YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4966
KARAR NO : 2008/571
KARAR TARİHİ : 19.02.2008
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 19.02.2008 günü belirlenen saatte temyiz edenler … ve arkadaşları vekili Av…. ile …vekili Av…. geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1-İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre 153 ada 12 parsel sayılı taşınmazın …adına tesbit edildiği anlaşılmaktadır.
Ödeyandan kadastro davaları lehine tesbit yada kadastro komisyonunca adlarına tescile karar verilen gerçek yada tüzel kişiler arasında görülür. Açık bir deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür.
Hal böyle olunca 153 ada 12 parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmamaktadır.
Mahkemenin bu hukuksal olguları dikkate alınarak 153 ada 12 parsel sayılı taşımaza yönletilen dava hakkında yazılı şekilde hüküm kurmasında bir isabetsizlik bulunmadığından 153 ada 12 parsel sayılı taşımazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Dava ve temyize konu 137 ada 1 parsel sayılı taşınmazın terekeye dahil olmadığı, … tarafından emek ve para sarfıyla imar ve ihya yoluyla kültür arazisi haline getirildiği anılan taşınmaz üzerinde tesbit gününde adına tescile karar verilen zilyedi davalı … yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesi hükmü aracılığıyla aynı yasanın 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre 137 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-Dava konusu 134 ada 5 parsel sayılı taşınmazın temyize konu haritasında (A) harfi ile işaretli bölümü hakkında ki hükme yöneltilen temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 134 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ortak miras bırakandan kalmadığı, adı geçen zilyedi …’ın 134 ada 5 parsel sayılı taşınmazın temyize konu kesimini para ve emek sarfıyla imar ve ihya yoluyla kültür arazisi haline getirdiği tesbit gününde temyize konu bölüm üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesi hükmü aracılığıyla anılan yasanın 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre dava konusu 134 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, temyize konu davalı … adına tescile karar verilen kesimi ile ilgili, hükme yönelik temyiz itirazlarının reddiyle sözü edilen bölümle ilgili hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 0,90 YTL harcın davacı taraftan alınamsına,
4-İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre somut olayda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu 134 ada 5 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile işaretli bölümü ile 137 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ortak miras bırakanının terekesine dahil olmadığı gözönüne alınarak anılan taşınmazlar dışında kalan dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığının duraksamasız belirlenmesi, daha sonra adı geçen ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığının duraksamasız saptanması gerekir. Nevarki mahkemece bu doğrultuda yeterli ve yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, az yukarıda vurgulandığı gibi yerel mahkemece yapılan, araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tesbit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı yada mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçılara, miras payınlarına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları çeliştiği takdirde, tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava yada davalar varsa, usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasındaki, fiili ve hukuki irtibat nedeniyle açık bir söyleyişle davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz yada taşınmazların, tesbit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde de durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek ve kesinleşen yönler gözönüne alınarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalılarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 19.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.