Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/4612 E. 2023/3750 K. 17.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4612
KARAR NO : 2023/3750
KARAR TARİHİ : 17.04.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
HÂKİMLİĞİ : İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2020/5096 Değişik iş
KABAHATLİ :
KABAHAT :5253 sayılı Dernekler Kanunu’na (5253 sayılı Kanun) muhalefet
KABAHAT TARİHİ : 2018 ve 2019 yılları
İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

5253 sayılı Dernekler Kanunu’na muhalefet eyleminden kabahatli Sait Kır hakkında İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 25.02.2020 tarihli ve E.626 sayılı idarî para cezası karar tutanağı ile uygulanan toplam 4.438,00 TL idari para cezalarına karşı yapılan başvurunun, İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.06.2020 tarihli ve 2020/2145 Değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan karara yönelik itirazın da İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.07.2020 tarihli ve 2020/5096 Değişik iş sayılı kararı ile kesin olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.12.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/156927 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I.İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/156927 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “…Dosya kapsamına göre, dernek gelirlerinin tahsilinde kullanılan alındı belgelerinin üzerinde ödenti veya bağışta bulunan gerçek kişilerin T.C kimlik numaralarının ve tüzel kişilerin vergi numaralarının yazılmadığından bahisle idari para cezası uygulanmasına karar verilmiş ise de;
1-5253 sayılı Kanun’un 17. maddesinde yer alan “Derneklerin iş ve işlemlerinde, bu Kanun ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile bunlara dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerin hükümlerine aykırılık tespit edilmesi halinde, konusu suç teşkil etmeyen hata ve noksanlıkların mülkî idare amirinin yazılı istemi üzerine, ilgili dernek tarafından otuz gün içerisinde giderilmesi zorunludur.” şeklindeki düzenleme uyarınca, eksiklikler bakımından ilgili derneğe hata ve noksanlıkların giderilmesi için belirtilen süre verilmesine rağmen hata ve eksikliğin giderilmemesi halinde idari yaptırım kararı verilebileceği, inceleme konusu dosyada kabahate konu eksiklik ile ilgili mülkî idare amirinin bu şekilde bir bildiriminin olmadığı gözetilmeden, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2-5253 sayılı Kanun’un 32/d maddesinde”Derneğe ait tutulması gereken defter veya kayıtları tutmayan veya tasdiksiz defter tutan dernek yöneticileri üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmaması halinde dernek yöneticilerine ve defterleri tutmakla sorumlu kişilere beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Adına yetki belgesi düzenlenmediği halde gelir toplayanlar ile bilerek bu şekilde gelir toplanmasına izin veren yönetim kurulu üyelerine bin Türk Lirası idarî para cezası verilir” ve Dernekler Yönetmeliğinin 45. maddesinde yer alan “Alındı belgeleri, sabit boyalı sert veya sivri uçlu tükenmez kalemle okunaklı bir biçimde silintisiz ve kazıntısız olarak doldurulur. ” şeklinde yer alan düzenlemelere nazaran, gerçek kişilerin T.C. kimlik numaralarının, tüzel kişilerin de vergi numaralarının alındı belgesinde yer almasının zorunlu olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı gibi yer almamasının da yaptırıma bağlanmadığı; alındı belgesinde doldurulması gereken kısımlara dair açık bir düzenlemeye yer verilmediği, sadece alındı belgesinin şeklen nasıl doldurulacağına ilişkin yönteme dair açıklamaya yer verildiği, ayrıca bağışçı olan ve dernek kayıtlarında kişisel bilgileri sınırlı bir şekilde bulunan şahıslara ilişkin özel bilgi mahiyetindeki T.C kimlik ve vergi numaralarına ulaşılmasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığı gözetilmeden, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
3-5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun ”İdari Yaptırım Kararı” başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasında ” (1) İdari yaptırım kararına ilişkin tutanakta;
a) Hakkında idari yaptırım kararı verilen kişinin kimlik ve adresi,
b) İdari yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili,
c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller,
d) Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlilerinin kimliği,
Açık bir şekilde yazılır. Tutanakta, ayrıca kabahati oluşturan fiil, işlendiği yer ve zaman gösterilerek açıklanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, muteriz hakkında uygulanan idari yaptırım kararının kabahatin konusu kısmında genel kurul toplantısı ve organlara seçilenlerin idareye bildirilmemesi anlatımına yer verilmekle birlikte, kabahat ile ilgili açıklama kısmında, alındı belgelerinde zorunlu kısımların bulunmaması ve yetkili merciden izin alınmadan merkezi yurt dışında
bulunan kuruluşların şube açması şeklinde iki farklı kabahat eyleminden bahsedildiği gibi idari para cezası miktarının hangi kabahat nedeni ile ne miktarda olduğuna dair açıklamanın da bulunmadığı, bu hali ile muteriz hakkında uygulanan idari yaptırım kararında idari yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiilinin ne olduğu hususunda açıklık bulunmaması karşısında, idari yaptırım kararının 5326 sayılı Kanun’un 25. maddesinde belirtilen şartları taşımadığı gözetilmeden, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II.GEREKÇE
İhbarnamede, kabahatli Sait Kır hakkında İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 25.02.2020 tarihli ve E.626 sayılı idarî para cezası karar tutanağı ile uygulanan idari yaptırımın, 2018 yılı için 1.046,00 Türk lirası, 2019 yılı için 1.294,00 Türk lirası idari para cezaları olduğunun belirtildiği ve idari para cezalarının dernek gelirlerinin tahsilinde kullanılan alındı belgelerinin üzerinde ödenti veya bağışta bulunan gerçek kişilerin T.C kimlik numaralarının ve tüzel kişilerin vergi numaralarının yazılmadığı gerekçesine dayandığı belirtilmiş ise de, anılan idari yaptırım kararında yıl bakımından bir ayrı bulunmadığı gibi kabahatin konusu kısmında genel kurul toplantısı ve organlara seçilenlerin idareye bildirilmemesi anlatımına yer verildiği, kabahat ile ilgili açıklama kısmında, alındı belgelerinde zorunlu kısımların bulunmaması ve yetkili merciden izin alınmadan merkezi yurt dışında bulunan kuruluşların şube açması şeklinde iki farklı kabahat eyleminden bahsedildiği gibi toplam idari para cezası miktarının da 4.438,00 Türk lirası olduğu anlaşılarak yapılan incelemede;

