YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3695
KARAR NO : 2009/6175
KARAR TARİHİ : 18.12.2009
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 12, 78 ve 85 parsel sayılı sırası ile 5656,13 m2, 230,43 m2 ve 735,77 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 85 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile aynı ada 12 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretli 2828,13 m2 yüzölçümlü bölümünün davacı hazine adına, 101 ada 78 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile aynı ada 12 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2828,13 m2 yüzölçümündeki bölümüne yönelik davanın reddine, taşınmazların davalı adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, taraflarca esasa ilişkin, davalı vekili tarafından ayrıca vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 101 ada 78 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile aynı ada 101 ada 12 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile işaretli bölümü üzerinde tespit gününde lehine tescil hükmü verilen davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 101 ada 85 parsel sayılı taşınmaz ile aynı ada 12 parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli haritada (B) harfi ile işaretli taşınmaz bölümlerinde ise davalının zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşulu ile zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazların kültür
arazisi niteliğinde olmadığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Davalı vekili sadece dilekçe verdiğine, keşif ve duruşmalara katılmadığına göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 31. maddesi hükmü uyarınca davalı yararına 150 TL vekalet ücreti takdir edilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı hazine ile davalının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki hüküm yerinde vekalet ücreti yerine sehven dilekçe ücreti yazılması isabetsiz ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinin yedinci paragrafının dördüncü satırındaki “..dilekçe..” kelimesinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “..vekalet..” kelimesinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, temyiz eden davalıdan peşin ve yeterli alınan 82.80 TL harcın mahsubuna, 18.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.