Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2009/6174 E. 2010/4123 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6174
KARAR NO : 2010/4123
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı … ile davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 103 ada 105 parsel sayılı 9215.10 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, … aynı nedenlerle davaya katılmıştır. Mahkemece davacı …’in davasının reddine, katılan davacı …’in davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın katılan davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … ile davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı …’in dava konusu ettiği yerin dava dışı 103 ada 104 parsel sayılı taşınmazda kaldığı belirlenmiştir. Dosya içinde bulunan tutanak örneğine göre taşınmaz davalı hazine adına tespit edilmiş ancak kesinleşip kesinleşmediği belirlenememiştir. Mahkemece doğru hasma yöneltilmiş dava olduğu gözetilerek 103 ada 104 parsel sayılı taşınmaz davalı ise her iki dava dosyası birleştirilmeli, aksi halde taşınmaza ait tutanak davalı hale getirtilmeli, bu şekilde işin esasına girilerek 103 ada 104 parsel sayılı taşınmazla ilgili hüküm kurulmalıdır.
Öte yandan davacı … ve katılan davacı … 1936 tarih, 10 tahrir sayılı aynı vergi kaydına dayanmışlardır. Vergi kaydının kapsamının belirlenmesi için 103 ada 104 ve 105 parsel sayılı taşımazlara ilişkin davanın birlikte görülmesi zorunludur. Vergi kaydı güneyde hali okumakta aynı yönde mera olarak tespit gören 103 ada 135 parsel sayılı taşınmaz bulunmaktadır. Komşu mera parseli dayanağı vergi kaydı miktarı da zemindeki meranın miktarından çok fazladır. Ayrıca mahallinde yapılan keşifte taşınmazın
fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu, komşu mera olarak sınırlandırılan taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısının mukayesesi keşif tutanağına geçirilmemiş olması da mahkemece geleneksel mera araştırmasının yöntemine uygun şekilde yapılmadığını ortaya koymaktadır.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacıların tutundukları vergi kaydı Özel İdare Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra vergi kaydına dayanan davacıların kayıt malikleri ile akdi, irsi ilişkileri sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki yada maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli, yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı yada bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, kayda dayanan tarafın vergi kayıt maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra davanın niteliği gereği mahkemece yeniden yapılacak keşifte yöreyi iyi bilen davada yararı olmayan komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurularak dava konusu taşınmazın geleneksel mera olup olmadığı taşınmaz başında yapılacak keşifte sorulup saptanılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, az yukarıda belirtildiği gibi ziraatçi bilirkişi yardımıyla harici gözlem yapılarak tutanağa aktarılmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, vergi kaydı güneyde hali okumakla aynı yönde zeminde mera bulunmakla kaydın miktarıyla geçerli olduğu dikkate alınmalı, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı … ve davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 82.80 TL harcın istek halinde hükmü temyiz eden davacı …’e iadesine, 28.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.