleri de karşılayacak şekilde tek bir makbuz ile ödediğini ancak ödeme dekontunda yalnızca bir dosyanın esas sayısının yazılması nedeniyle fark edilmediğini beyan etmesi karşısında, yalnızca kaçakçılık konusu eşya değerinin hafif veya pek hafif olması bakımından değil, hükümlünün etkin pişmanlık gösterip eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı yatırıp yatırmadığı yönünden de değerlendirme yapılmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme gereğince önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması sonucu lehe kanunun belirlenmesi ile bireyselleştirmenin yapılması için de duruşma açılması gerektiği hususları gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Sanık … hakkında İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2011 tarihli ve 2010/885 Esas, 2011/276 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince 9 ay hapis ve 2.250,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın 02.04.2014 tarihinde onama üzerine kesinleşerek infaza verildiği anlaşılmıştır.
2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın gümrük kaçağı sigara olmasına göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un (4733 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile 4733 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 3 üncü maddenin onsekizinci fıkrası ile de aynı düzenlemenin korunduğu belirlenmiştir.
3.10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun 3 üncü maddesinin yirmiikinci. fıkrası “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirilmiş olup, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen düzenleme uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.
4.Yukarıda istem bölümünde de belirtildiği üzere 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddenin birinci fıkrasındaki düzenleme “Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün
içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.” şeklinde olup, dosya kapsamına göre hükümlü … müdafii tarafından sunulan kanun yararına bozma talebini içerir dilekçede yer alan 882,00 TL tutarının, kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirtilen suça konu sigaraların CİF değeri olduğu, anılan tutarın iki katının yatırılması halinde hükümlünün 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince etkin pişmanlıktan yararlanmasının mümkün olmadığı, zira etkin pişmanlıktan faydalanabilmek için hakkındaki mahkûmiyet kararı henüz infaz edilmemiş olan hükümlünün 7242 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 15.04.2020 tarihinden itibaren 90 günlük süre içinde kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri olan 4.923,59 TL’nin iki katı tutarı olan 9.847,18 TL’yi hazineye ödemesinin gerektiği sabittir.
5.Bu kapsamda, sanık …’ın 22.07.2010 tarihli eylemi nedeniyle İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2011 tarihli karar ile 9 ay hapis ve 2.250,00 TL adlî para cezasına mahkûmiyetine hükmolunduğu gözetildiğinde, sanık hakkında 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası uyarınca cezada üçte birine kadar indirim yapıldığı takdirde dahi netice cezanın sanık aleyhine olacağı ve mahkemece bu kabul ile 28.04.2020 tarihli ek kararla uyarlama talebi reddedilerek infazın kaldığı yerden devamına karar verildiği belirlenmekle, itiraz mercii olan İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2021 tarihli ve 2021/162 Değişik iş sayılı hükümlünün itirazının reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.