A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (3) numaralı neden yönünden;
Kabahatli Sait Kır hakkında İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 25.02.2020 tarihli ve E.626 sayılı idarî para cezası karar tutanağı ile uygulanan toplam 4.438,00 TL idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararının kabahatin konusu kısmında genel kurul toplantısı ve organlara seçilenlerin idareye bildirilmemesi anlatımına yer verilmekle birlikte, kabahat ile ilgili açıklama kısmında, alındı belgelerinde zorunlu kısımların bulunmaması ve yetkili merciden izin alınmadan merkezi yurt dışında bulunan kuruluşların şube açması şeklinde iki farklı kabahat eyleminden bahsedildiği gibi idari para cezası miktarının hangi kabahat nedeni ile ne miktarda olduğuna dair açıklama da bulunmadığından, idari yaptırım kararının 5326 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinde belirtilen şartları taşımadığı anlaşılmakla kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) ve (2) numaralı nedenler yönünden;

Bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) ve (2) numaralı nedenler bakımından inceleme yapılması sonuca etkili olmayacağından bu husus inceleme dışında bırakılmıştır.

III.KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (3) numaralı neden yerinde görüldüğünden talebin KABULÜNE,

2.İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.07.2020 tarihli ve 2020/5096 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca muteriz hakkında uygulanan idari yaptırım kararının kaldırılmasına, dosyanın, Hâkimliğine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) ve (2) numaralı nedenler bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

17.04.2023 tarihinde karar verildi.